Giriş
1683 Viyana Bozgunu’ndan sonra başlayan ve 1699 yılına kadar devam eden Kutsal İttifak saldırıları Osmanlı Devleti’ni her yönden zayıflattı. Devletin ordusu ve hazinesi bu saldırıları durdurmaya yetmedi. Anadolu ve Rumeli’de eşraf ve aʻyân olarak tanımladığımız seçkin zümre bölgelerinde gücü ellerine geçirdi. Rumeli’de Pasvandoğlu Osman, Anadolu’da Karaosmanoğulları, Çapanoğulları (Çaparzâdeler) gibi yüzlerce aʻyân ailesi ortaya çıktı. Çukurova’da ise Çapanoğlu Süleyman Bey’in desteğini sağlayan Hasanpaşazâdeler ve Menemencioğulları gibi aʻyân aileleri doğdu.
III. Selim büyük bir ıslahat yapabilmek ve artık eskimiş olan Yeniçeri Ocağı’nın yerine Nizâm-ı Cedid Ocağı’nı yerleştirmek istiyordu. II. Osman’ın başarısız ıslahat girişimini devlet unutmamış, gerekli dersleri çıkarmıştı. Bu yüzden III. Selim aradığı taze kanı Arabistan’da değil Anadolu’da, Rumeli’de bulmak peşindeydi. İşte Anadolu’nun ortasında Çapanoğulları sülâlesine bu kadar geniş yetki vermesi, Samsun’dan İskenderun’a kadar geniş bir alanda Süleyman Bey’i desteklemesi bu yüzdendi. Bu destek sayesinde Karslızâdeler bölgede güç kazandı, mukataa işletmecisi, şehir kethüdası, aʻyân-ı vilâyet ve vali vekili anlamında mütesellim oldular. Ünvanları mütesellim ise de şehri gerçek validen daha büyük yetkilerle yönettiler.
Karslızâdeler sülalesi, Adana beylerbeyi ünvanını alan Hasan Paşa’dan sonra daha çok kendilerini Beyzâde veya çoğu zaman Hasanpaşazâde olarak tanıttılar. Hasan Paşa’nın oğlu Abdullah Paşa kısa bir dönem Üzeyir (Özer İli) sancakbeyliği yaptı. İşte bu araştırmada ele aldığımız belgeler bu Abdullah Paşa’nın oğlu Ahmet Paşa dönemini anlatan belgelerdir.
Bir aʻyâna ait bu kadar çok belgeye ulaşacağımızı biz de tahmin etmiyorduk. Bu sebeple Ahmet Bey dönemi ile ilgili belge serisinin üçüncüsünü yayınlamak zorunda kaldık. Bundan sonraki belgelerde Ahmet Bey’in kardeşi Mehmet Bey ve Ahmet Bey’in oğlu III. Hacı Ali Bey ile ilgili belgeleri yayınlayarak bölge tarihini aydınlatırken devlet çarkının nasıl işlediğine ilişkin örnek belgeler sunacağız.
1. Fransızların Mısır’a Asker Çıkarması
Tulon limanında bir askeri hareketlilik olduğunu duyan Bâb-ı Âli bunu Paris elçisi Es-seyyid Ali Efendi’den sormuş, endişelenecek bir şey olmadığı cevabını almıştı. Bu cevaba rağmen 19 Mayıs 1798 tarihinde Napolyon Bonapart 280 parça gemi ve 38.000 asker ile Tulon’dan Mısır’a hareket etti[1] . Adana eyaletinden istenilen 250 nefer askerin gemilerle gönderilmesi düşüncesinden sonradan vazgeçilmiş ise de savaş bahanesi ile fakir halktan bir akça dahi olsa para alınmaması gerektiği konusunda ferman gönderilmesine gerek duyulmuştu[2] . Osmanlı Devleti bu savaşta İngilizlerle iş birliği yapmış ve ilk defa Nizâm-ı Cedid askerinin savaş gücünü denemek imkânı bulmuştu[3] .
2. Üsküdar Saçmahanesi Vakfı
Adana Şerʻiye Sicili’nde yer alan bir belge silah sanayii ile ilgilenen araştırmacılar için değişik bir belge olabilir. 1803 yılında Haremeyn-i Şerifeyn Evkâfı Nâzırı Bilal Ağa Divan’a bir arz göndermişti. Bu arzda Merhum Sultan Mustafa Han mukataalarından Üsküdar’da bulunan Saçmahane Fabrikası Mukataası’nın gelirleri Beyhan Sultan’ın annesi Adilşah Kadın uhdesine verilmişti. Fabrikadan çıkan barut ve kurşun İzmir’den başka Anadolu’nun birçok yerlerine belirli şartlar dahilinde ulaştırılmaktaydı. Vakıf mütevellisi uzun süredir bu şartlara uyulmadığından şikâyet etmekte fabrikadan çıkacak malların vakıf temessükü olmadan verilmemesini, yeni saçmahane açılmamasını istiyordu[4] .
3. Adana Mütesellimliği Beratı
Adana vilayeti 1683’ten sonra çoğu zaman Rumeli şehirleri korumasında bulunan valilere ek gelir sağlamak üzere ilhaken verilmiştir. Valilerden çoğu Adana’ya hiç gelmemiş ve güvendiği bir adamını veya yörenin güçlü aʻyânlarından birisini vali vekili anlamında mütesellim olarak görevlendirmiştir. Adana’da birçok gelir kaynağını uhdesine almış olan Hasanpaşazâde Ahmet Bey mütesellimlik konusunda akla ilk gelen isim olmuştur. 1805 yılı ocak ayında Vidin ve Niğbolu sancaklarına mutasarrıf bulunan ve Vidin kalesi muhafazasında bulunan Vezir Osman Paşa’ya ilhaken verilen Adana eyaleti yönetimine “reʻâyâ-perver ve sadâkat-kâr ve zabt ü rabt-ı memlekete sâhib-i iktidâr” bir mütesellim aranmış ve Osman Paşa’nın kapukethüdasının arzıyla bu görev Hasanpaşazâde Ahmet Bey’e verilmiştir[5] . Burada geçen Osman Paşa’nın Sicill-i Osmanî’de adı geçen 84 ayrı Osman Paşa arasından Kürt Osman Paşa olması mümkün görünmektedir[6] . Adana’ya mütesellim atanırken dayanak olarak gösterilen “çekirge istilası, kıtlık, kuraklık, sel baskını” gibi şeyler sayılsa da gerçek sebep vali olarak atanan kişilerin Rumeli uçlarındaki kalelerin muhafazasında görev almış olmaları idi[7] . Bundan önceki yayınlarımızda Hasanpaşazâdeler ve Hasanpaşazâde Ahmet Bey hakkında 4 ayrı makale yayınlanarak Osmanlı Tarihi içerisinde pek dikkat çekmeyen bu önemli a‘yân ailesi hakkında gerekli bilgi verilmişti[8] . Ancak Hasanpaşazâde Mehmet Bey ve Ahmet Bey’in oğlu III. Hacı Ali Bey hakkındaki belgeleri de yayınlayarak bu seriyi sürdürmeyi planlamaktayız.
4. Vehhabîlerin Ortaya Çıkışı ve Mekke’ye Saldırmaları
Osmanlı tarihinde Vehhâbilik hareketinin kurucusu 1792 yılında ölen Muhammed bin Abdullah’tır. İslamiyette uygulanan birçok dini tören ve uygulamaya şirk olduğu gerekçesi ile karşı çıktı. Mezar ve türbe yaptırmanın şirk olduğunu söyleyerek bütün mezarları ve türbeleri tahrip ettiler. Necid’de bulunan Suud ailesinin siyasi ayaklanmasına Muhammed bin Abdullah’ın dinî görünüşlü fikirleri iyi bir kalkan olmuş ve iki hareket böylece birleşmişti[9] . Devlet Adana mütesellimine ve Adana kadısına gönderdiği fermanda düşmanın amacı hakkında bilgi vererek halk üzerindeki etkilerini kırmaya çalışmaktaydı. Suud oğlu Abdülaziz Mekke’yi ele geçirmiş ve Hz. İbrahim makamı ve Kaʻbe dışında her şeyi yıkmaya kalkmıştı. Adana halkından istenilen şey ise 10 bin kile buğday[10] ve 20 bin kile arpanın halktan satın alınarak Şam’a çuval içinde ulaştırılması idi. Buğdayın kilesi çuval ile birlikte 50 para, arpanın kilesi ise 45 paradan işlem görecekti[11].
5. Hac Yollarının Güvenliği
Adana valilerine ve diğer güvenlikten sorumlu kişilere gönderilen fermanlar içinde hac yollarında güvenliğin sağlanması ve hacıların salimen Mekke’ye ulaştırılması önemli bir yer tutar. Bunu sağlamak padişahların bir namus borcu sayılmış ve her yıl Mekke’ye Surre Alayları tertip edilmiştir. Kafilenin başında devletin güvenilir bir adamı mîr-i hacc olarak görevlendirilir ve hacılar Surre Alayı ile birlikte yola koyulurlardı. 1803 yılının ağustos ayında hac yolu üzerindeki bütün eyaletlere ve bu arada Adana mütesellimine hacıların salimen geçirilmelerine dikkat etmesi için bir ferman gönderildi.
Bunun için devletin güvenilir adamlarından birisi mîr-i hacc olarak seçilir ve onun başkanlığında Mekke ve Medine için Kaʻbe örtüsü ve çeşitli hediyeler gönderilirdi. Hac için gidecek olan hacı adayları da bu kafileye katılarak güvenli bir şekilde yolculuklarını yaparlardı. Bunu sağlamak için hac yolu üzerindeki bütün valilere, bütün kadılara hacıların güvenliklerinin sağlanması konusunda yardım olmaları için fermanlar gönderilirdi. 1803 yılı ağustosunda da hassa silahşörlerinden Osman Ağa Surre Emini tayin olunmuş ve kafile Üsküdar’dan yola koyulmuştu. Surre Emininin görevi Üzeyir (Özer İli) sancağından hacıları salimen geçirerek Halep toprağına eriştirmekti[12].
Halep’ten sonra emir-i hacclık görevini bir başkası devralacak ve kervan aynı şekilde yoluna devam edecekti[13]. 1805 yılında yeni bir ferman gönderilerek Adana’dan Payas’a giden yolda güvenliğin sağlanması isteniliyor, Üzeyir sancağına atanmış olan Dede Bey ile müşavere yapılması emrediliyordu. Eğer güvenlik sağlanamayacağına inanılırsa hacıların Ayas iskelesinden Payas’a gemilerle taşınması uygun bulunmuştu. Bu mesafeye bakılırsa Misis derbendinin güvenliğinin tam sağlanamadığı şeklinde yorumlanabilir[14]. Hacıların güvenliğinin sağlanması padişahların namus borcu kabul edildiğinden bu konudaki başka bir belgede Bulanık Bahçe’de bulunan Fettahbeyzâde Ağca Bey’den ve diğer büyük aşiret reislerinden yardım istenmesi emrediliyordu[15]. Ağca Bey ile Küçükalioğulları’nın arası iyi olduğunda Bahçe onlar için sığınacak bir kale konumunda idi. Burada sancakbeyleri ve valiler ve mütesellimler arasındaki şahsi çekişmenin devletin gücünü nasıl zayıflattığını açıkça görmekteyiz. Bu olayda Seydi Bey’in asi durumuna düşürülmesi, Adana Mütesellimi Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey’in Seydi Bey’i kurtarmak amacıyla hareket ettikleri, Dede Bey’in ise sancakbeyliği makamını sağlamlaştırmak ve devletin güvenini kazanmak çabasında olduğu görülmektedir[16].
6. İrâd-ı Cedid Hazinesi
İrâd-ı Cedid Hazinesi aslında Nizâm-ı Cedid’in bir parçası idi. Tersane, baruthane, tophane gibi askerî tesislerde yapılacak yeniliklerin masraflarını zamanında karşılayabilmek için 200.000 kese gelire sahip olacak yeni bir hazine kurulmuş ve defterdarlığına da talimli asker nazırı atanmıştı. Gelirler kahve, şarap, yün, tütün ve faizi 10 kese olan mahlul mukataalardan karşılanacaktı[17].
1803 yılının şubat ayında Adana ve Tarsus sancaklarından ordu için tahsil olunacak 4.800 kuruşun tahsili için ferman yayınlandı. Bu iki sancakta bulunan zaimlerin ve timar sahiplerinin vermeleri gereken bedeliyyeleri kişi başına 150 akça olmak üzere belirlenmiş ve bu paradan 4.800 kuruş alacak kalmıştı. Tekrar istenmesine rağmen bir akçası bile gelmemişti. Bu paranın bir an önce İstanbul’a ulaştırılması için bu sefer özel mübaşirle birlikte bu ferman gönderilmişti[18]. Öyle anlaşılıyor ki mübaşir tayin edilen Osman da İstanbul’a eli boş dönmüştü.
1804 yılının mart ayında mukataa ve diğer devlet gelirleri toplanırken İrâd-ı Cedid Hazinesi gelirlerinin de toplanarak İstanbul’a gönderilmesi için Ahmet Bey’e bir ferman gönderilmişti. Fermanda belirtildiğine göre Tarsus sancağında gelirleri İrâd-ı Cedid Hazinesine ait 16 adet zeamet ve timara Adana sakinlerinden Kara Fakihoğlu Mustafa Bey ve Adana Alaybeyi Mahmut Bey iş birliği yaparak el koymuşlardı. Devlet bu paranın Tarsus Voyvodası Seyyid Ahmet Bey’e bir an önce ödenmesi için bu fermanı yayınlamış ve mübaşir çıkarmıştı[19].
Çukurova’da Seyhan ve Ceyhan nehirleri ovaya hayat verdiği gibi o zamanlar büyük bir ihtiyaç olan su değirmenlerini de döndürüyordu. XVI. yüzyıl ortalarında sadece Ramazanoğulları vakfına ait 49 değirmen bulunması[20] değirmenlerin sosyal ve ekonomik hayattaki yerini göstermesi bakımından çok önemlidir.
Adana hayvancılık ve tarımla geçinen, aşiretlerle dolu bir eyalet olduğundan yapağı vergilerinden elde edilen 12.500 kuruşun toplanılıp hazineye teslimi de o sıralarda Adana’nın en saygın kişisi durumunda bulunan Adana Mütesellimi Ahmet Bey’e havale olunmuştu. Ancak yapağı gelirlerinden 12.500 kuruşun toplanması mümkün görünmeyerek “hepsinin birden kaybolmasından ise” Ahmet Bey’e 4.500 kuruş indirim yapılmış ve 8.000 kuruşa ihale Ahmet Bey’e bırakılmıştı[21]. Bütün bu işlemlerin arkasında Ahmet Bey’in gücünü bulmak hiçbir şekilde aşırılık sayılmamalıdır.
7. Sarıçam Voyvodası İshak
Padişah haslarından olan Bereketlü Ma‘deni’ne bağlı Yahyalu kazası ahalisinden 100 neferden fazla kişi 1210 (1795-1796) senesinde ticaret yapmak için Karataş tarafına giderlerken Sarıçam Voyvodası İshak denilen şakî[22] yollarını kesmiş mallarını ve hayvanlarını yağmalamıştı. Çamardı kazası naibi durumu İstanbul’a bildirdi. Bu işin gereği Darbhane-i Âmire nazırı Ebubekir Ağa’ya havale olununca o da Adana mütesellimi Ahmet Bey’i görevlendirmişti[23]. Bu görevlendirme bir anlamda Karsandıoğulları’ndan intikam alınması için verilmiş gizli bir izindi. Çünkü Karsandıoğullarından Piş Hasan adlı kişi Menemencioğlu boybeyi II. Ahmet Bey’i öldürmüştü.[24] Ahmet Bey’in büyük kızı Hamide Hatun ise Ahmet Bey’in kardeşi Mehmet Bey ile evli idi. Bu iki aile her ne kadar birbirlerine rakip iseler de Karsandıoğulları her ikisinin de ortak düşmanı idi.
8. Paşmaklık Bir Vakıf ve Vakıf Yönetimi
Serturnai (Turnacıbaşı) Hüseyin Efendi Adana’da oldukça tanınmış bir kimse idi. Turnacıbaşı Hüseyin Efendi’nin Yüreğir nahiyesinde yaptırmış olduğu 6 göz değirmenin geliri Konya’da bulunan Mevlânâ dervişlerinin giyimi için tahsis edilmiş olup her topu 20 ziraʻ olmak üzere[25] 25 top kumaşın eskiden olduğu gibi yine eksiksiz gönderilmesi hakkındaki fermanda “17 yıldan beri gönderilmediğinden” söz edilmesi vakıfların işleyişi hakkında bize bilgi verebilir[26]. XVI. yüzyıl vakıf kayıtlarında ise böyle bir vakıftan hiç söz edilmediğine bakacak olursak Hüseyin Efendi’nin böyle bir vakfı sonradan kurduğunu düşünebiliriz.
9. Zoraki Beylerbeyi Halil Paşa
Küçükalioğulları Dörtyol ve Payas merkez olmak üzere Özeroğulları’nın hakimiyet sahasında kurulmuş bir derebeyi sülalesidir.[27] Bu sülaleden Halil Bey ticaret ve hac yollarının kontrolünü eline geçirmiş ve devletten zorla beylerbeyilik ünvanını almayı başarmıştı.[28] 13 Kasım 1804 tarihinde Halil Paşa eceliyle ölünce [29] oğlu Mehmed Dede Bey (Dede Bey), babasının 40.000 kuruş borcunu ödeyeceğine ve babasının yolunda gitmeyeceğine dair devlete garanti verdi. Bu garantiye rağmen sadrazamın padişaha sunmuş olduğu arzda bu tayinin sakıncaları belirtiliyordu. Sonuçta Dede Bey Üzeyir sancakbeyi oldu ama babasının sanatına devam etti[30]. En büyük rakibi konumundaki Hasanpaşazâdeler karşısında Fettahoğlu Ağca Bey’in maddi ve manevi desteği yeterli olmadı ve sonunda asi ilan edilerek başının kesilmesi yoluna gidildi[31]. Bu fermanda Dede Bey’in mallarından sual olunmayacağına dair teminat verilmesi açık bir “yağma izni” anlamına gelmektedir. Hemen ardı sıra gönderilen fermanda ise Dede Bey uhdesinde olan has ağalığının ve Üzeyir Sancağı Mukataası malikânesinin Ahmet Bey’e verildiğini görmekteyiz.[32] Ahmet Bey Adana ve Tarsus’tan boybeyleri ve aşiret reisleri yardımıyla topladığı askerler ile ne şekilde olursa olsun bu Dede Bey gailesini ortadan kaldıracaktı. Ama paşalar arasındaki üstünlük yarışı ve birisini öne geçirmemek manevraları sayesinde Dede Bey bu vartayı da atlatmasını bilecektir.
10. Mescide Minber Koydurmak: Cuma Namazı
Ahmet Bey’in Adana’nın Serrâcîn (Serrâcân) mahallesinde yaptırmış olduğu mescide yine Ahmet Bey tarafından padişah izni ile Cuma namazlarının da kılınabilmesi için bir minber koydurmuştu[33]. Bu durumda mescide bir hatip atanması gerektiği için Mevlânâ Kara Hüseyinzâde Es-seyyid Abdurrahman Halife hatip olarak atandı. Atanması için gerekli arz ise Adana naibi Mevlânâ Müderriszâde Es-seyyid Abdurrezzak tarafından verilmişti[34]. Ahmet Bey’in 1818 tarihinde vakıf kurduğu bilgisi yanlış olduğu gibi Hacı Hasan Paşa ibni Kasım’ın ailesinin Hasan Paşa’dan sonra mütesellim olarak Adana’nın idaresinde sık görüldüğü bilgisi de yanlıştır[35]. Bu mescit hakkında Adana Kültür Envanterinde bazı bilgiler verilmiştir[36]. Mevlânâ Kara Hüseyinzâde Es-seyyid Abdurrahman Halife ve Müderriszâde Es-seyyid Abdurrezzak isimlerine daha sonraki tarihlerde de vakıf ilişkileri çerçevesinde sık sık rastlayacağız.
Adana Mütesellimi Ahmet Bey, yaptırmış olduğu mescide minber koydurarak Cuma ve bayram namazları kılınır hale getirdiği gibi 1805 yılı ağustosunda vekili Mahmud Efendi eliyle bir vakıf tesis etmişti. Mahmud Efendi tescil için usul gereğince Sermuhzıran Es-seyyid Halil Ağa ibni Selman Ağa’yı mütevelli nasbetti. Mahmut Efendi’nin mahkemede verdiği ifadeye göre Cellad Velizâde Mahmut’tan sınırları belirlenmiş dükkânı satın almış ve kendi mülküne katmıştı. Ayrıca Meshcikızı demekle tanınan Ayşe Hatun’dan altlı üstlü bir konağı ve dükkânı satın almıştı. Yine Ahmet Bey Serrâcân mahallesindeki sarayının bitişiğinde bulunan kendi mülkü olan dükkanları vakf-ı sahih olarak vakfetmişti. Bunlardan sağlanacak gelir fazlasının yeni baştan imar ettiği Serrâcân mahallesindeki camiinin ve cami çalışanlarının ihtiyaçları için vakfetmişti. Her zaman yapıldığı gibi usulen vakıftan rücu etmiş sonunda vakıftan rücu kabul edilmeyerek vakfın kuruluşu onaylanmıştı[37].
11. Adana: Asker, Buğday, Arpa ve Deve Ocağı
Bir savaş ortaya çıktığında Adana’dan buğday, arpa vb. hububat istendiği gibi nakliye için çok önemli olan deve gönderilmesi de isteniyordu[38]. Rusya Devleti ile 1805 yılında savaşa tutuşulduğu zaman Adana Mütesellimi Ahmet Bey’e ve Adana’da bulunan kadılara cihada hazır olunması emredilmişti. Fatih Camii’nde meşveret meclisi toplanmış ve Rusya’ya harp açılmasının zaruri olduğu kabul edilmiştir. Adana eyaletinden talep edilen 200 mehar devenin sancaklardan toplanarak acilen Davut Paşa Sahrası’na gönderilmesi isteniliyordu[39]. Fermanda “mekkâri şütürânı” denilmesinden bunların yük taşımada kullanılan çift hörgüçlü deve olduğu anlaşılmaktadır. 1806 yılının eylül ayında Adana, Tarsus, Sis sancaklarından mühimmat taşımak için elverişli 10 katar, yani 60 deve satın alınarak Şam’a gönderilmesi istenilmektedir[40]. Adana sancağı kazalardan ise Rusya 1805 savaşında kullanılmak üzere istenilen deve miktarı ise 250 mehar olarak belirlenmişti. Bu 250 mehar deve Davut Paşa Sahrası’nda orduya katılacak ve günlük ücretleri sarbanbaşı ağa tarafından deve sahiplerine ödenecekti[41]. Yine 1806 tarihli bir başka ferman Adana sancağı kazalarından 40 katar deve satın alınması ile ilgilidir. Burada her katar devenin altışar mehardan oluştuğu, her katarının 300 kuruş olacağı ve beher katarına nafaka baha olarak 19 kuruş ödeneceği gibi ayrıntılara yer verilmiştir. [42]
12. Mukarrernâme
III. Selim’in tahttan indirilmesi ve şehit edilmesinden sonra yerine geçen II. Mahmud adet olduğu üzere bütün devlet görevlilerinin görevlerine devam edeceğine dair bir ferman yayınlamıştı.[43] Eyaletlere gönderilen 4 Temmuz 1808 tarihli bu fermanda bütün devlet görevlilerinin memuriyetlerini aynı şekilde icra edeceklerini ve bu yolla cülûs-ı hümâyûn gerçekleştiğini duyuruyordu[44].
13. Rusya ile 1805 Savaşı
Rusya ile Osmanlı Devleti arasında henüz savaş açıkça ilan edilmemişken III. Selim ve devlet adamlarının büyük çoğunluğu Rusya’ya kesinlikle güvenmiyorlar ve Fransızlarla olan dostluğun devamını istiyorlardı. 29 Ağustos 1805 tarihinde yayınlanan fermanında III. Selim halkı din kardeşliğine davet ediyor ve Rusya ile savaşın kaçınılmaz olduğunu ileri sürüyordu. Ezan-ı Muhammedî’nin kesilmesi ve çan seslerinin işitilmesini içerisinde iman bulunan hiçbir Müslüman istemez, deniliyordu. III. Selim’in tipik fermanlarından birisi olan bu ferman padişahın nasıl canla başla çalıştığını ve her türlü fedakârlığa hazır olduğunu gösteren güzel bir örnektir[45]. Bu savaş için 600 nefer askerle savaşa katılması emredilmiş olan Ahmet Bey, Payas’ta Küçükalioğlu Dede Bey’in isyanını bastırmak şartıyla sefer görevinden affedilerek asinin üzerine gitmesi emrolunmuştu[46]. 1809 yılında ise Adana Mütesellimi Ahmet Bey’e gönderilen fermanda piyade ve süvari 600 nefer asker göndermeleri isteniyordu[47].
14. Seyyidlik- Şerîflik Meselesi
Adana’da XVI. yüzyıl ortalarından beri seyyidlik iddiasında olanlar deftere yazılmış ve kendilerine birtakım ayrıcalıklar tanınmıştı. Bu ayrıcalıklar yüzünden seyyid veya şerif olduğunu iddia edenlerin sayısı devletin kabul edebileceği sayının üstüne çıkınca her eyalete Nakibü’l-eşrâf Kaymakamı tayin edilmesine gerek duyulmuştu. Bu kişiler seyyidlerin defterini tutar, seyyidlik şeceresine haksız yere birilerinin girmesinin önünü almaya çalışırdı[48].
XIX. yüzyıla gelindiğinde ise bir eşraf veya a’yân için El-hâcc sıfatı ne kadar önemli ise Es-seyyid sıfatını taşımak da o derece önemli olmuştu. Eşraf veya a’yân arasında Es-seyyid sıfatı taşımayan kimse hemen hemen hiç kalmamıştı[49]. Bu yüzden 1806 yılı mart ayında Adana Mütesellimi Ahmed Bey ve kardeşi Mehmed Bey de kadı efendiye uğrayarak “seyyid” olduklarını, şürefâ neslinden geldiklerine dair iki kocakarının şahitliklerini kasaba halkından bazı kişilerin şahitlikleri ile aktarmışlar ve kadı defterine böylece seyyid yazılmışlardı[50]. Bundan sonraki tarihlerde bu sıfatı gururla kullanmak hem siyasi bakımdan hem de ekonomik bakımdan yararlı görülmüştür. İşin garip yanı ise şahitler arasında Nakîbü’l-eşrâf kaymakamı yoktur. Ahmet Bey, dedesi Hasan Paşa’nın seyyidlerin takındığı yeşil sarığı sarmamasını üşengeçliği ile izah ederek gelecek tenkitlerin önünü kesmeye çalışmaktadır. Bundan sonra hiç kimse çıkıp “madem ki seyyid idiniz, baban Abdullah Paşa, deden Hasan Paşa niçin “alâmet-i hadra ilbâs etmedi” diyemeyecektir. Cebel-i Kozan’da normal tahrirlerden sonra 1721 yılında yapılan bir tahrirde seyyid olanların sayısının çokluğu bu akımın çok daha önce başlamış olduğunu göstermektedir[51].
15. Adana Mütesellimi Ahmet Bey’in Mal Varlığı
Ahmet Bey’in sahip olduğu ve satın aldığı mülklerin çokluğu dikkat çekecek düzeydedir. 1806 yılında Adana sakinlerinden Abdullah Melikzâde isimli bir vatandaş Köprü sokağında bulunan Melikzâde Bahçesi diye bilinen sınırları belirlenmiş olan bahçesini 350 kuruşa Ahmet Bey’e sattığına dair temessük vermişti[52]. Aradan bir yıl geçtikten sonra bu sefer Melikzâde Abdullah satış işlemini kadının huzurunda yapıyor ve satışa dair kadı hücceti düzenleniyor[53]. Yine 1806 yılında Ahmet Bey’in Harap Bahçe Mahallesinden 3 bab tek katlı evi ve müştemilatını 400 kuruşa satın aldığını görüyoruz. Evi satan aslında bir kişi değil Fatma Hatun ve Huri Hatun isimlerinde iki kadındır.[54]
16. Eğlemezoğlu Hanı
Adana’nın ünlü hanlarından olan Eğlemezoğlu Hanı Ramazanoğlu Evkafı’na dahildi. Bu han daha önce Adana Mütesellimi Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey’in temessük ile icarelerinde bulunmaktaydı.[55] 1808 yılında Ahmed Bey hakkından feragat ederek bu işletme yetkisini oğlu Ali Bey’e temessük ile devretmiş. O da bu devri kabul etmişti. Bu tarihte vakıf adına bu kiralama işine imza koyan Kara Alizâde Mehmed Efendi ve daha önce söz ettiğimiz Müderriszâde (Antakıyyeli) Abdürrezzak Efendi idi[56]. Son derece normal bir feragat belgesi gibi görünen bu belgede iki şey bizim dikkatimizi çekmektedir. Birincisi Adana Mütesellimi Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey Ramazanoğulları Vakfına da el uzatmışlar ve vakıf kaymakamları yoluyla işlerini görmüşlerdir. İkincisi ise eğer okuduğumuz tarih beyanı yanlış değilse Ahmet Bey’in oğlu Ali Bey bu yıllarda henüz çocuk yaşta olmasıdır. Nitekim 1831 tarihli Adana Nüfus Defteri’nde Adana mütesellimi olan Hacı Ali Bey’in (III. Hacı Ali Bey) 23 yaşında olduğu yazı ile bildirilmiştir[57]. Çocuk yaşta birisine “Beyefendi” denilmesinin sebebi anlaşılsa bile bu devrin ne düşünülerek yapıldığı bizce anlaşılamamıştır.
17. Başa Bela Bayburtlu Deli Hasan
Hakkında idam fermanı yayınlanmış olan Bayburtlu Deli Hasan kaçarak Çukurova’ya gelir ve Hasanpaşazâdelere sığınır. Durumu fark eden devlet bu asinin yakalanması ve gerekli cezasının verilmesi için Adana mütesellimine bir kaime gönderir[58]. Câbî Tarihi’nde ise kaçak kişi Yenişehir ve İnönü A’yânı Sarıcaoğlu olarak gösterilir[59].
18. Ahmet Bey’in Ölümü ve Yerine Kardeşi Mehmet Bey’in Mütesellim Atanması
Ahmet Bey son iki yıldır yatağa düşmüş ve çeşitli hastalıklarla boğuşmaktaydı. 6 Şevval 1226/24 Ekim 1811 tarihinde emanetini teslim etti. Bir gün sonra 25 Ekim tarihinde Adana’da bulunan bütün ulema, suleha, e’imme, aʻyân ve eşraf Adana kadısına gelerek İstanbul’dan bir mütesellim atanıncaya kadar yerine kardeşi Mehmet Bey’in mütesellim olarak atanmasını rica ettiler. Kadı Müftüzâde Es-seyyid Hasan Efendi de bunları kırmayarak durumu İstanbul’a arz etti[60]. Bütün ulema ve sulehanın toplanarak kadıya gelmesinde elbette Mehmet Bey’in katkısı olmuştur. İşin ilginç yanı İstanbul’dan atama yapılıncaya kadar Mehmet Bey’in mütesellim olarak atanmış olmasıdır. Daha sonra mütesellimlik için en uygun kişinin gerçekten Mehmet Bey olduğuna karar verilecek ve Mehmet Bey’e mütesellimlik beratı gönderilecektir. İstanbul’dan Adana’ya emrin gelmesi 22 gün sürebileceğinden o zamana kadar Mehmet Bey eline verilen mürâsele-i şer’iyye ile makamına oturacaktır.[61] Mehmet Bey’in mütesellimliğe atanması için Tarsus Müftüsü Müftüzâde Es-seyyid Ahmed de ayrıca bir arz göndermiş ve böylece işi sağlama almışlardı. Halbuki Ahmet Bey’in ölümünde devlete 146.916 kuruş borcu çıkmıştı. Buna rağmen bütün ulema ve suleha, eşraf ve aʻyân yerine kardeşinin atanmasını istiyordu.
Sonuç
Buraya aldığımız 58 belge Anadolu’nun iç durumunu yansıtan, devlet çarkının nasıl döndüğünü gösteren belgelerdir. Adana’da bulunan birçok mukataanın işletmesini Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey ile babalarının amcası oğlu Mustafa Bey ele geçirmişlerdir. Mukataaların kaptan-ı derya, yeniçeri ağası gibi büyük devlet adamlarına değil aʻyândan birisine verilmiş olması dikkat çekmektedir. Ahmet Bey’in bu mütesellimlik görevini yürütürken birçok mukataa satın almış olması ve bunların bir kısmını iltizama vermesi işin doğası gereği görülmelidir. Büyük mukataaların İstanbul’dan ihaleye çıkarılması, mukataa ihalelerine fesat karıştırıldığı ve bölgeye gelen mukataa taliplerinin ihaleye sokulmadığı, inat ederek ihaleye zorla katılanların ise dönüşte başlarına büyük belalar geldiği bilinmektedir. Mukataa bedellerinin zamanında ödenmemesi Adana’ya birçok fermanın ve birçok mübaşirin gidip gelmesine sebep olmuştur.
Ahmet Bey’in uzun mütesellimlik dönemi bölge tarihinin ve devlet örgütünün işleyişi hakkında bize çok ayrıntılı bilgiler sunmaktadır.
Belgelerin Transkripsiyonu
Sıra No : 1
Belge No : Adana Ş.S. 48, img 71, sayfa 139, belge 222
Tarih : Evâsıt-ı L 1216/13-23 Şubat 1802
Konu : Mısır’a gönderilecek askerlerin sevkine dair ferman[62].
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed dâme mecduhu ve kıdvetü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘deni’l-fazlı ve’l-kelâm Mevlânâ Adana kādīsı zîde fazluhu ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân vücûh-ı memleket ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Ber muktezâ-yı vakt ü hâl, azm ü ihtiyâta riʻâyet Mısr-ı Kâhire muhâfazası (…) kazāsında kâʻin harb ü darb erbâbından iki yüz elli nefer güzîde ve cenk-azmûde (…) asker tehiyye ve techîz ve münâsib iskeleden sefîneye süvâr ve Ordu-yı hümâyûnuma irsâle sarf (…) eylemeniz içün siz ki mütesellim ve mevlânâ ve sâ’ir-i mûmâ ileyhimsiz Ordu-yı hümâyûndan ve Rikâb-ı hümây(ûnumdan) eğerçi me’mûriyetinizi hâvî evâmir-i ‘aliyyem tasdîr ve mübâşir ile tesyîr olunmuşdu. Ancak (…) sonra muhâfaza-i memleket zımnında Mısır içün asker tertîbi lâzım oldukda ol vakitde (sudur) idecek emrim derûnunda me’mûriyet-i sâbıkañız vechile hareket ve asker-i mezk(ûru) ihrâc ve Mısır’a irsal eylemek üzere şimdilik terk ve te’hîri husûsuna irâde-i ‘aliyyem ta‘alluk itmekle i‘lâmen ve inhâ’en işbu emr-i şerîfim ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi asker-i mezkûrun şimdilik terk ve te’hîri bundan sonra muhâfaza-i memleket zımnında Mısır içün asker tertîbi lâzım geldikde der ‘akab sudûr idecek emrim vusûlunde me’mûriyet-i sâbıkañız üzere hareket ve ‘asker-i mezkûru tertîb ve tahrîr birle ihrâc ve Mısır’a ‘âcilen irsâl eylemeñiz arzûsuna mebnî olduğu ve asker-i mezkûr şimdilik te’hîr olundu diyerek kazā-i mezbûr ahâlîsinden hafî ve celî bir akça ve bir habbe alındığına rızā-yı ‘aliyyem olmadığı ma‘lûmuñuz oldukda ber vech-i meşrûh bu husûs zımnında fukarâdan bir akça ve bir habbe almayub ve aldırmayub mûcib-i emr-i şerîfim üzere ‘amel ü hareket ve dikkat ve ser-i mû hâlât vukû‘undan be-gâyet tehâşî ve mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlişânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: ( ) vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrunuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz. ‘Alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren evâsıt-ı şehr-i Şevvâlü’l-mükerrem sene sitte ‘aşer ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 2
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 145, sayfa 139, belge 7
Tarih : 7 Ş 1217/3 Aralık 1802
Konu : Ordu için tahsili gerekli olan paradan kalan 4.800 kuruşun tahsil edilmesi gerektiğine da
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey ve Tarsus Mütesellimi Karamutzâde Mustafa dâme mecduhumâ ve kıdvetü’l-emâsil ve’lakrân bundan akdem mübâşir ta‘yîn olunan defterdâr-ı şıkk-ı evvelim ikinci çukadârı Osman zîde kadruhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Ordu-yı hümâyûnum lâzımesiçün Adana ve Tarsus sancaklarının zu‘amâ ve erbâb-ı timârı bedelleri olan yüz dört neferin beher neferi yüz ellişer guruşdan matlûb olunan bedeliyyeden gayr-ı ez tahsīl Adana ve Tarsus sancaklarında kusûr kalan dört biñ sekiz yüz guruşun tahsīliçün bundan akdem bi’d-defa‘ât evâmir-i şerîfem ısdar ve tisyâr olunmuş ise dahi ile’l-ân bir akçası vârid olmadığı kuyûddan müstebân olub ancak el-hâletü hâzihi masârıf-ı mühimmeniñ kesret ve vefretine mebnî hazîne-i ‘âmiremde nükûdun derece-i lüzûmu ta‘rîf ve tavsîf kabûl ider mevâddan olmadığına mebnî bu makûle matlûb-ı şâhânem olan bedeliyyeniñ bu vechile dûr (ü) dıraz te’hîr ve ta‘vîki mugâyir-i rızâ-yı hümâyûnum olmağla siz ki mütesellimler-i mûmâ ileyhimâsız başmuhâsebeden ihrâc ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan sûret-i defter mûcebince meblağ-ı mezbûru vusûl-ı emr-i şerîfimde icâb ü iktizā edenlerden ma‘rifetiniz ve mübâşir-i merkûm ma‘rifetiyle kimesneniñ îrâd edecek a‘zâr-ı vâhiyyesine asla ve kat‘â havâle-i sem‘ ü i‘tibâr etmeyerek ‘alâ eyyi hâlin tahsīl ve mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâl ve hazîne-i ‘âmireme teslîme mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñiz fermânım olmağın mahsûsan ve isti‘câlen işbu emr-i ‘âlîşânım ısdâr ve defterdâr-ı müşârun ileyhin ikinci çukadârı merkûm Osman zîde kadruhu ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda tafsîl ü beyân ve sûret-i defter-i mezkûrede tasrîh ü ayân kılındığı vechle bekāyâ-yı sahîha-i mezkûreniñ te’hîrine cevâz gösterilmeyerek tahsīli husûsu sizden matlûb-ı kat‘î-i dâverânem idüğü ma‘lûmun oldukda ber mûceb-i sûret mebâliğ-i mezbûreyi mecbûl olduğunuz gayret ve hamiyyet ve kâr-âgâhî ve dirâyetiñiz muktezâsı üzere kimesneniñ a‘zâr-ı vâhiyyesiniñ kat‘an ve kātıbeten havâle-i sem‘ ü i‘tibâr etmeyerek ve edâsında tereddüd ve muhâlefet ile imrâr-ı vakte tasaddî ederler ise te’dîbât-ı lâyıkalarınıñ icrâsına ibtidâr olunacağı iktizā edenlerin gûş-ı hûşlarına ilkā eyleyerek ‘alâ eyyi hâlin tahsīl ve mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâl ve hazîne-i ‘âmireme teslîme ziyâde sa‘y ü gayret eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i merkûmsun me’mûr-ı tahsīli olduğun meblağ-ı mezbûru mütesellim-i mûmâ ileyhimâ ma‘rifetleri ve mübâşeretinle ‘alâ eyyi hâlin tahsīl ve bi’l-istishâb getürüb hazîne-i ‘âmireme teslîme ihtimâm ü dikkat ve bî-hûde meks ü ikāmet ve tahsīl etmedikce ‘avdet itmekden hazer ü mücânebet ve icrâ-yı emr-i mübâşeretine mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimin mazmûnu üzere ‘âmil olub hilâfından be-gâyet ihtirâz eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâbi‘ şehr-i Şa‘bân sene seb‘a ‘aşere ve mi’eteyn ve elf.
Be-makāmı mahrûse-i Konstantiniyye.
M.
Sıra No : 3
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 21, sayfa 37, belge 358
Tarih : Evâsıt ZA 1217 / 5 Mart 1805
Konu : Ahmet Bey’in mütesellimlik fermanı.
Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî Ahmed Bey hazretleriniñ mütesellimlik fermân-ı ‘âlîşânıdır.
Mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ’il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kuzāt ve nüvvâbı zîde fazluhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Adana eyâleti işbu biñ iki yüz on yedi senesi Zi’l-ka‘desiniñ onuncu gününde avâtıf-ı ‘âliyye-i şâhâne ve ‘âvârıf-ı behiyye-i tâcdâremden[63] hâlen Kocaili sancağı mutasarrıfı düstûr-ı mükerrem müşîr-i mufahham nizâmu’l-‘âlem Vezîrim Es-seyyid Osman Paşa edâme Allâhu ta‘âlâ iclâlehuya ilhâken tevcîh ü ihsân-ı mülûkânem olmağla tarafından eyâlet-i mezkûreye re‘âyâ-perver ve müstakīmü’l-etvâr ve zabt u rabt-ı memlekete sāhibü’l-iktidâr biriniñ mütesellim[64] nasbı lâbüdd ve muktezī olmakdan nâşî eyâlet-i mezkûrede hâlen bâ-fermân-ı ‘âlî mütesellim olan Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Ahmed Bey dâme mecduhu evsāf-ı mezkûre ile muttasıf olunduğundan bahisle mütesellimlik-i mezkûrda ibkā ve takrîr olunmak bâbında emr-i şerîfim sudûrunu vezîr-i müşârun ileyhiñ kapu kethüdâsı bâ-takrîr istid‘â itmekle vech-i meşrûh üzere mütesellimlikde ibkâ ve takrîr kılınmak fermânım olmağın imdi siz ki mevlanâ-yı mûmâ ileyhimsiz kapucıbaşı-ı mûmâ ileyh mütesellimlik-i mezkûrda kemâkân ibkā ve takrîr kılındığı ma‘lûmuñuz oldukda ber vech-i muharrer mütesellimlik-i mezkûru târîh-i merkûmdan i‘tibâr ile kapucıbaşı-i mûmâ ileyh zabt vezîr-i müşârun ileyh tarafına râci‘ ‘â’idât ve tayyârâtı kadîmden olıgeldüğü vechile ahz u kabz itdirüb mütesellimliği umûruna âherden dahl u ta‘arruz itdirilmemek bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Hükm-i şerîfimle vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından tehâşî ü mübâ‘adet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî evâsıtı şehri Zi’l-ka‘deti’ş-şerîfe sene seb‘a ‘aşer ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 4
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 139, sayfa 151, belge 20
Tarih : 12 ZA 1217/ 6 Mart 1803
Konu : İstanbul’da bulunan saçmahaneye Adana’dan birinin seçilerek gönderilmesi ve gelecek kişinin dükkân açarak Adana için saçma, fişek ve çubuk üretmesi için gönderilen ferman.
(4/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘adinül-fazlı ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan teberdârân-ı müşârûn ileyhâdan Arif ve voyvoda ve a‘yân ve zābıtān ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
İftihârü’l-havâss ve’l-mukarrebîn mu‘temedü’l-mülûk ve’s-selâtîn muhtâru’l-izz ve’t-temkîn bi’l-fi‘il Dârü’s-sa‘âdetim ağası olub Haremeyn-i şerîfeyn Evkāfı nâzırı olan Bilal Ağa dâme ‘uluvvuhu Divân-ı hümâyûnuma ‘arz gönderüb nezâretinde olan evkâfdan İstanbul’da vâkı‘ merhûm ve mağfûrun leh Sultan Mustafa Hân tâbe serâhu evkâfı mukâta‘âtından Üsküdar’da kâ’in Saçmahâne Kârhânesi Mukāta‘ası seyyidetü’l-muhadderât iklîletü’l-muhassenât tâcü’lmestûrât zâtü’l-galâ ve’s-sa‘âdet hemşîre-i muhteremim Beyhan Sultān dâmet ismetühânıñ vâlidesi müftehiretü’l-muhadderât Adilşah Kadın dâmet.
(4/b) ismetühânıñ uhdesinde olub kârhâne-i mezbûr bâ-hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn tahsīs olunan saçma ve fişenk ve çıbık ve külçe ve müste’men sefînesiyle vürûd eden ecnâs-ı kurşun nefs-i İzmir’den mâ‘adâ cümle-i memâlik-i mahrûsemde olan eyâlet ve elviye derûnunda kâ’in kazā ve nevâhî ahâlîleri beher sene memleketlerinden bir kimesne muhtâr nasb ü ta‘yîn ve mukāta‘a-i mezbûr tarafından zabt temessükü ahz ve mûcibince evâmir-i ‘aliyyem ısdâr ve sâlifü’z-zikr cümleniñ muhtâr nasb ü ta‘yîn eylediği kimesne bir dükkân küşâd ve i‘mâl ve füruht ve ahz u kabzı kendüye tahsīs kılınmak şürûtundan iken müddet-i medîdeden berü şürût-ı mezkûra ri‘âyet olunmayub ve cânib-i vakf-ı şerîfden temessük ahzına ‘adem-i ri‘âyet ve diledikleri gibi i‘mâl ve füruht ve bâğî ve tâğî kimesnelere füruht ile şirâze-i nizâm-ı mukâta‘aya halel tārî ve îrâd-ı vakf-ı şerîfiñ kesr ve terettübüne mü’eddi olduğundan bu misüllü cesîm vakf-ı şerîf îrâdına kesr ü noksân terettübünden vikāye ve himâye lâzımeden olmağın binâen ‘aleyh nefs-i Adana ve sancağınıñ hâvî olduğu kazā ve nevâhî saçmacılığı işbu biñ iki yüz on sekiz senesi Muharrem gurresinden nizâma rabt ve cânib-i vakf-ı şerîfden beher sene Muharrem gurresinde temessük ahz ve ahâlî-i memleketden bir muhtâr nasb ve şürût üzere âher kimesnelere fişenk ve kurşun ve külçe ve çıbık fürûhtundan mübâ‘adet ve bir ademden fürûht ve beher sene taraf-ı vakfdan temessük ve mûcibince emr-i şerîfim ısdâr ve yedinde temessük olmadıkca ahz u i‘tâ olunmamak içün te’kîden tenbîh ve mümâna‘at edenleri isim (ve) şöhretleri ile bâ-i‘lâm Der-sa‘âdetim’e inhâ olunmak üzere emr-i şerîfim sudûrunu Sultan-ı müşârun ileyhanıñ kethüdâsı hâcegân-ı divân-ı hümâyûnumdan iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Ahmed Cavid Bey dâme mecduhu bâ-takrîr inhâ etmekle kuyûdâta mürâca‘at olundukda vakf-ı mezbûr mukâta‘âtından Üsküdar’da kâ’in saçmahâne kârhânesinde saçma ve fişenk ve kurşun i‘mâl ve izā‘a olunmayub İstanbul ve İzmir’den gayrı Rumili ve Anadolu ve memâlik-i mahrûsemde saçmahâne ihdâs olunmayub ve ideri olur ise ma‘rifet-i şer‘ ile men‘ ü def‘ olunmak ve müste’men tâ’ifesiniñ getürdükleri saçma ve kurşuna râyici üzere kârhâne-i mezkûra mutasarrıfı olana virüb âhere verilmemek bâ-hatt-ı hümâyûn düstûrü’lamel tutulan şürûtdan olmağla hilâf-ı şürût harekete cesâret edenler ma‘rifet-i şer‘ ve ta‘yîn olunan mübâşir ma‘rifetiyle men‘ ü def‘ olunub mütenebbih olmazlar ise isim ve şöhretleriyle Der-sa‘âdetime arz ü i‘lâm olunmak bâbında evâmir-i şerîfem verildiği Haremeyn-i şerîfeyn muhâsebesine mukayyed olmağla takrîri ve şürût mûcebince ‘amel olunub ağa-yı müşârun ileyhiñ arzıyla şeref-rîz-i sudûr olan işbu emr-i celîlü’ş-şânımıñ mûcibince icrâ ve hilâfına hareket edenlere ekîden tenbîh ve te’diye (?) olmalarınıñ te’dîb ve gûşmâllarıçün Dersa‘âdetime isim (ve) şöhretleriyle i‘lâm olunmak bâbında emr-i şerîfim verilmek ricâsına i‘lâm itmeğin imdi mûcebince ‘amel olunmak bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Hükm-i şerîfimle mübâşir vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere ağa-yı mûmâ ileyhiñ arzıyla şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘amel olub hilâfından ihtirâz eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sânî ‘aşer min şehri Zi’l-ka‘de sene seb‘a aşer ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyye.
Sıra No : 5
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 135, sayfa 160, belge 29
Tarih : 12 R 1218 /01 Ağustos 1803
Konu : Vahhabilerin Mekke’ye saldırması dolayısıyla orada bulunan askerler için zahire tedarik edilerek Şam’a gönderilmesine dair ferman.
(5/a) Mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’lmehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allam kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu, kıdvetü’l-emâsil ve’lakrân husûs-ı âtiyyü’z-zikre mübâşîr ta‘yîn olunan Dergâh-ı mu‘allâm gedüklülerinden Seyyid Mustafa zîde kadruhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olacak ma‘lûm ola ki:
Bir müddetten beri Neced havâlisinde ser-zede-i zuhûr olub sâde-dil ‘Urbân makûlesini tahrîk ü ihtilâl ve ihdâs-ı âyin ü mezheb ile teferrüd iden Suʻud oğlu Abdulaziz nâm hâricî bundan akdem hüccâc-ı müslimîniñ Mekke-i Mükerreme’den ‘avdeti akabinde Mekke-i Mükerreme’yi istilâ birle Beytüʻl-Harâm ve Makâm-ı Hazret-i İbrahim aleyhi’s-selâmdan mâ‘adâ ne kadar bükâ‘ ve ziyâretgâh var ise cümlesini hedm ü tahrîb ve Medîne-i Münevvere’ye dahi sû-i kasd ve ihânet dâ‘iyesiyle hareket etmek üzere idüğü Medine-i Münevvere mahsûr şeklinde olub ‘asâkir ve zahîre irişdirmeğe eşedd ihtiyâc ile muhtâc olduğu bu def‘a derbâr-ı ‘atûfet-karârıma vârid olan tahrîrâtdan müstebân ve beldeteyn-i mükerremeteyniñ mekâyid-i a‘dâdan hıfz u hırâset ve ahâlîsi ü sekenesiniñ istihsâl-i asâyiş ve istirâhatleri emrine sarf-ı vüs‘ ü makderet Devlet-i ‘Aliyyemiñ ‘uhdesinde farz olub bu bâbda cümleniñ ya‘ni ümmet-i Muhammed’den olanlarıñ ve ‘ale’l-husûs saltanat-ı seniyyemiñ erkânından olub sâye-i Devlet-i ‘Aliyyemde kesb-i kudret ü miknet eden erbâb-ı iktidâr, var kuvvetlerini sarf etmek ve mâl ve canlarını bu uğûra fedâ etmek lâzıme-i zimmet ü diyânetden olduğu bedîhî ve ma‘lûm ve ma‘âze Allâhu ta‘âla hârici-i mezbûr Medîne-i Münevvere’ye dahi izhâr-ı ihânete fırsat-yâb olmak lâzım gelür ise El-medînetü muhâciri ve bihâ kabrî ve minhâ meb‘asî ve ehlühâ cîrânî ve hakîku ‘alâ ümmetî hıfzu cîrâni ve men hafazahüm künte lehu şefî‘an ve şehîden yevmü’l-kıyame ve men lem yahfaz vasiyyetî fîhim sakâ Allâhu min tîneti’l-hıyâl hâdis-i şerîf-i meshabet-redîfi me‘âl-i münîfinden müstebân olan va‘îde mazhar olacağı zâhir ve meczûm olmağla bu takdîrce hâricî-i mezbûruñ bi‘avnillâhi’l-meliki’l-müste‘ân havâlî-i mübârekeden indifâ‘-ı şer ü şürûruna her tarafdan sarf-ı makdûr olması husûsuna irâde-i ‘aliyyem ta‘alluk itmekle Şam-ı şerîf ser ‘askerî ma‘iyyetinde tecemmu‘ ve tehaşşüd idecek ‘asker ta‘yînâtları içün derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan memhûr ve mümzā sûret-i defter mûcebince sen ki kapucıbaşı mûmâ ileyhsin kalem-rev-i hükûmetin olan Adana eyâleti kazālarından beher kilesi ma‘a nakliye ve çuvalbahâ ellişer paraya olarak on biñ kile hınta ve kezâlik ma‘a-nakliye beher kîlesi kırk beşer paraya olarak yirmi biñ kîle şa‘ir tertîb olunmağla fiyât-ı merkûm ile icâb iden otuz altı biñ iki yüz elli guruş bahâsı Adana eyâletinden tahsīli fermânım olan zehâyir bedelinden ‘an nakdin ashâbına i‘tâ olunarak ma‘rifetiñle serî‘an mübâya‘a ve Şam-ı Şerîfe nakl olunmak ve bu husûs-ı mevâdd-ı sâ’ire mukayyes olmayub
(5/b) umûr-ı dîn (ü) devletden olmak mülâbesesiyle te’hîr ve terâhî gûne hareket zinhâr vukû‘ bulmayarak tekmîlen irsâli esbâbınıñ istihsāline i‘tinâ ü dikkat olunub ihmâl ve müsâmaha olunmamak fermânım olmağın bâ-takrîr işbu emr-i celîlü’l-kadrim ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. Kaldı ki vusûlünde bâlâda beyân ü ayân olunduğu üzere Şam-ı şerîfde tecemmü‘ edecek asker ta‘yînâtlarıçün ma‘rifetiñle mübâya‘asına irâde-i aliyyem ta‘alluk iden zehâ’ir-i mezkûreniñ muktezā-yı gayret ve hamiyyet ve kâr-âgâhî devr etmek lâzımesince îcâb iden bahâsı eyâlet-i mezkûreden tahsīli fermânım olan zehâyir bedeliyyesinden te’diye itdirilerek serî‘an ma‘rifetiñle mübâya‘a ve Şam-ı şerîfe nakl etdirilmesi husûsuna bezl-i vüs‘ ü makderet ve bu husûs mevâdd-ı sâyire mukayyes olmayub umûr-ı dîn ü devlet olmak mülâbesesiyle Müslümânım diyenleriñ vâcibe-i uhde-i diyânetleri olduğundan pâ-beste-i te’hîri tecvîz olunmayarak tekmîlen irsâli esbâbınıñ istihsāline ve tamâmen ve kâmilen Şam-ı şerîfe nakl olunduğunuñ haberini Der-aliyyeme tahrîr ve inhâya mübâderet eyleyüb bîhûde imrâr-ı vakitden mübâ‘adet ve bu husûsu kâffe-i umûruna takdîm ve tercîh ile tanzîmine sarf-ı vüs‘ ü makderet eyleyesin. Ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve mütesellim-i mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz sizler dahi mûcib-i emr-i şerîfimle amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz. Ve sen ki mübâşir-i merkûmsun me’mûr olduğuñ husûs-ı mezbûruñ tanzīmine tamâmen nakl olunduğunu mübeyyin tahrîrâtıyla Der-aliyyeme avdet eyleyüb zehâir-i mezkûre tekmîlen mübâya‘a ve nakl olunmadıkca bir hatve hareket etmekden gâyetü’l-gâye tehâşî ü mücânebet ve icrâ-yı emr-i mübâşeretiñle ihtimâm ü dikkat eylemeñ bâbında fermân-ı âlîşânîm sādır olmuşdur. Buyurdum ki emr-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla ‘âmil olasın. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın.
Hurrire fî 12 Rebî‘i’l-ahir sene 1218.
Be-makāmı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 6
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 134, sayfa 162, belge 30-31
Tarih : Evâsıt CA sene 1218/ 29 Ağustos 1803
Konu : Hacıların güvenlikli geçişlerinin sağlanmasına dair ferman.
(6/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi ( ) dâme mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bu sene-i mübârekede ‘âzim-i beytu’l-lâhi’l-harâm olan hüccâc-ı müslimîniñ ve Surre-i hümâyûnumun mashûben bi’l-emn ve’s-selâme imrâr ve mahall-i maksûda îsâllerine ihtimâm ve sa‘y-ı bî-şümâr olunmak matlûb-ı hümâyûnum olduğuna binâ’en bu hilâlde ‘ala vechi’lmu‘tâd sûrre-i hümâyûnum Haremeyn hazînesinesinden ihrâc ve Surre Emîni nasb olunan hâssa silahşörlerimden kıdvet’’l-emâcid ve’l-a‘yân Mîr Osman zîde mecduhuya teslîm ve Üsküdar’a nakl ve bi-avni’l-lâhi ta‘âlâ evâsıt-ı Recebinde Üsküdar’dan hareket etmek üzere olub selâmetle Surre-i hümâyûnumuñ Şam-ı şerîfe îsâl ve hüccâc-ı müslimîniñ âminen ve sâlimen mürûrları husûsu saltanat-ı seniyyemiñ akdem-ı umûr ve a‘zam-ı hutûbundan idüği beyândan müstağnî olmağla resm-i ihtiyâta ri‘âyet ile şimdiden re’s-i hudûd Adana’dan Haleb’e varınca yollarıñ gereği gibi tathîrine ve mıntıka-i eşkıyâ olan mahalleriñ muhâfazasıyla kuttā‘-ı tarîk ve sâ’ir erbâb-ı şekāvetin def‘ ve tedmîrlerine mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ üzere mukaddemce her kazānıñ zābıtān ve hükkâmına tenbîh-i ekîde ihtimâm ve fevc fevc varan hüccâc-ı zevi’libtihâc ve Surre-i hümâyûnumu müstevfâ ademleriñle bi’n-nefs istikbâl ve menzil be-menzil teşyî‘leriyle nihâyet-i hudûd olan Haleb hudûduna ve Üzeyir toprağına değin âminen ve sâlimen mürûrları hâlâtına kemâl-i ihtimâm ve sa‘y-ı mâlâkelâm eylemeñ içün mahsûsan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve sadr-ı a‘zamım tatarları odabaşısı sâbık Ahmed zîde kadruhu ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde lâzıme-i istikbâli şimdiden ‘icâleten tehyi’e ve ihzâr ile hüccâc-ı zevi’l-ibtihâcı mashûben bi’l-emn mürûrları hâlâtına sarf-ı makderet eylemeñ matlûb-ı kat‘ī-i şâhânem olmağla fevc fevc varan hüccâc-ı müslimîni sâlimen hudûduñdan imrâr ve Surre-i hümâyûnumu mükemmel ve müstevfâ ademleriñle bi’n-nefs
(6/b) ve teşyî‘ iderek Haleb hudûduna ve Üzeyir toprağına îsāllerine nihâyet-i vüs‘ ve kudretiñi sarf eyleyüb şöyle ki saña bu mertebe tenbîh ü te’kîd olunmuşiken ma‘âza Allâhu ta‘âlâ iğmâz ve rehâvet gûne hareket vukû‘uyla nâ-mülâyim bir hâlet zuhûru sem‘-i hümâyûnuma vâsıl olmak lâzım gelür ise ‘özr ü illetiñ kat‘an kabûle karîn olmayub mazhar-ı eşedd-i ikāb olacağını cez‘men ve yakīnen bilüb aña göre ‘amel ü hareket ve rızâ-yı hümâyûnuma mugâyir ednâ kusûr ve rehâvetden ve merâsim-i hazm ve ihtiyâta münâfi ser-i mû vaz‘ ü hâlâtdan tehâşî ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından gâyetü’l-gâye tehâşî ü mücânebet eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Hurrire fi evâsıtı CA sene 1218.
Bi-makāmı Konstantiyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 7
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 118, sayfa 194, belge 66
Tarih : 4 Z 1218 /16 Mart 1804
Konu : 1216 ve 1217 yıllarına ait İrad-ı Cedit hazinesinin Adana’daki gelirlerinin toplanıp merkeze gönderilmesi.
(7/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîd ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından hâlen Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve kıdvetü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘denü’l-fazlı ve’l-kelâm Mevlânâ Adana kādīsı zîde fazluhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olacak ma‘lûm ola ki:
Adana sancağında kâʻin irâd-ı cedîd-i hümâyûnuma zabt olunan on altı ‘aded zeʻâmet ve tîmârlar biñ iki yüz on altı ve on yedi senelerine mahsûben Tarsus Voyvodası Seyyid Ahmed Bey’e derûhde ve iltizâm olunmakdan nâşî zikr olunan ze‘âmet ve tîmârlardan sinîn-i merkûmeteyn hâsılâtına taraf-ı âherden dahl u ta‘arruz olunmak îcâb etmez iken Adana sâkinlerinden Kara Fakihoğlu Mustafa Bey ile Adana Alaybeyisi Mahmud Bey yek-dil ve yek-cihet olarak sâlifü’z-zikr tîmârlarıñ iki senelik hâsılâtını zabt ve ta‘şîr ve ekl ü bel‘ eyledikleri bu def‘a inhâ olunmakdan nâşî zikr olunan tîmârlar hâsılâtları İrâd-ı cedîd Hazînesvâridâtından olmak mülâbesesiyle bir akçasınıñ kesr ve terettübeti tecvîz olunur mevâddan olmadığına binâ’en seneteyn-i mezbûreteyne mahsûben hâsılâtları her ne ise tamâmen ve kâmilen voyvoda-i mûmâ ileyh tarafına edâ ve teslîm olunmasıçün emr-i şerîfim sudûruna mu‘teberân-ı ricâl-ı devlet-i ‘aliyyemden hâlen İrâd-ı cedîd-i hümâyûnum defterdârı iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim El-hâcc İbrahim Reşid dâme mecduhu bâ-takrîr inhâ etmekle sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin seneteyn-i mezbûreteyn hâsılâtlarını mîr-i merkûmân tamâmen ve kâmilen edâ ve teslîm eylediler fîhâ ve eğer mugâyir-i rızâ-yı ‘aliyyem ekl ü bel‘ dâ‘iyyesiyle edâda tereddüd ve muhâlefet eyledikleri istimâ‘ olundukda habs ve tescîn olunarak emvâl ü eşyâlarından tahsīl olunacağından gayrı muhkem te‘dîb ve gûşmâl kılınacakları muhakkak olduğunu gûş-ı hûşlarına telkîn ederek me‘hûzâtları her ne ise tamâmen ve kâmilen te’diye ve teslîmine sa‘y-i ‘azîm eyleyüb hâtır ve göñüle ri‘âyet ile hilâf-ı emrim vaz‘ ü hareketden be-gâyet tehâşî ve mücânebet eylemek fermânım olmağın hâsseten işbu emr-i celîlü’l-kadrım ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda bast ü beyân olunduğu üzere voyvoda-i mûmâ ileyhiñ on altı ve on yedi senelerine mahsûben’uhde-i iltizâmında olan tîmârlar hâsılâtlarından mîr-i merkûmânıñ zimmetlerine geçen her ne ise tamâmen ve kâmilen voyvoda-i mûmâ ileyhe edâ ve teslîmde tereddüd ve muhâlefet ederler ise vech-i muharrer üzere tahsīl ve kendüleri muhkem te’dîb ve gûşmâl olacaklarını gûş-ı hûşlarına ilkā iderek te‘diye ve tanzīmine ihtimâm ü dikkat ve hilâfını tecvîz ile
(7/b) mübtelâ-yı vehâmet olmakdan mücânebet eyleyesin ve sen ki kādī-ı mûmâ ileyhsin sen dahi vâcibü’l-emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve hilâfından tehâşi ve mücânebet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’littibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olub hilâfından ihtirâz eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd eyleyesiz. Tahrîren fi’l-yevmi’r-râbi şehri Zi’l-hicce sene semân ‘aşer ve mi‘eteyn ve elf.
Be-makām-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 8
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 115, sayfa 65, belge 73
Tarih : Evâil RA 1219 / 10-19 Haziran 1804
Konu : Şakî Karsandıoğlu’nun halktan gasbettiği malların geri alınarak sahiplerine iadesi.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Mîr Ahmed Bey dâme mecduhu ve kıdvetü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘denü’l-fazlı ve’l-kelâm Mevlânâ zikr-i âtî kimesneniñ Adana Eyâletinde bulunduğu mahallin kādīsı zîde fazluhu ve kıdvetü’l-emâsil ve’l-akrân husûs-ı âtiyyü’z-zikre bu def‘a Der-‘aliyyemden mübâşir ta‘yîn olunan darbhâne-i ‘âmirem Emîni Enderun Ağası İsmail zîde kadruhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olacak ma‘lûm ola ki:
Ma‘âdin-i hümâyûnumdan Bereketlü Ma‘deni mülhakâtından Yahyalu kazāsı ahâlîlerinden yüz neferden mütecâviz kimesneleriñ iki yüz on senesinde li-ecli’t-ticâre sâhil tarafına ‘azîmet eylediklerinden Sarıçam Voyvodası Karsandıoğlu İshak dimekle meşhûr şakī öteden berü kuttâ‘-ı tarîk ve envâ‘ fesâdât ve fitnelik ile me’lûfiyeti hasebiyle merkûmânı bi-gayrı hakkın ahz u habs ile mecmû‘ hayvânât ü metâ‘larını ve nukûd akçalarını zabt eylediği ve şakī-i merkûmun zikr olunan Yahyalu kazāsı ahâlîleriyle ahz u i‘tâ ve hesâba dâ’ir bir nesnesi olmadığı ve şakî-i merkûmuñ bu vechile hareket-i reddiyeye ictisârı mücerred cibiliyetinde olan fitne ve fesâdı izhâr zımnında idüği ve bu hâlet Ma‘den-i hümâyûnumuñ izmihlâline bâdî olacağı Çamardı kazāsı nâ’ibiniñ bu def‘a derbâr-ı şevket-karâr-ı mülûkâneme vârid olan bir kıt‘a i‘lâmında derc ve iş‘âr olunmuş. Husûs-ı mezbûr hâlen darbhâne-i ‘âmirem nâzırı olan iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Ebubekir dâme mecduhuya havâle olundukda merkûm Karsandıoğlu ahâlî-i ma‘den fukarâsınıñ katî vâfir hayvânât ve eşyâsını nehb ü gasb eylediği bundan akdem ma‘den emîniniñ vârid olan tahrîrâtından ve bu husûs içün tevârüd iden âdeminiñ takrîrinden ma‘lûm olub bu makûle fukarâ-yı zîrdestânıñ ashâb-ı tagallübeden himâyesi ve eşyâ-yı menhûbeleriniñ istirdâdı lâzımeden olduğu beyânıyla rahmen li’l-fukarâ ahâlî-i merkûmeniñ eşyâ ve hayvânât-ı menhûbelerini merkûm Karsandıoğlundan tahsīl ile ashâbına redd olunması bâbında sen ki Adana Mütesellimi kapucıbaşı-ı mîr-i mûmâ ileyhsin saña hitâben emr-i şerîfim sudûrunu nâzır-ı mûmâ ileyh i‘lâm itmekle sen ki kapucıbaşı-i mîr-i mûmâ ileyhsin i‘lâmı mûcebince mahallinde ma‘rifet-i şer‘ ve mübâşir-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle emvâl-i menhûbeniñ cümlesi ‘alâ eyyi hâlin zāhire ihrâc ve ashâbına tamâmen istirdâd olunmak ve eğer işbu irâde, kâmilen icrâ olunmaz ise mübâşir-i mûmâ ileyh ol tarafda tevakkuf idüb hakīkat-i hâli Der-sa‘âdetime inhâ ile diğer emir sudûruna takarrub olunmak fermânım olmağın imdi ma‘rifetiñ ve ma‘rifet-i şer‘ ve ta‘yîn olunan mübâşir-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle emvâl-i menhûbeniñ cümlesi ‘alâ eyyi hâlin zâhire ihrâc ve ashâbına tamâmen istirdâd olunmak ve eğer işbu irâde-i şâhânem kâmilen icrâ olunmaz ise mübâşir-i mûmâ ileyh ol tarafda tevkîf idüb hakîkat-i hâli Der-sa‘âdetime inhâ birle ne vechile emr-i şerîfim sudûr ider ise mûcib ü muktezâsı üzere ‘amel ü hareket olunmak matlûb-ı kat‘î-ı pâdişâhânem idüğü ve ibtâl-i hakkı ve hilâf-ı şer‘ gadri mûcib vaz‘a bir vechile rızâ-yı dâverânem olmadığı siz ki kapucıbaşı ve mevlânâ-yı mûmâ ileyhimâsız ma‘lûmuñuz oldukda ber vech-i meşrûh ‘amel ü harekete ikdâm ve müsâra‘at ve hilâfı vaz‘ı tecvîzden tehâşî ü mücânebet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin mazmûn-ı emr-i şerîfim seniñ dahi meczûmuñ olarak mûcib ü muktezâsı üzere ‘amel ü hareket ve îfâ-yı muktezâ-yı me’mûriyete dâmen dermiyân-ı gayret ve hilâfından be-gâyet tevakkî ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: ( ) vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî evâ’ili şehri Rebî’i’l-ulâ sene tis‘a ‘aşere ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 9
Belge No : C. ML 375/15414
Tarih : 20 Ş 1219 /24 Kasım 1804
Konu : İrad-ı Cedid Hazinesi’ne bağlı Adana yapağı rüsumatının 12.500 guruş iltizam bedeliyle Ahmed Bey’e verildi.
Îrâd-ı Cedîd Hazînesi tarafından zabt ve idâre olunan yapağı rüsûmâtından Adana eyâletinde vâkıʻ kazālarıñ resm-i yapağısı on sekiz senesine mahsûben on iki biñ beş yüz guruş bedel-i iltizâm ile livâ-i mezbûr mütesellimi Dergâh-ı ‘Âlî kapucıbaşılarından Ahmed Bey’e derʻuhde ve ilzâm olunub iktizā eden zabt emr-i şerîfi tarafına baʻs ü tisyâr olunmuşidi. Rüsûmât-ı mezkûreniñ hâsılâtı bedel-i iltizâmına gayr-i vâfî olduğu beyânıyla nısfı mikdârınıñ tenzîlini mîr-i mûmâ ileyh tahrîr ve istidʻâ ider ol mikdâr bedel-i iltizâmıñ istîfâsı mümkin olamayacağı hâricden dahî tahkīk olunmağla bu sûretde cümlesi pes-mânde kalmamak içün dört biñ beş yüz guruşu tenzîl olunarak sekiz biñ guruşa kaydı tashîh ve Îrâd-ı Cedîd defterlerine ilmühaberi iʻtāsı bâbında emr ü fermân devletlü saʻâdetlü sultānım hazretleriñindir.
Mühür: İbrahim
Mûcebince kaydı tashîh ve ilmühaberi virile.
İlmühâber dâde. Fî 20 Ş sene 219.
Sıra No : 10
Belge No : C.DH. 108/5354
Tarih : 4 L 1219 / 06 Ocak 1805
Konu : Adana mütesellimliğinin tekrar Ahmed Bey’e tefviz buyurulmasına dair.
Kapukethüdâlık hıdmet-i müşîrîlerinde olduğum hâlen Vidin muhâfızı vezîr-i mükerrem saʻâdetlü Osman Paşa hazretleri bendelerinin işbu tevcîhât-ı hümâyûnda ‘uhdesine ilhâken ibkā ve takrîr buyurulmuş olan Adana eyâletine reʻâyâ-perver ve sadâkat-kâr ve zabt ü rabt-ı memlekete sāhib-i iktidâr bir mütesellimin[65] nasb ü taʻyîn kılınması lâzımeden olmakdan nâşî el-yevm eyâlet-i mezkûreniñ mütesellimi olan Adana vücûhundan ve Dergâh-ı ‘Âlî kapucıbaşılarından Ahmed Bey kulları evsâf-ı mezkûre ile mevsûf olduğuna mebnî umûr-ı mütesellimlik-i mezkûr kemâkân mîr-i mûmâ ileyhiñ ‘uhdesine ihâle ve tefvîz buyurulmasını ve ol-bâbda lâzımü’s-sudûr olan bir kıtʻa mütesellimlik emr-i şerîfiniñ ısdârı husûsuna müsâʻade-i seniyye-i veliyyü’n-niʻamâneleri bî-dirîğ ve erzânî buyurulmak bâbında emr ü fermân hazret-i men-lehü’l-emriñdir.
Sahh.
Tevcîhi Tarihi.
Adana eyâleti hâlen Vidin ve Niğbolu sancaklarına mutasarrıf ve Vidin Kalʻası muhâfızı vezîr-i mükerrem saʻâdetlü Osman Paşa hazretlerine 4 L sene 218 tarihinde ber-vech-i ilhâk tevcîh üzerinde olmağla 4 L sene 219 târîhinde dahî kemâ-kân ibkā olunmuşdur. Fermân devletlü sultânım hazretleriniñdir.
Sıra No : 11
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 44, sayfa 82, belge 268
Tarih :19 L 12190 / 21 Ocak 1805
Konu : Ahmet Bey’in yaptırdığı camide cemaatin çokluğu nedeniyle minber konulması sebebiyle Mevlânâ Kara Hüseyinzâde Es-seyyid Abdurrahman Halîfe’nin hatip olarak atandığına dair nişan.
Nişân-ı şerîf-i âlişân-ı sâmî-i mekân-ı sultānî ve tuğra-yı garrâ-yı cihânsitânî-i hâkānî hükmü oldur ki:
Medine-i Adana’da vâkı‘ Serrâcân mahallesinde ashâb-ı hayrâtdan hâlen Adana mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî El-hâcc Abdullah Paşazâde Ahmed Bey nâm sāhibü’l-hayrıñ müceddeden binâ eylediği mescid-i şerîfiñ cemâʻati kesîr olmağla yine ashâb-ı hayrâtdan bânî-i mezbûr nâm sāhibü’l-hayr bâ-izn-i hümâyûn mescid-i mezbûra müceddeden minber vaz‘ idüb câmi‘-i şerîf olmağla hatîb nasb ü ta‘yîn olunmak lâzım ve mühimm olmağla erbâb-ı istihkākdan cümleniñ muhtârı işbu râfi‘-i tevkī‘-i refî‘ü’ş-şân-ı hâkānî Mevlânâ Kara Hüseyinzâde Es-seyyid Abdurrahman Halîfe her vechile lâyık ve mahall ü müstehak olmağın hitâbet-i mezkûre ber vech-i hasbî tevcîh olunub yedine müceddeden berât-ı şerîf-i ‘âlîşânım virilmek bâbında nâ’ib Mevlânâ Müderriszâde Es-seyyid Abdurrezzak zîde ‘ilmuhu ‘arz itmeğin mûcebince merkûma tevcîh ve sadaka idüb bu berât-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnu virdüm ve buyurdum ki ba‘de’l-yevm Mevlânâ-i merkûm Es-seyyid Abdurrahman Halife vârub zikr olunan câmi‘-i şerîfe hatîb olub hizmet-i lâzımesin mer‘î ve mü‘eddî kıldıkdan sonra ber vech-i hasbî mutasarrıf olub vâkıfıñ hayrâtı ve devâm-ı ‘ömr ü devletçün du‘âya müdâvemet göstere. Şöyle bilüb ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren fî’l-yevmi’t-tâsî‘ ‘aşer min şehri Şevvâli’l-mükerrem sene tis‘a ‘aşer ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyye
Sıra No : 12
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 44, sayfa 81, belge 270
Tarih : Evâsıt L 1219 / 13-21 Ocak 1805
Konu : Ahmet Bey’in inşa ettirdiği camiye minber koydurmasına izin verildiği.
Kıdvetü’n-nüvvâbi’l-müteşerri‘în Adana kazāsında nâ’ibiü’ş-şer‘ olan Mevlânâ ( ) zîde ‘ilmuhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Kazā-i mezkûr mahallâtından Serrâcân mahallesinde vâkı‘ ashâb-ı hayrâtdan hâlen Adana mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî El-hâcc Abdullah Paşazâde Ahmed Bey müceddeden binâ eylediği mescid-i şerîfiñ cemâʻati kesîr olub câmi‘-i şerîf olmağa her vechile mahall ve münâsib olmağla yine ashâb-ı hayrâtdan işbu dârende-i fermân-ı hümâyûn bânî-i mezbûr nâm sāhibü’l-hayr kendi etyab mâlıyla mescid-i mezbûra minber vaz‘ etmek içün izn-i hümâyûn ricâsına i‘lâm eylediği ecilden izn-i hümâyûnum erzânî kılub buyurdum ki: Hükm-i şerîf-i vâcibü’l-ittibâ‘ımla vardıkda göresün mahall-i mezkûrda mescid-i mezbûr e‘imme-i Hanefiyye rıdvâne Allâhu taʿâlâ ‘aleyhim ecmâʿin hazretleriniñ tecvîz eyledikleri yerde ise kendi etyab mâlıyla mescid-i mezkûra müceddeden minber vaz‘ idüb yedine berât-ı şerîfimle hatīb nasb ü ta‘yîn olundukdan soñra ikāme-i salât-ı Cumʿa ve ‘ıydeyn olunub devâm-ı ömr ü devletimçün du‘âya müdâvemet göstere. Şöyle bilüb ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren evâsıt min şehri Şevvâli’l-mükerrem sene tis‘a ‘aşer ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyye.
Sıra No : 13
Belge no : HAT 81- 3376
Tarih : 29 Z 1219 / 31 Mart 1805
Konu : Küçükalioğlu Halil Bey’in vefatından sonra yerine geçmek için devlete başvuran oğlu Dede Bey’in Üzeyir Sancakbeyliği görevine getirilmesinin sakıncaları ve yeni bir fitne çıkmaması için mecburiyet üzerine getirildiği takdirde uygulanacak yola ilişkin Sadr-ı a‘zamın Padişah’a sunmuş olduğu takrirdir.
Şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü velî-ni‛metim efendim pâdişâhım
Küçükalioğlu’nun vefâtına binâ’en ol havâlî mezbûrun yed-i tasallutundan kurtulmuş ise de oğlu dahi babasınıñ ‛urûk-ı dirâ’et ve fesâd-ı cibilliyetini icrâdan hâlî olmayacağı mütāla‘asına mebnî ânıñ dahi ol tarafdan izâlesi esbâbı suhûletle istihsāl olunub Payas tarîkiniñ gereği gibi te’mîni tedbîrine teşebbüs olunması ihrâc-ı mevâcib günü Rikâb-ı hümâyûnlarına rü’esâyî-i çâkerîde şifâhen müzâkere olunmuş olduğuna binâ’en tedbîr-i mezkûruñ bilâ-gâ’ile icrâsı ne makûle hareket ve esbâba menût ise mahfiyyen iktizāsını tahrîr eylemeleri içün Beylanlı Abdurrahman Paşazâde Abdullah Bey ve Maraş mutasarrıfı Kalender Paşa’ya ve Adana mütesellimi Ahmed Bey’e taraf-ı çâkerânemden gâyet hafî isti‘lâmnâme gönderilmiş ise de merkûm Küçükalizâde’yi oyalayub tasavvur olunan tedbîr suhûletle kuvvetden fi‘le çıkacak mevsim hulûl etmedikce îkāz-ı fitneden ihtirâzen merkûma ‛asel-i hitân[66] verilmek iktizāyı maslahatdan ve ma‘a hâzâ babasınıñ fevtinde mîr-i merkûmuñ derbâr-ı saltanata gelen tahrîrâtında kendüsü babası mesleğinde olmayub her hâlde Devlet-i ‛Aliyye’ye ‛ubûdiyyet ve inkıyâd ve itâ‘atden inhirâf etmeyeceği mukaddemâtından bahisle ‛Üzeyr sancağınıñ kendüye tevcîhini istid‘â etmiş olduğundan nâşî taraf-ı çâkerânemden cevâbnâme yazılub me’âlinde tahrîr eylediğin ‛ubûdiyyet ve itā‘at tahrîrâtda görülecek me’serden olmayub sübûtu fi‘lini icrâya vâbeste ve baban Devlet-i ‛Aliyye’ye etdiği ser-keşlik ile yol çıkaramayub bu tavr netîcesinde eline mûcib-i vehâmet olacağı kayd-ı iş‘ârdan vârestedir deyu bâ‘de’t-tevettu’a babasınıñ geçen sene hüccâcdan aldığı ve mukaddemlerden berü tüccârdan gasb eylediği kâffe-i emvâl ü eşyânıñ tamâmen reddinden sonra muhallefâtına bedel olarak cânib-i mîrîye ne sûretde hıdmet edeceğine ta‘ahhüd edüb ‛inâyet-i ‛aliyyeyi ricâya ândan sonra müstehak olacağı derc ü tezkîr ve merkûm tarafına tesyîr olunmuş olmağla bu def‛a âna cevâb olarak gelen tahrîrâtında muhallefâtı olmayub külliyetlü zimemâtı olmağla tahsīline irâde-i seniyye müte‘allık olduğu sûretde iktizā eden emr-i şerîfi tasdīr ve Payas ve Kurdkulağı menzilleriniñ imdâdiyyesiçün cânib-i mîrîden müretteb olan havâlâtın dahi tertîbi ve babasınıñ mukaddemen istid‘â etdiği vechile dağılmış olan ba‛zı ‛aşâyiriñ yerlerine iskânı bâbında kezâlik fermân-ı ‛âlî tesyîr ve muhallefâtda mâl yoğise de âna dahi bir mübâşir ta‛yîn olunub sebt ü tahrîr kılınması sûretine müsâ‘ade birle ‛Üzeyr sancağını kendüye tevcîh olunmasını istid‘â ve kendüsü babası gibi olmayub makām-ı rızāda bulunarak hüccâcın selâmetiyle iyâb ü zehâbına ve tarîkin vücûhla te’mînine ta‘ahhüdünü inbâ etmiş olub merkûm her ne kadar mel‘ûnzâde ise de şimdilik sûret-i inkıyâd ve mutâva‘at izhâr etmekle gelen tahrîrâtına tevcîh-i rûy-ı iltifât olunması tavahhuş ve irâdeyi hiss edüb fitne-i kā’imeyi şimdiden îkâz edeceği ve ma‘a hâzâ istediği evâmirin ketmiyle diğer tedbîre halel gelmeyüb fakat bir mübâşir irsâl olunmuş olacağı mutâla‘âtına mebnî ve hüccâcın emvâliyle belki biraz şey husûle gelüb mîr-i merkûm babası gibi olayım dese zamân-ı medîde muhtâc olacağına nazaran şu aralık bir gâ’ile olmamak fâ’idesi dahi mütebârid-ı hâtır idüğüne mübtenî ‛Üzeyr sancağı mîrlivâlık ile mîr-i merkûma tevcîh ve evâmir-i mezkûre dahi tasdîr olunub tahrîrâtına cevâbnâme tastîr ve mazmûnunda: Zimemât tahsīl olunur ise akça veririm yollu mu‘âmelen ibtidâ-i emirde isbât-ı sadâkat edecek tavrın hilâfı olub eğer sen dahi baban mesleğini tutayım diyecek isen hakkında dünyâ ve âhiretde necât ve selâmet yokdur ve bizim istishâbımız ‛aksine mübeddel olub işte semere-i tesâhübümüzü biz isbât edüb mes’ûlâtına müsâ‘ade-i seniyye istihsâl olundu ve matlûbun olan evâmir dahi gönderilüb muhallefâta mübâşir tesyîr kılındı. Vusûl-i emr-i ‛âlîde evvel-be-evvel hüccâcın emvâlini ve ba‛zı tüccâr mallarını Der-sa‘âdete tesyîr edüb zimemât ve muhallefât dahi mübâşir ma‛rifetiyle tahrîr ve Der-sa‘âdete îsâl olunmak husûsuna sarf-ı sadâkat ve işbu ‛inâyet-i ‛aliyyeye teşekkür birle müdde‘â-yı rızâ-i perverî ve itâ‘atini isbât ve ol cihetle hüsn-i teveccüh ve i‘tikād-ı ‛âlîye mazhariyyete bezl-i kudret eyleyesin deyu etrâflı ve teşvîk ve tehdîdi şâmil iktizā eden vesâyâ derc ve tezbîr olunsa hiç olmaz ise bu vesîle ile hüccâc ve tüccârıñ emvâli ve belki muhallefât ve zimemât nâmıyla biraz dahi şey husûlü ve ihtimâl-i sânî olarak şâyet emniyet-i tarîk mâddesiniñ dahi takarruru husûle gelmek ve bu semereler hâsıl olmaz ise evâmir-i mezkûreniñ ısdârıyla âher tedbîrin fevti iktizā etmeyüb sâlifü’z-zikr isti‘lâmnâmelerin gelecek cevâbına ve sûret-i maslahata tatbîkan âna bakılmak mülâhazaları nezd-i ferd-i şâhânelerinde dahi müstesvâb ise muktezâsı üzere hareket olunacağı ma‘lûm-ı ‛âlîleri buyuruldukda emr ü fermân şevketlü kerâmetlü mehâbetlü kudretlü velî-ni‛metim efendim pâdişâhım hazretleriniñdir.
Takrîr mûcebince tanzîm oluna.
Sıra No : 14
Belge No : Adana Ş.S. 54, img 30, sayfa 59, belge 73
Tarih : 7 CA 1226 / 03 Ağustos 1805
Konu : Adana Mütesellimi Hasanpaşazâde Ahmed Bey İbni Abdullah Paşa Vakfiyesi.
Elhâmdülillahi’l-vâkıf ‘ala külli hâlin ‘âlimü’l-gaybı ve’ş-şehâdetü’l-kebirü’l-müte‘âl ve’ssalavatü ve’s-selâm ‘alâ seyyidinâ Muhammed efdalü’l-mahlûkât hayrü’l-ashâb ve’l-mîzân emmâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbıñ tahrîr ü inşâsına ve tastîr ü imlâsına bâ‘is ü bâdî budur ki:
Medine-i Adana mahallâtından Serrâcân mahallesi sâkiniñden sāhibü’l-hayrât ve’l-hasenât tālibü’s-sadâkât ve’l-meberrât hâlen Adana Mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî Hasan Paşazâde Ahmed Bey ibni Abdullah Paşa tarafından vakf-ı âtiyyü’z-zikri takrîre vekîl olub vekâletiñiz şâhidîn-i ‘âdilîn ile hükm-i şer‘ lâhıkk olan Kâtib Mahmud Efendi nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf-i şer‘iat-ı Ahmedî mahfil-i dîn-i münîf-i Muhammedîde vakf-ı âtiyyü’lbeyâna li-ecli’t-tescîl ve’l-emri’l-itmâm ve’t-tekmîl mütevellî nasb ü ta‘yîn eylediği Sermuhzırân Es-seyyid Halil Ağa ibni Selman nâm kimesne mahzarında bi’l-vekâle şöyle ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm idüb vakf-ı câ‘i sudûruna değin mü‘ekkilem mîr-i mûmâ ileyhiñ Cellad Velizâde Mahmud’dan hüsn-i rızā ve ihtiyârıyla iştirâ eylediği silk-i milk-i sahîhasında münselik olan Debbağân mahallesinde vâkı‘ bir bâb fevkânî ve tahtânî dükkân kıbleten[67] t tarîk-i ‘âmm garben yine tarîk-i ‘âmm şarken Debbağ Karaca Usta dükkânı boyrazen vakf dükkânı ve yine Debbağhâne’de vâkı‘ kıbleten Tabu Hüseyin dükkânı garben Hafız Efendi evi, boyrazen Tebeoğlu dükkânı, şarken tarîk-i ‘âmm işbu hudûd-ı erba‘a ile mahdûd dükkânını ve yine mü‘ekkilem mîr-i mûmâ ileyhiñ silk-i milk-i sarf-ı sahîhasında münselik olan Debbağhâne mahallesinde vâkı‘ taraf-ı beytü’l-mâldan bâ-ırs intikāl eden ma‘lûmu’l-hudûd Meshci Kızı Ayşe Hatun menzili dimekle ma‘rûf mutasarrıf olduğu mahdûd bir bâb fevkânî ve tahtânî beyt ve bir bâb yine tahtânî beyt ve bir sofa ve eşcâr-i müsmire ve gayr-i müsmire ve kenîf ve bir mikdâr havluyı müştemil menzilini ve ittisālinde bir bâb dükkân ve yine mîr-i mûmâ ileyhiñ silk-i mülk-i sarf-ı sahîhasında münselik olan Serracan mahallesinde vâkı‘ sarayınıñ ittisālinde müceddeden binâ eylediği bir bâb bakkâl dükkânı bi’l-cümle tevâbi‘ ve’l-levâhık ve kâffetü’l-merâfık ve’l-mevâkıf hasbeten li’l-lâhi’l-meliki’s-samed taleben li-merzâtihi Rabbihi’l-ahad vakf-ı sahîh-i şer‘î ve habs-ı sarîh-i mer‘i ile vakf ve habs idüb şöyle şart ü ta‘yîn ve tasrîh eyledi ki: Ba‘de’t-ta‘mîr ve’t-terkîm fazla gallesini müceddeden binâ ve ihyâ câmi-i şerîfe her kim mü’ezzin olursa be-her sene süpürge ve kandîl ve şem‘-i revgân bahâsı elli guruş teslîm olunub bâkī gallesini mahallesinin câmi‘-i şerîfiñ ta‘mîr termîminden soñra her kim imâm ve hatīb olur ise fazla gallesini nısfiyet üzere taksîm ideler deyü fârigân-ı ‘âni’şşevâgil mütevellî-i mûmâ ileyhe bi’l-vekâle teslîm eyledim ol dahi sâ’ir evkāf mütevellileri gibi tesellüm eyledüğünde gıbbe’t-tasdîkü’ş-şer‘î itmâm-ı vakf tamâm oldukdan soñra vâkıf vekîli merkûm Mahmud Efendi cânib-i vâkıfdan semt-i şikāka ‘âzim olub vakf-ı ‘akâr hazret-i İmâm-ı a‘zam ve hümâm-ı efhâm hazretleri katında lüzûmdan ‘ârî olmağla vakf-ı mezkûrdan rücû‘a mü‘ekkilem içün mesâğ-ı şer‘î olmağın vakf-ı mezkûrdan bi’l-vekâle rücu‘ idüb kemâ fi’l-evvel mü‘ekkilemiñ mülküne istirdâda hükm taleb ederim dedikde gıbbe’l-istinkâk mütevelli-i mûmâ ileyh Es-seyyid Halil Ağa’dan kendüye lâzım ve mühimm mülâyim-i cevâb-ı bâ-savâba âzim olub gerçi vakf akâr imâm-ı müşârün ileyh hazerâtları[68] katında lüzûmdan ârî ise imâmeynü’l-hümâmeyn hazerâtları katlarında lâzım husûs ba‘de’t-teslîm ile’l-mütevellî sahîhadır anlarıñ kavli şerîfi vakfiyetine hükm taleb iderim deyü hâkim-i müvekki‘-i sadr-ı kitâb tûbâ lehu ve hüsn-i me’âb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi‘ân ve fasl-ı husûmete tālibân imâmeynü’l-hümâmeyn hazretleriniñ kavli şerîfleri üzere dükkânlarıñ ve menziliniñ evvelen vakfiyetine ve sâniyen şürût-ı kuyûdunuñ sıhhât ve lüzûmuna hükm-i muhkem-i şer‘î ve kazā-i mübrem-i mer‘î idüb min ba‘d nakz ve takayyuzuna mecâl muhâl oldu. Femen beddelehu ba‘demâ semi‘ahu fe-innemâ ismuhu ale’l-lezîne yubeddilunehu innehu semi‘un ‘alîm ve ecri’l-vakf ‘ale’l-Hayyi’l-kerîm. Hurrire fî’l-yevmi’s-sâbi‘ min şehri Cemâziye’l-ûlâ sene sitte ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Şuhûdu’l-hâl
Hâlen me’zûn-ı bi’l-iftâ Mehmed Emin Efendi
Şerâfetlü Molla Efendi
Şerâfetlü nakībü’l-eşraf Osman Efendi
Abdülganiefendizâde Mehmed Efendi
Gökvelizâde Paşa Bey
Kâtib be-mahkeme Kulzâde Mehmed Efendi
Ser Tüfenkcibaşı Mehmed Ağa
Vekîl-i fukarâ El-hâcc Ali
Cânib-i şehr subaşısı Köleoğlu Molla Mustafa
Subaşı Acemoğlu Hasan Ağa
Ve gayruhum
Sıra No : 15
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 113, sayfa 69, belge 80
Tarih : 11-20 C 1220-27 Ağustos- 5 Eylül 1805
Konu : Hacıların güvenliğinin sağlanmasına dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîd ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana mütesellimi ( ) dâme mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bu sene-i mübârekede ‘âzim-i beytullahü’l-harâm olan hüccâc-ı müslimîniñ ve Surre-i hümâyûnumuñ mashûben bi’l-emn ve’s-selâme imrâr ve mahall-i maksûda irsâllerine ihtimâm ve sa‘y bî-şumâr olunmak matlûb-ı hümâyûnum olduğuna binâen bu hilâlde ‘alâ vechi’lmu‘tâd Surre-i hümâyûnum haremeyn-i şerîfeyn hazînesinden ihrâc ve Surre Emîni nasb olunan Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından ve hâssa silahşörlerimden Adana Bostancıbaşısı sâbık iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Osman dâme mecduhuya teslîm ve Üsküdar’a nakl ve biavnihi ta‘âlâ evâsıt-ı Receb’inde Üsküdar’dan hareket eylemek üzere olub selâmetle Surre-i hümâyûnumuñ Şam-ı şerîfe îsâl ve hüccâc-ı müslimîniñ âminen ve sâlimen mürûrları husûs-ı saltanat-ı seniyyemiñ akdem umûr ve a‘zam hutûbundan idüği beyândan müstağni olmağla resm-i ihtiyâta ri‘âyet ile şimdiden re’s-i hudûd Adana’dan Haleb’e varınca yollarıñ gereği gibi tathîrine ve mazanne-i eşkiyâ olan mahallerin muhâfazasıyla kuttâ‘-i tarîk ve sâ’ir erbâb-ı şekâvetiñ def‘ ve tedmîrlerine mezîd-i sa‘y ü gayret eylemek üzere mukaddemce her kazānıñ zābıtān ve hükkâmına tenbîh ve te’kîde ihtimâm ve fevc fevc varan hüccâc-ı zevi’l-ibtihâcı ve Surre-i hümâyûnumu müstevfâ ademleriñle bi’n-nefs istikbâl ve menzil-be-menzil teşyî‘leriyle nihâyet-i hudûda kadar sâlimen îsâli hâlâtına kemâl-i ikdâm ve sa‘y-ı mâ-lâ-kelâm eylemeñ içün mahsûsan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve sadr-ı a‘zamım tatarlarından kıdvetü’l-emâsil ve’lakrân Abdullah zîde kadruhu ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde lâzıme-i istikbâli şimdiden ‘icâleten tehyie ve ihzār ile hüccâc-ı zevi’l-ibtihâcıñ mashûben bi’l-emn mürûrları hâlâtına sarf-ı makderet eylemeñ matlûb-ı şâhânem olmağla fevc fevc varan hüccâc-ı müslimîniñ sâlimen hudûdundan imrâr ve Surre-i hümâyûnumu müstevfâ âdemleriñle bi’n-nefs istikbâl ve teşyî‘ iderek Haleb hudûduna îsâl itmeğe nihâyet-i vüs‘ ü kudretiñi sarf eyleyüb şöyle ki saña bu mertebe tenbîh ve te’kîd olunmuşiken ma‘âze Allâhu ta‘âlâ iğmâz ve rehâvet gûne hareket vukû‘uyla nâ-mülâyim bir hâlet zuhûru sem‘-i hümâyûnuma vâsıl olmak lâzım gelür ise özr ü illetiñ kat‘an kabûle karîn olmayub mazhar-ı eşedd-i ikāb olacağıñı cezmen ve yakīnen bilüb aña göre ‘amel ü hareket ve rızā-yı hümâyûnuma mugâyir ednâ kusûr ve rehâvetden ve merâsim-i cezm ve ihtiyâta münâfî ser-i mû evza‘ ü hâlâtdan tehâşî ü mübâ‘adet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: ( ) vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sûdur olan fermân-ı vâcibü’l-ittbâ‘ ve lâzımü’limtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla ‘âmil olasın. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fî evâ’ili şehri Cemâziye’l-ahir sene ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 16
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 111, sayfa 74, belge 87
Tarih : Evâil C 1220 /27 Ağustos- 5 Eylül 1805
Konu : Hacıların güvenliğinin sağlanmasına dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezā’il ve’l-kelâm Adana’dan Hama’ya varınca yol üzerinde vâkı‘ kuzāt ve nüvvâb zîde fazluhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Haremeyn-i şerîfeyn ahâlîsine beher sene mu‘tâdü’l-irsâl olan Surre-i hümâyûn-ı mekremetmakrûnum bu sene-i mübârekeden dahi an nakdin hazîne-i ‘âmiremden ihrâc ve bu def‘a Surre-i hümâyûnum emîni nasb olunan Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından ve hâssa silahşörlerimden Edirne Bostâncıbaşısı sâbık iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Osman dâme mecduhuya teslîm ve ol savb-ı sa‘âdet-edebe tesyîr olunmağla Surre-i hümâyûnum ile emîn-i mûmâ ileyhiñ ve refâkatinde olan hüccâc-ı müslîminiñ yollarda ve menâzillerde muhâfaza ve muhâreselerine takayyud ve ihtimâm olunmak ehemm-i mühimmeden olmağın Surre-i hümâyûnum Konya’ya vusûlünde Karaman vâlîsiniñ kethüdâsı Konya’dan alub yollarda ve menâzillerde muhâfaza ve muhârese iderek Adana’ya getürüb sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin saña teslîm ve yedinden temessük ahz ve cânib-i şer‘den hüccet-i şer‘iyye alub der-i devlet-i medârıma irsâl eylemek üzere emr-i şerîfimle me’mûr olmağla vech-i meşrûh üzere Surre-i şerîfim Adana’ya lede’l-vusûl saña teslîm olundukda sen dahi mükemmel ve müretteb tâmmü’s-silâh âdemleriñle Surre-i şerîfemi alub gerek Adana’ya ve gerek Hama’ya varınca yol üzerinde vâkı‘ olan kazālarda mevcûd bulunan sipâh ve silahdâr ve Dergâh-ı mu‘allâm yeñiçerileri neferâtı ve harb-i darba kādir tüfenk-endâz il erlerini kazā-be-kazā ihrâc ve Surre-i hümâyûnum emîni mûmâ ileyhiñ ve refâkatinde olan hüccâc-ı müslimîniñ Adana’dan Hama’ya varınca menâzil ve merâhilde ve nüzûl eyledikleri mahallerde gecelerde emniyet hâsıl olacağı vechile muhâfaza ve muhâreselerine ihtimâm iderek ve sâlimen Hama’ya getürüb Hama mütesellimi dahi Şam-ı şerîfe götürmek üzere mütesellim-i mûmâ ileyhe teslîm ve yedinden teslîmi müş‘ir temessük ve cânib-i şer‘den hüccet-i şer‘iyye alıb gerü ‘avdet ve bu takrîb ile re‘âyâ ü berâyâ ve sükkân-ı vilâyete bir dürlü zulm ü ta‘addî olunmakdan hazer ü mücânebet ve hüccet-i şer‘iyye-i mezkûreyi Der-‘aliyyeme tesyîre müsâra‘at eyleyesin. Bu sene-i mübârekede sinîn-i sâ’ireden ziyâde Surre-i hümâyûnum ve hüccâc-ı müslimîniñ muhâfazasına ihtimâm olunmak murâd-ı hümâyûnum olmağla şöyle ki ‘îyâzen bi’l-llâhi ta‘âlâ yollarda ve menâzilde ednâ mertebe zarar ü gezend isâbet eylemek ihtimâli olur ise bir dürlü özr ü illetin karîn-i isgâ olmayub eşedd-i ikāba mazhar olacağıñız muhakkakdır. Aña göre ‘amel ü hareket ve müstevfâ tâmmü’s-silâh ‘âdemleriñ ve kazālardan ihrâc ideceğiñ tüfenk-endâz kimesneler ile menâzil ve yollarda Surre-i hümâyûnumu gereği gibi muhâfazaya dikkat iderek sâlimen mütesellimine teslîmi hâlâtına bezl-i vüs‘ ü kudret idüb zinhâr ve zinhâr mikdâr-ı tehâvün[69] ve taksīrden gâyetü’l-gâye hazer ü mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Mahsûs konakçı ta‘yîn olunan sadr-ı a‘zamım bîrûn ağalarından kıdvetü’l-emâsil ve’l-akrân Abdullah zîde kadruhu hükm-i şerîfimle vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî evâ’ili şehri Cemaziye’l-ahir sene ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 17
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 108, sayfa 214, belge 94
Tarih : 1-10 R 1220 / 25 Eylül 1805-04 Ekim 1805
Konu : Surre-i Hümâyûn’un Adana’dan Payas’a geçerken güvenliğinin sağlanmasına dair fermân.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassuu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Mîr Ahmed dâme mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki: Çay köylü Seyyid Bey Üzeyir sancağını zabt etmek dâ‘iyesiyle Üzeyir sancağı beyi kıdvetü’lümerâ’i’l-kirâm Seyyid Mehmed Dede Bey dâme uluvvuhu ile aralık aralık muhârebe üzere oldukları bu defʻa biʻl-ihtiyâr bedîhî ve zâhir ve surre-i hümâyûnum ve hüccâc-ı müslimîn bu sene-i mübârekede Payas tarîkiyle savb-ı maksûda müteveccih oldukları vaz‘ ü bâhir olub mûmâ ileyhimânıñ bu vechile birbirleriyle muhâsemeleri hüccâc-ı müslimîn ve surre-i hümâyûnumun Payas’dan mürûrlarında şâyed zarar ü ziyân isābet eylemesi ihtimâlden ba‘îd olmadığı nümûdâr ve hüccâc-ı müslimîniñ âminen ve sâlimen iyâb ü zehâbları ne mertebelerde ehemm ve a‘zam-ı umûr-ı saltanat-ı seniyyemden idüğü müstağnî-i ta‘rîf ü iş‘âr olmağla hüccâc-ı müslimîn bi-‘avni ta‘âlâ Adana’ya lede’l-vusûl mûmâ ileyh Seydi Bey tarafından hüccâca mikdâr-ı zerre zarar ü ziyân vukû‘ gelmeyeceği ve âminen ve sâlimen Payas’dan mürûr ideceklerini cezm ü teyakkun eylediğiñ sûretde âminen ve sâlimen imrârlarına ve emniyet ile mürûruna tekeffül edemediğiñ hâlde mûmâ ileyh Dede Bey ile bi’l-muhâbere ma‘rifetiyle Ayaz iskelesinden sefîneler ile Payas’a âminen ve sâlimen imrârlarına kemâl-i ihtimâm ü dikkat eylemeñ fermânım olmağın tenbîhen ve ihtimâmen mahsûsen işbu emr-i şerîfim ısdâr ve ber vech-i ta‘cîl ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi Surre-i hümâyûnumuñ ve hüccâc-ı müslimîniñ ol tarafdan ne vechile ve ne tarîkle olur ise bir şahsa ednâ? zarar ü ziyân vukû‘a gelmeyerek âminen ve sâlimen imrârları hasren ve kasren senden matlûb-ı hümâyûnum idüği ve ma‘âza Allâhu ta‘âla hüccâcdan bir şahsa ednâ zarar vukû‘a gelmek lâzım gelür ise vehâmeti tarafıña râci‘ olacağı ve soñra nedâmet fâ’ide virmeyeceği ve bu husûs Üzeyir sancağı mutasarrıfı mîr-i mûmâ ileyhe dahi diğer emr-i şerîfimle tenbîh olunduğu ma‘lûmuñ oldukda ber vech-i meşrûh Surre-i hümâyûnum ve hüccâc-ı müslimîniñ Adana’dan berren Payas’a bi’l-emn ve’s-selâme mürûr ideceklerini cezm ve teyakkun eylediğiñ sûretde âminen ve sâlimen imrârlarına ve emniyet ile mürûrlarına tekeffül idemediğiñ hâlde mûmâ ileyh Dede Bey ile bi’lmuhâbere ma‘rifetiñle Ayaz İskelesi’nden sefîneler ile bahren Payas’a imrârlarına kemâliyle sa‘y ü gayret eyleyesin. Şöyle ki bu emr-i vâcibü’l-ihtimâmda mikdâr-ı zerre kusûr ve rehâvet ve gaflet vukû‘ıyla ma‘aza Allâhu ta‘âlâ hüccâc-ı müslimîn ve Surre-i hümâyûnuma ednâ mertebe zarar ü ziyân irişmek lâzım gelür ise özr ü ‘illet bir vechile fâ’ide virmeyüb hakkıñda müntec-i vehâmet ü nedâmet olacağında şübhe olmamağla aña göre ‘amel ü harekete ve Surre-i hümâyûn ve hüccâc-ı müslimîniñ emniyet ile imrârlarına dâmen dermiyân-ı gayret ve hilâfından tevakkī ve mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfime i‘timâd kılasın. Tahrîren fî evâ’ili şehri Şa‘bâni’l-mu‘azzam sene ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Mûcebince sadr-ı ‘âlî mektûbu dahi vürûd etmişdir.
Sıra no : 18
Belge no : HAT 109, Gömlek No: 4342
Tarih : 3 N (1)220 / 23 Kasım 1805
Konu : Küçükalioğlu Dede Bey’in hacıların güvenli şekilde geçirilmeleri için Dörtyol yakınındaki Turunçluya gitmesi ve büyük aşiret reislerinden olan Fettahbeyzâde Ağca Bey’le iş birliği yapması ve Adana mütesellimi Hasanpaşazâde Ahmed Bey’in hacıları ve Surre alayını geçirmede yardımcı olması hakkında.
Küçükalioğlu’nun tebriye-i zimmeti ve Adana mütesellimine ‛azv-ı cünhayı mutazammın tahrîrâtı olmağla çünki mütesellim-i mûmâ ileyhin bu mâddeye dâ’ir olan ma‘rûzātı manzûr-ı hümâyûnları buyurulmak içün takdîm olunmuş olduğundan bu dahi takdîm-i ‛atebe-i ‛ulyâları kılındı. İktizāsına göre te’kīdât-ı lâzıme yazılacak.
Hüccâc-ı müslimîn ve Surre-i hümâyûnun âmînen ve sâlimen sâvb-ı maksûda imrârlarına ihtimâm eylemesi mîr-i mûmâ ileyhiñ vâcibe-i zimmeti olmakdan nâşî iktizā eden malzemeyi tedârük ve hareket ve hudûdu dâhilinde vâkı‘ Turunçlu nâm mahalle vürûd ve hânedân-ı ‘aşâyirden Fettah Beyzâde Ağca Bey dahi îfâ-yı hıdmet zımnında ‘asâkir-i vâfire ile mahall-i mezkûra vârid ve hüccâc-ı Müslimîniñ bi’s-selâme imrârları husûsu istişâre olundukda şâyed bahren imrârları iktizā eder mülâhazasına mebnî Tarsus İskelesinden sefâyin celbi ve sefâyin ashâbı havfa tâbi‛ olmayub tarafına vürûdlarını ve mâl ve erzâklarına müdâhale ve ta‘arruz olunmayacağını ve sefâyin-i mezbûre derûnunda memlekete muktezī erzâk bulunur ise bahâsıyla alacağını tahrîr etmiş olmağla sefâyin-i matlûbe vürûd etmekde idüğünü Cevâbnâme-i bendegîde bast ü terkîm olunacağı ma‛lûm-ı ‛âlîleri buyuruldukda fermân hazret-i veliyyü’l-emrindir
Furtuna ve şiddet hasebiyle birkaç biñ süvârî ve sekbân ile Surre-i hümâyûn ve tüccârın bi’sselâme sâhil-i bahrdan imrârlarına ikdâm üzere iken Surre-i hümâyûn emîni mîr-i mûmâ ileyhiñ hudûdu dâhiline vâsıl ve bir gece beytûtet ve ba‘dehu Adana Mütesellimi Ahmed Bey emîn-i mûmâ ileyh ve hüccâc-ı müslimîni Kurdkulağı’ndan Misis’e i‘âde etdürüb mahall-i muhâtara olan Maraş tarafına sevk niyetinde olduğundan mûmâ ileyh Dede Bey tarafından bi’d-defa‘ât tahrîr olundukda mütesellim-i mûmâ ileyh ‘adem-i i‘tibâr ve caddeniñ inhirâfına bâ‘is olduğunu ve vukû‘ bulan harekât-ı nâ-marziyyesi Musa Efendi kullarınıñ takrîrinden ma‘lûm-ı ‘âlî buyurulacağını ve ol havâlîniñ ahsen hâl üzere küşâdı içün Seydi Bey’iñ i‘dâm ve izâlesi mütesellim-i mûmâ ileyh kullarına ihâle buyurulmasını mûmâ ileyh Dede Bey kulları bir kıt’a ‘arzuhâlinde tahrîr eder
Mûmâ ileyh Dede Bey ile Seydi Bey’in beynlerinde olan bürûdet sebebiyle Surre-i hümâyûn ve hüccâcın mûmâ ileyh Seydi Bey’in olduğu mahalden güzârlarına mütesellim-i mûmâ ileyh tekeffül edemediğini mübeyyin Surre emîni mûmâ ileyhin Dede Bey’e meb’ûs kā’imesi kıt’a: 1
Mütesellim-i mûmâ ileyhe hitâben sudûr eden emr-i ‘âlîniñ sûreti vârid olub mûmâ ileyh Dede Bey kullarına hitâben vürûd eden emr-i ‘âlîde mümkin olmadığı sûretde hüccâc-ı müslimîniñ bahren imrârlarına ruhsat-ı ‘aliyye buyurulduğunuñ teşekkürüyle mütesellim-i mûmâ ileyhi tevkîr zımnında birâderi Mehmed Bey birkaç yüz süvârî ile mevcûd bulunmasını mûmâ ileyh Dede Bey tahrîr eyledikde “hüccâcıñ selâmetiyle imrârları husûsuna ben me’mûrum” deyu biñ beşyüz süvârîye kâfi şa’îr ve zahâyir-i sâ’ire hudûdu dâhilinde âmâde eylemesini mütesellim-i mûmâ ileyh Dede Bey’e tahrîr etmiş olduğundan Seydi Bey’i himâye kaydında olduğu derkâr olmağla mûmâ ileyhümâ Dede Bey ve Ağca Bey ma’iyyetinde olan ‘asâkir ve sekbân ile âminen ve sâlimen Surre-i hümâyûn ve hüccâcın Şam-ı şerîfe değin luhûklarına iştibâhları olmadığını ve bi’l-cümle hüccâc ve tüccâr Kurdkulağı’na vürûdlarında masârif-i vâfireye dûçâr olduğunu ve cem’ eylediği zahâyir ma’iyyetinde olan ‘asâkir ve dâ’iresine ancak kifâyet edeceğini ve beher yevm mikdâr-ı ma’lûme zahâyiri vermeye ‘adem-i iktidârını ve Surre-i hümâyûn ve hüccâc ve tüccâra îsâl-i hasâr olunmayacağını ta’ahhüd ve birbirleriyle tekeffülü hâvî tahrîrât ile mûmâ ileyh Mehmed Bey emîn-i mûmâ ileyhe vardıkda cümlesi tarîk-i câddeden ‘azîmet üzereler iken mütesellim-i mûmâ ileyh âdemlerini ta’yîn ile cebren emîn-i mûmâ ileyhi ve hüccâcı Kurdkulağı’ndan Misis’e ‘avdet etdirmiş olmağla inhirâf-ı tarîk ile hüccâc ve sâ’iri meşakkate giriftâr etmekden maksûdu ne idüğünü mûmâ ileyhümâ Dede Bey ile Ağca Bey mütesellim-i mûmâ ileyhe tekrâr tahrîr eylediklerinde ısgâ etmediğini ve mûmâ ileyh Dede Bey rızā-yı Devlet-i ‘Aliyye’de olduğundan çekemediklerini ve merâmları üzere hilâf-ı vâkı‘ takdîm eyledikleri tahrîrâtı emîn-i mûmâ ileyhi ta‘cîz ve ibrâm ederek ahz etmiş oldukların kapu kethüdâsına olan mufassal kā’imesinde mûmâ ileyh Dede Bey kulları iş‘âr eder.
Manzûrum olmuşdur.
Sıra no : 19
Belge no : HAT 109, Gömlek No: 4342-A
Tarîh : 3 N 1220 / 23 Kasım 1805
Konu : Üzeyir sancakbeyi Dede Bey’in hacıların geçirilmesi konusunda Fettahzâde Ağca Bey’in yardım ettiği ve Adana mütesellimi Ahmed Bey’in zorluk çıkarmakta olduğuna ve asi Seydi Bey’in durumuna ilişkin arzıhalidir.
Devletlü ‘inâyetlü ‘atûfetlü ‘ulûv himmetlü mezîd merhâmetlü veliyyü’n-ni‘am ‛amîmü’lhimem efendim sultânım dâme mâdâme’l-‛âlem hazretleri sağ ve vâr olsun.
Hakk ta‘âlâ Devlet-i ‘Aliyye-i ebed-müddeti ilâ kıyâmi’s-sâ‛ati ve sâ‘ati′l-kıyâm ber karâr ve fevz ve intisâr-ı devâmla ber devâm ve pâyidâr eylemek du‘âlarıyla ‛arz-ı hâl-i kulları ve türâb-ı akdâmları budur ki:
Hüccâc-ı Müslimîniñ ve Surre-i hümâyûn-ı hidâyet-makrûnuñ min külli’l-vücûh âminen ve sâlimen savb-ı maksûda imrârları ve hıfz (ü) hırâsetlerine dikkat ve ihtimâm farîza-i zimmetim olmakdan bahisle iktizā eden mallarıma tedârük ve mühimmâtla hareket ve dâhil-i hudûdumuzda vâkı‘ Turunclu nâm mahalle gelüb hânedân-ı ‛aşâyirden Fettâhzâde Ağca Bey kulları dahi edâ-yı hıdmet içün ‘asker-i vâfireyle gelüb selâmet-i hüccâca dâ’ir istişâre ve şâyed bahren imrârları iktizā eder deyu Tarsus iskelesin(den) sefâyin celb ve ashâbları havf ve hulyâ-yı sâ’ireye tâbi‘ ve zâhib olmayub taraf-ı çâkerîye gelmeleri içün tahrîr eyledim. Mallarına ve erzâklarına cebren müdâhaleye cür’etimiz olmayacağı fırtına ve şiddet-i şitâ mülâbesesi (ile) bir iki biñ süvâri ve sekbânla, Surre-i hümâyûnla hüccâc ve tüccârları sâhil-i bahrdan bi’l-emn ve’s-selâme imrârlarına bi’l-mükeffele dikkat ve ihtimâm üzere iken dâhil-i hudûdumuza vâsıl ve bir gece ikāmetle bizleri arzu eden Surre-i hümâyûn emîni dâ’îlerini ve hüccâcı, hâlen Adana Mütesellimi Ahmed Bey kulları Kurdkulağı’ndan Misis’e ‘avdet ve mahall-i iskeleden Maraş tarafına sevk eylemek murâdında olduğunda tekrâr-be-tekrâr ricânâmeler tahrîr olundukda ilkâ-yı gûş etmeyüb bir gece sabâha değin hüccâca ve emîn-i mûmâ ileyh hazretlerine ibrâm ve ilhâ(h) edüb câddeniñ inhirâfına bâ‛is olduğu ve kâffeten vukû‘ bulan nâ-münâsib hareketi Musa Efendi dâ‘îleriniñ sıdk-ı takrîrinden muhât-ı ‘ilm-i ‘âlîleri buyuruldukda:
Bezm-i ikbâlini târ eylemesün der ise felek
Kişi yakdığı çerâk üzere pervâne gerek[70]
fehvâsı efendimin çerağı olduğum nümâyân olduğu cihetden şemâmeti’l-asrdan me’mûlü bulmaz ve bu havâlîler ahsen-i hâl üzere küşâd olması Seydi Bey’in in‘idâm ü izālesi husûsu mütesellim-i mûmâ ileyhe ihâle buyurulmasıyla lutfen ve keremen bu kulların hâkden ref‘ ve bu mâddeler içün şâyeste-i merhâmet ve şâyân-ı ‘inâyet olduğum beher hâlde sâye-i devletlerinde mahfûz ve mastûr ve serfirâz olmamıza müsâ‛ade-i ‘aliyyeleri erzân buyurulmak bâbında ve her hâlde emr ü fermân devletlü, ‘inâyetlü, ‘atûfetlü mezîd-i merhâmetlü veliyyü’n-ni‘am efendim sultānım hazretleriniñdir. Fî 3 N. sene (1)220
Bende Abdülcelil Dede mîrlivâ-i Üzeyir hâlen.
Sıra no : 20
Belge no : HAT 109, Gömlek No: 4342-B
Tarih : 1 N (1)220 / 23 Kasım 1805
Konu : Payas yöresinde faaliyet gösteren Seydi isimli kişinin teşvikçisinin Adana mütesellimi Ahmed Bey olduğu ve Fettahzâde Ağca Bey’in topladığı askerler ile hacıların geçirilmesinde devlete yardımcı olduğu, hacıların Tarsus’dan getirtilecek gemilerle geçirilmesi düşüncesinin fırtına sebebiyle uygulanamadığı, Ahmet Bey’in dedesi zamanında da Payas işlerine karışıldığı ve bu yüzden pek çok karışıklık çıktığına dair mektup.
Benim sa‘âdetlü, mekremetlü, meveddetlü, peder-i e‘azz ü ekremim, sultānım efendim hazretleri
Bu sene-i mübârekede Seydi Bey hâyiniñ ba‘zı mahallere istinâden hâvî olduğu hareket-i nâmarzıyye cür’et[71] edeceği cezm-i zeyegânım[72] olub hüccâc-ı müslimîn ile Surre-i hümâyûn-ı hidâyet-makrûn bi’l-emn ve’s-selâm ibtidâ-i hudûdumuzdan nihâyet-i hudûdumuz olan Sakaltutan’a mu‛azzezen îsāllerine dikkat ü ihtimâm min külli’l-vücûh vâcibe-i zimmetim idüğü cihetden mühimmât-ı vâfire ile Turunçlu’ya vürûdumuzda Fettahizâde şerâfetlü Ağca Bey karındaşımız me’mûriyyetini li ecli’l-edâ ‘asker-i vâfire ile i‘ânetimize vürûd ve ber muktezâ-yı rızâ-yı ‘aliyye fevc-â-fevc tevârüd eden hüccâc-ı hidâyet-müntehâcla Surre-i hümâyûnun refâhiyet üzere şöyle ki bir kıllarına hatâ ve halel gelmeyerek Payas merhalesine îsâlleri husûsuna mûmâ ileyh Ağca Bey ile müzâkere ve bahren dahi imrârlarına teşebbüs olunmağın Tarsus limanından birkaç sefîne celb ve derûnlarında mevcûd emvâl ashâbları havf ü haşyete zâhib olmamaları içün tarafımıza gelmelerini ve Tarsus voyvodaları dahi izn verüb göndermelerini ba‘de’t-tahrîr ve lâkin galebe-i fırtına ü şiddet-i şitâ seyyi’esiyle sefîneler mahall-i selâmete takarrub etmeyüb tevârüd eden hüccâc tavakkuf etmekle bizler ve mûmâ ileyh Ağca Bey, Tecirlü ve Cerid ve sâir mahallden ‘asâkir-i vâfire dahi celb, cümlesini ve Surre-i hümâyûnu topdan bi’r-refâh mürûr etdirmek istişâresinde iken hâlen Adana mütesellimi Ahmed Bey hazretlerine hitâben emr-i ‘âlîniñ sûreti inde’l-vürûd Hindizâde ile bize hitâben emr-i şerîf kırâ‘at ve seme‘an tâ‘aten merâsimini edâ ve mümkin olmadığı sûretde bahren imrârlarına ruhsat ‘inâyet buyurulduğuna hamd ü senâda olduğumuzda Adana mütesellimini li-ecli’t-tevkîr, birâderi Mehmed Bey birkaç yüz atluyla bulunmasını tahrîr ve ricâ eylediğimizde: Hüccâcın selâmeti husûsuna ben me’mûrum ve dâhil-i hudûdunuzda rûzîyye binbeşyüz süvârîye kâfî şa‘îr ve sâ’ir nevâle âmâde edesin deyu bize cevâb tahrîrinde ol dahi Seydi Bey’i himâye kaydında olduğu ma‘lûm ve zâhir olub sâye-i pâdişâhîde bizim ve Ağca Bey’in ma‛iyyetimizde olan ‛asker ve sekbânlarımız ile âminen ve sâlimen belki Şam-ı şerîfe değin lühûklarına ‛avn-i Bârî’yle iştibâhımız yok idi. Surre-i hümâyûn ve cümle hüccâc ve tüccâr Kurdkulağı’na vürûd ve cem‛ olduklarında masârif-i vâfireye dûçâr olduğumuzu ve mühimmât-ı zahîremiz ancak cem‛ eylediğimiz ‛asker ve dâ’iremize kifâyet edeceğini beher yevm birkaç güne değin bu denlü rûziyye vermek ‛adem-i iktidârımızı ve Surre-i hümâyûna ve cümle hüccâc ve tüccâra zerre veşme[73] îsâl-i hasâret olmayarak cümlemiz birbirlerimize kefâletimizi hâvî mîr-i mûmâ ileyhe başka ve Surre emîni hazretlerine tevkîrlü da‛vetnâmeler vardıkda cümlesi yüklerini yükledüb câddeye düzülmüş iken mütesellim-i mûmâ ileyh adamlarını ta‛yîn darb ve zor ile Kurdkulağı’ndan tekrâr Misis’e ‛avdet etdirdiğinde tekrâr Ağca Bey ile bizden tahrîr eyledik ki bundan merâm-ı maksûdun ne olmalı ve Surre emîni ile bu kadar ‛ibâdullâh îzâya bâ‛is olmandan muradın ne? hüccâcın ve tüccârın ve sâ’ir küberâ-yı zevâtların âminen ve sâlimen imrârlarına bi’l-muhâbere bizler de me’mûruz ve bu seniñ hareketin ile bizde leke ve noksâniyet olmaz deyu tahrîrimize ilkā-yı gûş etmeyüb nefsâniyetiniñ icrâsına Surre-i hümâyûnum ve bî-cürmleri zahmetlü ve meşakkatlü tarîke sevk ve eğer şiddet-i şitâ ve vardıkları mahallerin harâmîleriniñ şerlerinden Maraş’a sâlimen dâhil olurlar ise aferin fâ’ide etmez eski düşman dost olmaz ve’l-hâsıl Devlet-i ‛Aliyye’ye kullukda olduğumu çekemiyorlar. Allah’ın murâdı olur. Hakk ta‛âlâ Devlet-i ‛Aliyye’ye zevâl vermeye âmin.
Bi-lutfı Bârî ve himmet-i ulyâ-yı hafî her ne vechile olur ise kurudan hüccâcı ve Surre-i hümâyûnu âminen ve sâlimen nihâyet-i hudûda vâsıl edeceklerimiz bilâ-iştibâh idi ve lakin ‛ırk tâhir olmadığı içün bu denlü ‛ibâdullâhın zahmet-keş olmasına bâ‛is oldu. Hakk doğruyladır, uğur-ı pâdişâhîye bezl-i cân ve bezl-i mâl, bâ‛is-i iftihârımdır ve her ne kadar hilâf-ı tertîb-i inhâ tahrîrât takdîm eylediler ise rızâsıyla Surre emîni tahrîrât vermedi, bir gece sabâha değin Surre emînini ta‘cîz ve ibrâm ederek merâmları üzere tahrîrât almışlar. Benim Devlet-i ‛Aliyye’ye itâ‛atim vardır. Allah’ın murâdı olur. Men âmene bi’l-kader âmene mine’l-keder hıdemât-ı ‛aliyyede ber vech-i sadâkat olduğum Hüdâ’ya ‛ayân ü beyândır. Kaldı ki Surre-i hümâyûnla hüccâcı şâyed bahren geçirmek iktizā eder deyu celb eylediğimiz sefînelerde mevcûd emvâle ve erzâka cebren vaz‛-ı yed etmem. Beldemize iktizā eder erzâk bulunur ise bahâsıyla alacağımı ve ashâbları tarafımıza gelmelerini yazdım, hemân gelmekdeler ve devletlü İbrahim Hanzâde Beyefendi efendimiz ile ‛inâyetlü Galib Efendi efendimizin emr ü tahrîrleri üzere hademe-i vakf-ı şerîf Hasan Ağa pederimizin ma‛rifetiyle merâm üzere Surre-i nizâmı verilür. Beher hâlde hilâf-ı inhâ ile mu‛âtebeden mestur[74] olmamıza himmet buyurmaları mercûdur. Kaldı ki benim pederim bu taraf câdde-i kadîmdir. Seydi hâyin min külli’l-vücûh ‛adîmü’l-iktidâr iken bizim itâ‛atda olduğumuzu tahammül edemeyen kimesnelerin inhâsıyla böyle oldu, ancak enfeze aslihu tarîk-i câdde küşâd olacağı ‛alim Allâh bu def‛a hüccâc ve Surre selâmeti içün yirmi biñ guruş masârife dûçâr oldum, yine a‛dâlar bu pereseye vardırdılar. Sağlık olsun. Devletlü kethüdâ Beyefendimize ifâdeye cür’et[75] buyurub çerağına sāhib olsun. Zîrâ müşârün ileyh efendimizden âhere istinâdım yokdur ve Çaprazlu damadı merhûm Süleyman Efendi bir vakitde bu havâlîniñ ihtilâline bâ‛is olduğu içün pederim pâyidâr ve a‛dâlar kahr oldu. Şimdi Hasan Efendi dahi mübâderet ediyor. Bu def‛a inşallah ben pâyidâr olub sû-i kasdımda olanlar rüsvây olurlar. Hüccâcın öte tarafa gitmesine bana ne zarar ve ne leke olacakdır. Geleydi mu‛azzez ve mükerrem savb-ı maksûda müteveccih olurlar idi. Hakk ta‛âlâ cümleye tevfîk ve ‛âfiyetler ihsân eyleye, âmin.
Fi 12 Ramazan sene (1)220.
(Mühür)
Benim pederim hazretleri, Payas evkāfı husûsu merâm üzere suret-i nizâma ifrâğ olunur. İbrahim Hanzâde Bey efendimizin ve Galib Efendi efendimizin bizim içün dâmen-i devletlerin takbîl ve Çaprazlu damadı Adana Mütesellimi Ahmed Bey’in tahrîriyle Üzeyir ve Hassa ve Payas umûruna kavgası niyâzında olub sâbıkan Hasan Efendi’niñ efendisi Süleyman Efendi dahi karışdı ve bu havâlîde ihtilâl verdi, encâmını bulamadı. Molla Hasan’ı yanlarında hıfz edüb câ-be-câ Seydi’ye işler bitdi deyu tahrîrâtı Ahmed Bey vâsıtasıyla gelmekdedir. Benim kasdım bu kadar. Her dürlü irâde-i veliyü’n-ni‘amâneye itâ‛at ve inkıyâdım bedîhî ve zâhir iken, yirmi seneden berü bu tarafa gelmeyen tüccârlarımıza mağrûren bu sene bu tarafdan mürûr ediyorlar iken, kānûn-ı kadîm üzere vâridâtımızın inkıtâ‛ına bâ‛is olması a‘cib? Ahmed Bey’in bu vechile hareketi mülâbesesiyle Seydi Bey’in in‛idâmı husûsuna ta‛yîn olunmasına müsâ‛ade buyurulmak niyâzımda olub ve bu vechile irâde buyurulduğu sûretde biz dahi çekilüb hânemizde ikāmet ederiz. Her bir vâlî kendü hudûdundan başka mahall-i âhere karışmamasına şürût mukayyed iken ne ‛alâkaları bilemiyorum, Mevlâ kerîmdir sultânım.
(Mühür)
Sıra no : 21
Belge no : HAT 109, Gömlek No: 4342-C
Tarih : 1 N (1)220 / 23 Kasım 1805
Konu : Hacıların karayoluyla gitmelerinin, Seydi Bey’e Hasanpaşazâde Ahmed Bey’in güvenmemesinden dolayı mümkün olmadığı ve gemilerle deniz olundan geçmenin dahi imkânsız göründüğüne dair mektubudur.
Saʻâdetlü ʻinâyetlü re’fetlü mürüvvetlü karındaş-ı vâlâ-şânım, sultânım, mîr-i ʻâlişân hazretleri
Hemâre zât-ı sa‘âdet-simâtların âlâm ü ekdârdan masûn, rûzgâr ve kātibe-i umûrların muvaffak-ı tevfîk-i hazret-i Perverdigâr olmaları du‛avâtı edâ ve itmâm kılındığı siyâkında nümûde-i muhibb-i hâlisânemizdir ki tarafımıza firistâde buyurulan kā’ime-i vefâ-dâ’iminiz ve bir kıt‛a sûret-i emr-i şerîf-i ‛âlişân vâsıl, mefhûm bi’l-cümle ma‛lûmumuz olub Adana mütesellimi ‘inâyetlü Ahmed Bey karındaşınıza dahi tıbkı sûret-i emr-i ‘âlî, mîr-i mûmâ ileyhe dahi hitâben emr-i celîlü′ş-şân şeref-vürûd olub cenâb-ı sa‘âdetlerin Seydi Bey nâm kimesne ile beyne-hümânızda olan ‛adâvet sebebi ile mûmâ ileyh Ahmed Bey mîr-i merkûma tekeffül edemeyüb ve Surre-i hümâyûn ve gerek hüccâc-ı müslimîn bahren imrârlarına sefîneler hâzır (ve) âmâde olmadığından mürûru ‛adîmü′l-imkân olmağla ve hüccâc-ı müslimîn Seydi Bey’in olduğu mahallden güzâr olunur iken Surre-i hümâyûn ve gerek hüccâc-ı zevi′l-ibtihâca zarar isâbet eder mülâhazasıyla hüccâc-ı müslimîn bir vechile ictisâr üzere olmadıkları beyânı ve hasseten istifsâr-ı hâtır-ı ‘âtır-ı müzâhirleri siyâkı kā’ime-i vefâ-dâ’imimiz terkîmine bâdî ve firistâde-i nâde-i savb-ı sa‛âdet-ma‘berleri kılındı. Bi-mennihi ve keremihi lede′l-eşrefi′l-vusûl ber minvâl-i muharrer ma‘lûm-ı mürüvvetleri buyuruldukda bundan böyle dahi tarafımıza mübârek hâtır-ı ‘âtır-ı behiclerinden ferâmûş buyurmamaları lutf-ı mürüvvetleridir sultānım.
Fî gurre-i N sene 220.
Seyyid Osman Emîn-i Surre-i hümâyûn hâlen.
( mühür )
Sıra no : 22
Belge no : C. DH. 296/14800
Tarih : 6 L 1220 / 28 Aralık 1805
Konu : Adana Mütesellimliğinin Ahmed Bey’e tekrar tefvîz buyurulmasına dair.
İşbu tevcîhât-ı hümâyûn-ı meymenet-makrûnda avâtıf-ı aliyye-i mülûkâne ve avârıf-ı seniyye-i cihân-dârâneden kapukethüdalık hıdmet-i müşîrîlerinde olduğum hâlen Vidin Muhâfızı vezîr-i mükerrem saʻâdetlü Osman Paşa hazretlerine ber-vech-i arpalık ibkâ ve takrîr kılınmış olan Adana eyâletine umûr-dîde ve kâr-güzâr ve zabt ü rabta kâdir ve reʻâyâ-perver ve sadâkatkâr bir mütesellimin nasb ü taʻyîni lâbüdd ve muktezî olmakdan nâşî medîne-i Adana vücûh ve hânedânından ve Dergâh-ı ‘Âlî kapucıbaşılarından olub el-yevm mütesellimi olan Ahmed Bey kulları evsâf-ı mezkûre ile mevsûf ve meşâhir olduğu zâhir ü bâhir olmağla eyâlet-i merkûmeniñ umûr-ı mütesellimliği mîr-i mûmâ ileyh kullarına ihâle birle ol-bâbda iktizā eden bir kıtʻa mütesellimlik emr-i şerîfiniñ ısdâr ve ‘inâyet buyurulması husûsuna müsâʻade-i seniyye-i veliyyü’n-niʻamâneleri bî-dirîğ ve erzânî buyurulmak bâbında emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emr ve’l-ihsânımdır.
Sahh. Takrîri mûcebince mütesellimlik emri tahrîr olunmak buyuruldu. Fî 6 L sene 1220
Tevcihi Tarihi.
Vidin ve Niğbolu sancakları Vidin muhâfızlığı ve Adana eyâleti ilhâkıyla vezîr-i mükerrem
saʻâdetlü Osman Paşa hazretlerine 4 L sene 220 Tarihinde ibkâ olunmuşdur. Fermân devletlü
sultānım hazretleriniñdir.
Sıra No : 23
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 105, sayfa 86, belge 102
Tarih : Evâil L 1220 / 2- 11 Ocak 1806
Konu : Adana eyaletinin kıtlık, kuraklık ve çekirge istilâsıyla harap hâle gelmesi üzerine, eyaletin idaresinin ve asayişinin korunması için Adana’nın Vidin muhafızı Osman Paşa uhdesinde bırakılarak, mütesellimliğinde Ahmed Bey’in ibka ve takrir edildiğini bildirir ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Mîr Ahmed dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana kādīsıyla Adana eyâletinde vakî‘ kazālarıñ kuzāt ve nüvvâbı zîde fazluhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm (ola ki):
Adana eyâleti bundan akdem vukû‘ bulan kaht ü galâ ve istilâ-yı cerâd takrîbiyle ekser hâneleri harâb ve ahâlîsi perâkende ve perîşan olduğuna binâ’en mücerred eyâleti mezkûreniñ i‘mârı ve ahâlî ve sekenesiniñ refâh ü rahâtîleri zımnında eyâlet-i merkûme bir müddet bi’nnefs ikāmet ider vüzerâ ve mîr-mîrâna tevcîh olunmayub muhâfazada olanlara ilhâken tevcîh olunması husûsu mukaddemâ bâ-arz ü mahzar inhâ ve istirhâm olunmak mülâbesesiyle ol bâbda şeref-yâfte-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnum mûcebince eyâlet-i merkûme bi’n-nefs ikāmet ider vüzerâ ve mîr-mîrâna tevcîh olunmayub muhâfazada olanlara tevcîh ve kâffe-i ‘â’idâtı vâlîsine edâ ve ol vechile mütesellimlik vechile zabt olunmak üzere nizâma rabt olunub ol bâbda emr-i şerîfim takdîr ve eyâlet-i merkûme hâlen Vidin muhâfızı düstûr-ı mükerrem müşîr-i mufahham nizâmü’l-‘âlem vezîrim Osman Paşa edâme Allâhu ta‘âlâ iclâlehuya tevcîh ve mütesellimliği dahi kapucıbaşı mûmâ ileyhin uhdesine ihâle ve tefvîz olunmuşidi. Eyâlet-i merkûmeniñ i‘mârı ve ahâlî ve sekenesiniñ istihsāl-i esbâb-ı refâhet ve asâyişleri matlûb-ı mülûkânem olduğuna binâ’en işbu sene-i mübâreke Şevvali’niñ dördüncü gününde vukû‘ bulan tevcîhât-ı hümâyûnumda eyâlet-i merkûma ber mûceb-i nizâm kemâkân Vidin muhâfızı müşârun ileyhin ‘uhdesinde ibkâ ve takrîr kılınmağla mütesellim-i mûmâ ileyh dahi re‘âyâ perver ve i‘mâr-ı memleket ve himâyet ve sıyânet-i ahâlî ü ra‘iyyete muktedir olduğundan eyâlet-i mezkûre mütesellimliği kemâkân ibkâ ve takrîr kılınması husûsuna irâde-i ‘aliyyem ta‘alluk itmekle kemâkân ibkâ olunmak fermânım olmağın imdi siz ki mevlânâ-yı mûmâ ileyhimsiz eyâlet-i mezkûre mütesellimliği kemâkân kapucıbaşı mûmâ ileyhin ‘uhdesinde ibkā ve takrîr kılındığı ma‘lûmuñuz oldukda mütesellimlik-i mezkûru kemâ-fi’s-sâbık kapucıbaşı mûmâ ileyh zabt ve müşârun ileyh tarafına râci‘ olan ‘â’idât ve tayyârâtı kadîmden olıgeldüğü vechile ahz u kabz itdirüb mütesellimliği umûruna âherden bir ferd dahl ve ta‘arruz itdirmeyesiz ve sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin şimdiye kadar eyâlet-i merkûmeniñ zabt u rabtı ve ahâlî ve sekenesiniñ himâyet ve sıyânetleri ve Adana mütesellimliğine müteferri‘ kâffe-i husûsât-ı mühimmeniñ rü’yet ve tanzîmi mâddelerinde ber vefk-i rızâ zuhûra gelen hüsn-i hidmet ve sadâkatine binâ’en kemâkân mütesellimlik-i mezkûr ‘uhdende ibkâ ve takrîr kılınmağla bundan böyle dahi mecbûl olduğun sıdk ü istikāmet ve kâr güzârı ve dirâyet-i lâzımesi üzere zabt u rabt-ı memleket ve inhâ ve istihsâl esbâb-ı asâyiş-i ahâlî ve re‘âyâ husûslarına ihtimâm ve gayret ve verilen nizâmın istikrârı zımnında i‘mâr-ı memlekete dikkat ve bir mâddede hilâf-ı şerî‘at-ı garrâ ve mugâyir-i rızā nâ-mülâyim vaz‘ ü hâlet vukû‘a gelmemesine bezl-i makderet ve hilâfından hazer ü mücânebet eylemen bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Hükm-i şerîfimle vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimin mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘âmil olub hilâfından be-gâyet tehâşî ve mübâ‘adet eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fi evâ’ili şehri Şevvâli’l-mükerrem sene ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 24
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 50, sayfa 94 belge 246
Tarih : 15 Z 1220 / 06 Mart 1806
Konu : Hasanpaşazâde Ahmed Bey ve Mehmed Bey’in şeriflik belgesi.
Mâ fihi mine’n-nesebi ve’s-siyâde
Hâlen medîne-i Adana mütesellimi Ser Bevvâbîn-i Dergâh-ı ‘Âlî Ahmed Bey ve Mehmed Bey ibn-i El-hâcc Abdullah Paşa hazerâtları meclis-i şer‘-i şerîf-i Ahmedî ve mahfel-i dîn-i münîf-i Muhammedîde şöyle takrîr-i kelâm eylediler ki:
Bundan akdem ceddimiz müteveffâ Hasan Paşa hâl-i hayâtında aslımızda şürefâlık var mıdır deyu taharrî ve tecessüs eylediklerinde nîk nisvân tâ’ifesinden çend hatunlar müteveffa-yı mûmâ ileyh Hasan Paşa’nın babası El-hâcc Ali Ağa vâlidesi (boş) nâm hatun Sis kasabası ahâlîsinden ve şürefâdan Yazıcızâde Ömer Ağa’nın kerîmesidir deyu ʻalâ tarîkı’ş-şehâde inhâ ve ihbâr eylediklerinde müteveffâ-yı mûmâ ileyh Hasan Paşa tekâsül birle alâmet-i hadrâ ilbâs eylemeyüb ancak el-hâletü hâzihi bizler dahî aslımızı taharrî ve tecessüs eylediklerimizde kasaba-i merkûme sâkinlerinden müsinn ve ihtiyâre nisvân tâ’ifesinden Kürd kızı Aişe ve Eminoğlu kızı Aişe nâm hâtunlar kasaba-i mezbûre mahkemesinde huzûr-ı şer’de bizim babamız müşarün ileyh El-hâcc Abdullah Paşa’nın babası müteveffâ-yı müşârün ileyh Hasan Paşa’nın babası mûmâ ileyh El-hâcc Ali Ağa’nın vâlidesi merkûme hatun mûmâ ileyh şürefâdan Yazıcızâde Ömer Ağa’nın kerîmesidir bizler bu husûsa bu vech üzere şâhideyiz ve şehâdet dahî ideriz deyü merkûmân hâtunların şehâdetlerini kasaba-i merkûme ahâlîsinden Hacıoğlu Osman ve Halil Efendi ve Hacı Hüseyin oğlu Mustafa ve Kara Halil oğlu Halil ve Behram Beşe ve Çavuşoğlu Memiş ve Ali nâm kimesneler taraflarımıza ʻalâ tarîki’ş-şehâde inhâ ve ihbâr eylediklerini mübeyyin yedlerimize bir vesîka-i enîka iʻtâ olunmak murâdlarımızdır didiklerinde gıbbe’t-tasdîki’l-muʻteber mâ hüve’l-vâkıʻ bi’t-taleb ketb olundu. Hurrire fî’lyevmi’l-hâmis ʻaşer min şehri Zi’l-hicceti’ş-şerîfe sene ʻışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Sıra No : 25
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 97, sayfa 101, belge 121
Tarih : 19 C 1221/ 3 Eylül 1806
Konu : Konya’daki Mevlânâ Dergâhı dervişleri için Adana’da vakfedilen değirmen ve bahçelerin gelirlerinin on yedi yıldır gönderilmemesi üzerine, bu gelirlerin toplanarak dergâha ulaştırılmasını emreden ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim el-muhtassu bi-mezîd-i inâyeti’l-meliki’d-dâ’im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve kıdvetü’lkuzāt ve’l-hükkâm ma‘denü’l-fazlı ve’l-kelâm Mevlânâ Adana kādīsı zîde fazluhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Medîne-i Konya’da medfûn kutbü’l-ârifîn hazret-i Mevlânâ kaddese sırrehu’l-azîz hazretleriniñ sülâlesinden kıdvetü’s-sulehâi’s-sâlikīn Es-seyyid Eş-şeyh El-hâcc Muhammed dâme salâhuhu ve zîde takvânıñ bu def‘a Der-sa‘âdetime ba‘s eylediği memhûr mektûbu mefhûmunda cedd-i emcedleri azîz-i müşârun ileyhin hângâh-ı sa‘âdetlerinde sâkinûn fukarâ dervîşânıñ melbûsâtlarıçün medîne-i Adana sükkânından Ser-tûrnâyî Es-seyyid Hüseyin nâm sāhibü’lhayrıñ medîne-i merkûme nevâhîsinden Yüreğir nâhiyesinde vâkı‘ binâ ve ihyâ eylediği altı göz âsiyâb ve ittisâlinde hudûd-ı erba‘ayı muhtevî dört ‘aded bağçeniñ hâsılından alınmak üzere yirmi top kirbâsın beher topu yirmişer zirâ‘ olmak üzere hayâtda oldukca nefsine ve ba‘de’l-vefât vakf-ı merkûma mütevellî olanlar ma‘rifetiyle hângâh-ı mezkûrda sâkinûn fukarâ ve dervîşâna virilüb fî-mâ ba‘d ber devâm düstûrü’l-‘amel tutulmak içün fukarâ-yı merkûmûn yedlerine virilen berât-ı ‘âlîşânım mûcibince beher sene ahz oluna gelür iken on yedi seneden berü mütevellî olanlar fukarâ-yı merkûmûna bir top kirbâs göndermediklerinden müzâyakalarına bâ’is ve bâdî olduğundan mâ‘adâ melbûsâta dahi eşedd ihtiyâc ile muhtâc olmaları zâhir ve aşikâr olmağla zikr olunan kirbâs vakf-ı mezbûr mütevellîleri beher sene fukarâ-yı dervîşâna irsâl ve sinîn-i mezbûrelerde alınmayan kirbâsın tahsīliçün bir kıt‘a emr-i şerîfim sudûrunu şeyh mûmâ ileyh inhâ ve iltimâs itmekle hazîne-i ‘âmiremde mahfûz Anadolu Muhâsebesi defterlerine nazar olundukda medîne-i Adana sâkiniñden Ser-turnâyî Es-seyyid Hüseyin nâm sāhibü’l-hayrın medîne-i merkûme nevâhîsinden Yüreğir nâhiyesinde vâkı‘ bundan akdem binâ ve ihyâ ve vakf eylediği altı göz âsiyâb ve ittisālinde hudûd-ı erba‘ayı muhtevî dört aded bağçeniñ hâsılından alınmak üzere yirmi top kirbâsın beher topu yirmişer zirâ‘ olmak üzere medîne-i Konya’da medfûn kutbü’l-ârifîn hazret-i Mevlânâ kuddise sırruhü’lazîz hazretleriniñ hângâhında sâkinûn fukarâ ve dervîşânıñ melbûsâtlarıçün zikr olunan âsiyâb ve bağçeleriñ hâsılından beher sene hayâtda oldukca nefsine kendi ve ba‘de’l-vefât vakf-ı merkûma mütevellî olanlar ma‘rifetiyle hângâh-ı mezbûrda sâkinûn fukarâ ve dervîşâna irsâl olunub hayr du‘â ile yâd ve tezkâr ve fimâ ba‘d ber devâm ve düstûrü’l-amel tutulmak ricâsına fukarâ-yı merkûmûn yedlerine berât-ı ‘âlîşânım i‘tâsını iltimâs eylediklerini Adana nâ’ibi mevlânâ Hâfız Abdurrahman zîde ilmuhu mukaddemâ ‘arz eylediği ecilden mûcibince mahalline kayd olunub biñ yüz seksen iki senesi evâ’il-i Saferinde berât-ı şerîfim virildiği ve ba‘dehu biñ iki yüz üç senesi Receb-i şerîf evâ’ilinde vâkı‘ cülûs-ı hümâyûn-ı meymenetmakrûnumda dahi tecdîden berât-ı ‘âlîşânım virilmiş olduğu ve şeyh mûmâ ileyhin istid‘âsı mûcibince emr-i ‘âlîşânım i‘tâsı iktizā eylediği muhâsebe-i mezkûrdan derkenâr olunmağla derkenârı mûcibince ‘amel ü hareket olunmak fermânım olmağın işbu emr-i ‘âlîşânım ısdâr ve fukarâ-yı dervîşân yedlerine i‘tâ olunmuşdur. İmdi sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin vâkıf-ı mûmâ ileyhin hângâh-ı mezkûrede sâkinûn fukarâ ve dervîşânın melbûsâtlarıçün beher sene vakf-ı mezbûrdan tahsîs eylediği yirmi top kirbâsı beher topu yirmişer zira‘ olmak üzere vakf-ı mezbûr mütevellîleri tarafından beher sene hângâh-ı müşârun ileyh tarafına irsâl ü tesyîri husûsuna mezîd-i ihtimâm ü dikkat ve on yedi seneden berü alınmayub vakf-ı mezbûr tarafında kalan kirbâs dahi ma‘rifetin ve ma‘rifet-i şer‘le mütevelli-i merkûmdan ‘alâ eyyi hâlin tamâmen ve kâmilen tahsīl ve hângâh-ı müşârun ileyh tarafına irsâl ü tesyîri esbâbının istihsâline mezîd-i sa‘y ü gayret ve hilâfı gûne hareket ile fukarâ-yı dervîşânın müzâyakalarına bâ‘is olur hâlâtdan mücânebet ve sihâm kılub dervîşândan kendünü muhâfazaya dikkat eyleyesin ve sen ki kādī-ı mûmâ ileyhsin sen dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve hilâfından be-gâyet hazer ü mücânebet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: hükm-i şerîfimle ‘amel idüb şöyle bilüb ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî 19 C Sene 1221.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 26
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 51, sayfa 95, belge 242
Tarih : 21 S 1221 / 10 Mayıs 1806
Konu : Köprü Sokağı’ndaki bahçenin 350 guruşa Ahmed Bey’e satıldığına dair hüccet.
Vech-i tahrîr-i hurûf budur ki:
İşbu biñ iki yüz yirmi bir senesi mâh-ı Saferü’l-hayrın yirmi birinci günü Adana civârında Köprü Sokağında kendi uhde-i mülkümüz olan Melikzâde Bahçesi dimekle ma‘ruf bahçeniñ nısf hissemiz ki kıbleten tarîk-ı hâss ve şarken ve şimâlen tarîk-i ‘âmm ve garben Ayşe Hatun hissesi bahçe işbu hudûd-ı erba‘a ile mahdûd ve mümtâz olan nısf bahçe-i mezkûra tālibi ve râgıbı olan Adana Mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî Hasanpaşazâde devletlü Ahmed Bey Efendimiz hazretleri şehâdetler huzûrunda kat‘-ı bahâ ile bey‘-i pazar olunub üç yüz elli guruşa kat‘-ı bahâ olundukda zikr olunan semen-i mezkûr mîr-i müşârun ileyh efendimiz hazretlerinden tamâmen ve kâmilen ahz u kabz olunub nısf bahçe-i mezkûr kendi mülkümüz olub ba‘de’l-yevm bir kimesne dahl u ta‘arruz eylememek içün tarafımızdan işbu zabt temessükü virilmişdir. Gerekdir ki tarafımızdan ve taraf-ı âherden bir ferd bir kimesne mâni‘ ve müdâhale eylemeyüb hîn-i hâcetde yedinde olan senedimiz ibrâz olundukda amel oluna ve’s-selâm. Fî 21 S sene 1221.
Bende Abdullah Melikzâde hâlen
Şuhûdu’l-hâl
Fazīletlü Es-seyyid Abdullah Efendi
Mestci Kara Aliefendizâde
Es-seyyid Mahmud Efendi Darendelizâde
Emîn-i ihtisâb Süleyman Ağa
Mehmed Ağa İnceağazâde
Monla Osman Aşkarzâde
Bağçecibaşı ve gayruhum mine’l-hâzırîn.
Sıra No : 27
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 52, sayfa 97, belge 239
Tarih : 25 S 1221 /14 Mayıs 1806
Konu : Köprü Sokağı’ndaki bahçenin 350 guruşa Ahmed Bey’e satıldığına dair hüccet.
Medine-i Adana mahallâtından Yortan mahallesi sâkinlerinden Melikzâde Abdullah Efendi nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf-i hatīr-ı lâzımü’t-teşrîfde işbu bâ‘isü’l-hâze’l-kitâb Adana mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî Hasan Paşazâde devletlü Es-seyyid Ahmed Bey hazretleri mahzarında şöyle ıkrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm ider ki:
‘Akd-ı âtî sudûruna değin silk-i milk-i sırf-ı sahîhimde münselik ve münsecim olan Bâğçehâ-i medine-i mezbûre sokağında Köprü Sokağı’nda vâkı‘ Melikzâde Bağçesi dimekle ma‘rûf bâğçem ki kıbleten tarîk-i hâss ve şarken ve şimâlen tarîk-i‘âmm ve garben Ayşe Hatun hissesi bâğçe ile mahdûd-ı mümtâz olan eşcârı müsmire ve gayr-i müsmireyi müştemil mülk nısf hisse bâğçemi bi’l-cümleti’t-tevvâbi‘ ve’l-levâhık ve kâffetü’l-menâfi‘ ve’l-merâfık tarafeynden icâb ve kabûlü hâvî şürût-ı mübtile ve müfsideden ‘ârî bey‘-i bât-ı sahîh-i şer‘i ile el-yevm semen-i misl olan üç yüz elli guruşa mîr-i mûmâ ileyh Es-seyyid Ahmed Bey Hazretleri’ne bey‘ ü teslîm ve temlîk eylediğimde ol dahi ber vech-i muharrer iştirâ ve kabûl ü tesellüm ve temellük etdikden sonra semen-i mebî‘-i mezbûru müşterî-i mîr-i mûmâ ileyh yedinden tamâmen ve kâmilen ahz u kabz eyledim. Min ba‘d mârrü’z-zikr nısf hisse bâğçe-i mahdûd ve mîr-i mûmâ ileyhin mülk-i müşterâsı ve hakk-ı sırfıdır keyfe mâ yeşâ‘ ve hasbe mâ yehtaru mülkiyet üzere mutasarrıf olsun didikde mukırr-ı merkûmun sıdk-ı makāleti ve bi’l-cümle kelimât-ı meşrûhasını mukarrun lehü el-mûmâ ileyh vicâhen tasdîk ve şifâhen tahkīk etmeğin hafezen li’l-makāl hâze’l-vesîka mâ hüve’l-vâkı‘ bi’t-taleb ketb. Hurrire fî’l-yevmi’l-hâmis ve’l-‘ışrîn min şehri Saferi’l-muzaffer li-sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf. Fî hicreti men lehü’l-izzi ve’ş-şeref.
(Şuhûdu’l-hâl)
Fazīletlü Es-seyyid Abdullah Efendi
Es-seyyid Mahmud Darendelizâde
Emin-i İhtisâb Süleyman Ağa
İnce Ağazâde Mehmed Ağa
Aşkarzâde Monla Osman
Mestci Kara Ali Efendizâde
Bâğçeci başı ve gayruhum mine’l-hâzırîn.
Sıra No : 28
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 102, sayfa 226, belge 110
Tarih : 28 RA 1221 / 15 Haziran 1806
Konu : İstanbul’da bulunan askerler için gerekli olan 1500 koyunun satın alınarak gönderilmesine dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana sancağınıñ hâvî olduğu kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân zābıtān ve iş erleri ve husûs-ı atiyyü’z-zikre mübâşir taʻyîn olunan kıdvetü’l-emâsil ve’l-akrân Osman zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Tophâne-i ‘âmîre ve Tersâne-i maʻmûrem ve Üsküdâr ve Levend Çiftliği ocaklarında mevcûd Asakîr-i Hâssa-i şâhâneniñ gûşt taʻyînâtları lâzimesiçün iki yüz yirmi senesine mahsûben tertib olunduğu üzere işbu biñ iki yüz yirmi bir senesine mahsûben dahi sâbıkı üzere Adana sancağı kazālarıñdan biñ beş yüz re‘s ağnâm mübâya‘ası husûsuna irâde-i seniyyem ta‘alluk etmekle imdi sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin kapûn kaleminden muhrec ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan mahzar sûret-i defterde muharrer biñ beş yüz re‘s ağnâmdan ashâb-ı ağnâmın damuzluk ve sağmal ağnâmlarından mâ‘adâ sâ’ir ağnâmlarından sâbıkı üzere ağnâmın be-her re‘s erkek olmak üzere yetmişer paraya ve kısırı altmışar paraya ve toklusu kırkar paraya ve keçinin dahi erkeği altmışar paraya ve cebişi kırkar paraya olmak üzere icâb eden bahâsı ‘an nakdin şâbcı yedinden ashâbına i‘tâ olunarak ma‘rifetin ve ma‘rifet-i şer‘ ve mübâşir-i merkûm ma‘rifetiyle bir re‘s girüye kalmayarak ve lâğar olmayarak müddet-i kalîle mübâya‘a ve Der-sa‘âdetime irsaline bi‘l-ittifâk bezl-i vüs‘ ve makderet lâzımeden iken ba‘zı i‘tizârı şâmil i’lâm ve tahrîrât irsâliyle imrâr-ı vakt olmak lâzım gelür ise ağnâm-ı matlûbe ‘asâkir-i şâhânemiñ ta‘yînatlarıçün tertîb olmak mülâbesesiyle bir re‘sinin afv ü tenzîli ve cerh ü ta‘dîli tecvîz olunur mevâddan olmadığı ve te‘hîrine bâ‘is olanlar mübtelâ-yı vehâmet olacağı iktizā edenlere tefhîm olunarak bir an akdem tamâmen ve kâmilen mübâya‘a ve Der-sa‘âdetime irsâle ihtimâm ü dikkat eylemeñ fermânım olmağın bâ-takrîr hâsseten işbu emr-i celîlü’l-kadrım ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde livâ-i mezkûr kazālarıñdan mübâya‘ası tertîb olunan biñ beş yüz re‘s ağnâm ve keçiyi şürût-ı mezkûresi mûcebince tekmîlen mübâya‘ası husûsuna ikdâm olunmayub afv ü tenzîli istid‘âsıyla bî-hûde tahrîrât irsâline cesâret edenler mes‘ûl ve mu‘âteb olacakları tefhîm olunarak mübâya‘asına ve ‘âsâkir-i şâhânemin ta‘yînâtlarına sekte ü halel ve tarafeyne76 bâ‘is hâlât vukû‘a gelmemek husûslarına sa‘y ü gayret ve serî‘an mübâya‘a ve tekmîl ve Der-sa‘âdetime irsâl etdirilmesine bezl ü makderet eyleyesin ve sen ki mübâşir-i merkûmsun me’mûr-ı mübâya‘ası olduğun ol mikdâr ağnâmı işbu emr-i ‘âlî-kadrım mûcebince fiyât-ı mîriyyelerini ashâbına edâ ederek tekmîlen mübâya‘a birle ifâ-yı emr-i me’mûruña ikdâm eyleyesin ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz sizler dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve hilâfı vaz‘ı tecvîzden mücânebet eylemeniz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki hükm-i şerîfimle vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şerefyâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân vâcibü’l-ittiba‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâmin ‘ışrîn şehri Rebi’ü’l-evvel sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 29
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 48, sayfa 90, belge 254
Tarih : Gurre CA 1221/ 17 Temmuz 1806
Konu : Ahmed Bey’in Harapbahçe Mahallesinde bir ev satın aldığına dair hüccet.
Bâʻis-i tahrîr-i hurûf oldur ki
İşbu biñ iki yüz yirmi senesi mâh-ı Cemâziyye’l-evvel gurresinde Harapbahçe mahallesinde vâkı‘ üç bâb tahtânî beyt ve bir sofa ve bir aşhâne mülk menzilimiz ki kıbleten devletlü bey efendiniñ müceddeden ihyâ eylediği câmi‘-i şerîf ve şarken Memiş evi garben Kuloğlu evi poyrâzen tarîk-i ‘âmm işbu hudûd-ı erba‘a ile mahdûd ve mümtâz olan mülk menzillerimiz bi-cümleti’t-tevâbi‘i ve’l-levâhık kendi hüsn-ı rızâ ve ihtiyârımızla tâlibi ve râgıbı olan hâlen Adana Mütesellimi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî devletlü Ahmed Bey Efendi Hazretlerine dört yüz guruşa bey‘-i bât-i sahîh ile bey‘ eyledik semen-i bey‘-i mezbûru olan meblağ-ı mezkûru tamâmen ve kâmilen mîr-i müşârun ileyh hazretleri yedinden ahz u kabz olunub mâ dâm menzil-i mezkûrda ‘alâka ve medhallerimiz kalmayub keyfe mâ yeşâ ve yehtaru mutasarrıf olmak içün mîr-i müşârun ileyh efendimiz yedine işbu zabt temessükü virilmişdir. Tarafımızdan ve taraf-ı âherden müdâhale olunmaya ve’s-selâm.
Bende Bende Bende
Fatma Hatun Fatma Hatun Huri Hatun
Şuhûdu’l-hâl
Hacı Halilzâde Silahşör-i hâssa-i hazret-i şehriyâri Halil Ağa
Hasan Ağa Hasene? Hasanzâde
Mehmed Başıbüyükoğlu
Mustafa Beyoğlu
Mahalleli Memiş Deli Memli
Ahmed Pa(pu)ccu ve gayruhum
Sıra No : 30
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 101, sayfa 93, belge 111-112
Tarih : Gurre-i B 1221 / 14 Eylül 1806
Konu : Adana ve Tarsus ve Sis sancakları kazālarından on katar devenin satın alınarak Şam’a gönderilmesine dair ferman.
(s.111) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fazlı ve’l-kelâm Adana ve Tarsus ve Sis kazālarınıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan sadr-ı a‘zamım çukadârlarından el-hâcc Ahmed ve a‘yân ve zābıtān ve vücûh-ı memleket ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Avn ü tevfîk-i cenâb-ı müshilü’l-umûr ile bu sene-i mübârekede tavâ‘îf-i havâricin arâzi-i müşerrefe-i hicâziyeden külliyen kat‘ ve eyâdi tasallut ve fesâdlarıyla Haremeyn-i muhteremeynin istihsāl-i esbâb-ı emniyeti husûsuna himem-i kûh-endâzi-i mülûkânem masrûf olunacağına binâ’en işbu irâde-i hayriyyenin kuvveden fi‘le ihrâcı zımnında medîne-i münevvere muhâfızı ta‘yîn olunan düstûr-ı mükerrem müşîr-i mufahham nizâmu’l-‘âlem vezîrim ( ) Paşa edâme Allâhu ta‘âlâ iclâlehu ma‘iyyetinde vücûdu lâzım olan develer Şam-ı şerîf cânibinden tedârük ve istîcâr olunacak ise dahi Arabistan develeri zahîre nakline mütehammil olub ancak yularsız sâlim deve olduğundan cebehâne ve sâ’ir mühhimâta el virmeyeceği ve cebehâne ve sâ’ir mühimmât nakli hizmetinde istihdâm olunmak içün beher hâl Anadolu cânibinden bir mikdâr şütürân mübâya‘asına ihtiyâc hiss eylediği ecilden sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin Adana ve Tarsus ve Sis sancakları kazālarından mübâya‘asına irâde-i seniyyem ta‘alluk iden on katār şütürânıñ mevkufâtdan ihrâc ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan memhûr ve mümzâ sûret-i defter nâtık olduğu üzere beher katârı altışar mehâr olarak her bir katârına üç yüz guruş ve Adana’dan Şam-ı şerîfe gelince beher katārına nafaka bahâ olarak yirmişer guruşdan icâb iden üç biñ iki yüz guruşun nısfı ba‘dehu verilmek şartıyla diğer nısfları olub hazîne-i ‘âmiremden ifrâz ve mübâşir-i merkûma teslîmen irsâl olunan biñ altı yüz guruşu kazālara tevzî‘ iderek ve bir mehârı hâvutsuz ve tākımsız olmayarak cümlesi tüvâna ve tüğlü ve yüke el verir ve genç ve ‘ilel-i emrâzdan sâlim olarak mükemmel tâkım ve sârbânlarıyla çend rûz zarfında mübâya‘a ve mübâşiriyle ma‘an i‘câleten ve müsâra‘aten Şam-ı şerîfe irsâl ve gurre-i Ramazan-ı şerîfde mevcûd bulunub müşârun ileyhin zehâyir ve mühimmât ve levâzımât-ı sâ’iresi tanzîmine me’mûr Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından ifihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Abdullah Bey dâme mecduhuya teslîm ve işbu irsâli matlûb olan şütürânı mütâlebât-ı sâ’ire misüllü beş on gün te’hîr olunsa acabâ be’is ve mahzûr var mıdır? Mülâhazâtı mebnâdır hatır olmayarak ve ifâte-i vakti tecvîz itmeyerek derhâl tedârük ve beher hâl gurre-i mâh-ı mezbûrda Şam-ı şerîfde mevcûd bulunub kapucıbaşı-ı mûmâ ileyhe teslime
(s.112) bezl-i vüs‘ ü makderet ve ihmâl ve müsâmaha ile maslahat-ı matlûbe-i mühimmeyi rehîn-i ‘ukde-i te’hîr iderek hakkında gazab-ı şâhânem zuhûr ve burûzundan be-gâyet tevakkî ü mübâ‘adet fermânım olmağın işbu emr-i celîlü’l-kadrım ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde ber vech-i muharrer mübâya‘a ve Şam-ı şerîfe irsâli matlûb-ı mülûkânem olan on katār şütürânı fermûde-i seniyyem üzere çend rûz zarfında tedârük ve irsâl ve gurre-i Ramazan-ı şerîfde Şam-ı şerîfe îsâl ve müşârun ileyhin zehâyir ve mühimmât ve levâzım-ı sâ’iresi tanzīmine me’mûr Mîr Abdullah dâme mecduhuya teslîme mucidd (ü) sâ‘î olmadığın istimâ‘ olunur ise hakkında gazab-ı şâhânemi mûcib olacağı ve hükkâm ve zābıtān taraflarından dahi bu bâbda bir gûne kusûr ve rehâvet vukû‘uyla karîn-i te’hîr olduğu vâsıl-ı sem‘-i şâhânem olur ise özr ü ‘illet bir vechile karîn-i ‘afv ve safh olmayub mazhar-ı mu‘ahhaze ve ‘itâb olacakları bi-iştibâh idüğü ma‘lûmuñ oldukda aña göre ‘amel ü harekete mezîd-i sa‘y ü gayret eyleyesin ve sen ki mübâşir-i merkûmsun zikr olunan develerin bahâ ve nafaka bahâlarının nısfı olub müsteshabın olan meblağ-ı mezbûru getürüb mütesellim-i mûmâ ileyhe teslîm ve çend rûz zarfında mükemmel tâkım ve sârbânlarıyla ol mikdâr şütürânı bi’l-istishâb ‘azîmet ve gurre-i mâh-ı mezbûrda Şam-ı şerîfe duhûl ve vusûl ve kapucıbaşı mûmâ ileyhe teslîme sa‘y ü gayret ifâte-i vakt ile mazhar-ı mu‘ahhaze ve ‘itâb olmakdan mücânebet eyleyesin. Ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz sizler dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve hilâfından gâyetü’l-gâye hazer ü mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurudm ki: hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’littibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimin mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olub hilâfından hazer eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî gurre-i şehri Receb sene ihdâ ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Defter-i tertîb mübâya‘a-i şütürân-ı mîrî an cânib-i kazāhâ der vilâyet-i Adana ma‘a Tarsus ve Sis lâzıme-i nefs-i mühimmât ve hıdemât-ı sâ’ire der ma‘iyyet-i hazret-i vezîr-i mükerrem () Paşa muhâfaza be-Medîne-i münevvere nevverehâ Allâhu ta‘âlâ ilâ yevmi’l-âhire ki bahâ-i şütürân mübâya‘a ve be-cânib-i Şam-ı şerîf sevk ve irsâl ve be-teslîm şode? fermûde el-vâkı‘ 5 Z sene 1221.
Şütürân katār 10 guruş 300.
Beher katār-ı mükemmel guruş 300
Berây-ı nafaka bahâ an mahalhâ-i mezkûre ki Şam-ı şerîf katār 10 guruş 300
Beher katār guruş 200
Yekûn ale’l-hesâb guruş 1200
Tahrîr-i âlî. Fî 28 sene 221.
Sıra No : 31
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 96, sayfa 237, belge 124
Tarih : 12 L 1221 /23 Aralık 1806
Konu : Adana eyaletindeki kazalardan iki yüz elli mehar devenin tertip edilerek Davud Paşa sahrasına gönderilmesine dair ferman.
(31/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fazlı ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’lakrân bu husûsa ta‘yîn olunan sadr-ı a‘zamım çukadârlarından sâbık baştebdîl Süleyman zîde kadruhu ve a‘yân ve zābıtān ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bu günlerde Rusyalu’nuñ hudûd-ı İslâmiyye’ye bağteten tahattî ve tecâvüz etmesi ve sulh u salâha riʻayet etmemesi takrîbiyle hasbe’ş-şer‘i’l-enver def‘-i sā‘il içün mütevekkilen ‘ale’llâhi Der-sa‘âdetimden ihrâcı musammem olan Ordu-yı hümâyûnumda mevcûd bulunub zahrîre ve mühimmât nakli hidmetinde ve hıdemât-ı sa’irede istihdâm olunmak içün ordu-yı hümâyunuma mülhak oldukları günden hidmetde olduklarınca lâzım gelen ücretleri sârbânbaşı yedinden virilmek şartıyla mevkûfâtdan ihrâc ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan sûret-i defter nâtık olduğu üzere Adana sancağında vâkı‘ kazālardan tertîb olunan iki yüz elli mehâr mekkârî şütürânı tüvânâ şütürândan
(31/b) olmak ve bi-mennihi ta‘âlâ nevrûz-ı fîrûzda Davud Paşa sahrâsında mevcûd bulummak üzere ihrâc ve îsāl olunmak fermânım olmağın hassaten işbu emr-i celilü’l-kadrim ısdâr ve mübâşir-i mûmâ ileyh ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde siz ki mütesellim ve kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz zikr olunan şütürân-ı mürettebeniñ fermânım olduğu vechile bir an akdemce tedârük ve vakt-i mezkûrede sahrâ-yı mezkûrda mevcûd bulunmak üzere ihrâc ve îsāli husûsuna bi’l-ittihâd sa‘y ü gayret ve hilâf-ı emr-i şerîfim vaz‘ı tecvîz ile mübtelâ-yı vehâmet olmakdan mücânebet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin sen dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve me’mûr-ı ihrâcı olduğuñ ol mikdâr şütürânı vakt-i mezbûrda Davud Paşa sahrâsında mevcûd bulunmak üzere irsâli husûsuna mübâderet ve bî-hûde meks ü ikāmetden mücânebet ve emr-i mübâşeretiñi icrâya mezîd-i i‘tinâ ü dikkat eylemeñ bâbında fermân-ı âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Hükm-i şerîfimle vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şerefyâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî’l-yevmi’s-sânî ‘aşer şehri Şevvâl sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Defter-i tertîb ihrâc kerde şütürân-ı mekkârî an kazāhâ der livâ-i mezkûre lâzıme-i istihdâm şode-i nakl-i mühimmât ve hıdemât-ı sâ’ire der Ordu-yı hümâyûn be-mübâşeret-i ( ) ihrâc ve be-âsitâne-i sa‘âdet sevk ü tesyîr şode fermûde el-vâkı‘ ZA sene 1221.
Livâ-i Adana
Şütürân
Mehâr
250
Tahrîren 11 L sene 1221.
Sıra No : 32
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 96, sayfa 238, belge 125
Tarih : 12 L 1221 /25 Aralık 1806
Konu : Rusya’ya karşı sefere çıkılacağından Adana sancağı kazalarından kırk katar devenin satın alınarak İstanbul’a gönderilmesine dair ferman.
(32/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassuu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fazlı ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve kıdvetü’l-emâcid ve’l-a‘yân ve bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan sadr-ı a‘zamım çukadârlarından sâbık baştedbîl zîde mecduhu ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân a‘yân ve zābıtān ve sâ’ir iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bu günlerde Rusyalu’nun hudûd-ı İslâmiye’ye bağteten tahattî ve tecâvüz etmesi ve sulh u salâha riʻayet etmemesi takrîbiyle hasebü’ş-şer‘ü’l-enver virilen fetvâ-yı şerîfe mûcebince üzerine sefer-i hümâyûnum vukûʻu mukarrer olmakdan nâşî mütevekkilen ale’l-llâhi Dersa‘âdetimden ihrâcı musammem olan Ordu-yı hümâyûnumda mevcûd bulunub zahîre nakli hidmetinde ve hidemât-ı sâ’irede istihdâm içün mevkûfâtdan ihrâc ve derûn-ı emr-i şerîfe mevzû‘an irsâl olunan memhûr ve mümzā sûret-i defter nâtık olduğu üzere sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin Adana sancağında vâkı‘ kazālardan mübâya‘ası tertîb olunan kırk katār şütürânıñ beher katārı altışar mehâr olarak her katārına üç yüz guruşdan ve âsitâne-i sa‘âdetime gelince beher katārına nafaka bahâ olarak on dokuz guruşdan on iki biñ yedi yüz altmış guruşdan nısfı hîn-i vürûdunda edâ olunmak şartıyla diğer nısfları hazîne-i ‘âmiremden ifrâz ve mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîmen irsâl olunan altı biñ üç yüz seksen guruşu kazālara tevzî‘ ve teslîm ederek ve bir mehârı hâvutsuz ve tākımsız olmayub cümlesi tüvâna ve yüke el virür genç ve ‘ilel (ü) emrâzdan sâlim olarak mükemmel tākım ve sârbânlarıyla şimdiden mübâya‘a ve mübâşiri ile ma‘an nevrûz-ı fîrûzdan evvelce Der-sa‘âdetim’e irsâl ve ıstabl-ı ‘âmireme teslîmi husûsuna bezl-i vüs‘ ü makderet eylemeñ fermânım olmağın hâsseten işbu emr-i şerîf-i ‘âlîşânım ısdâr ve mübâşir-i mûmâ ileyh ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde ber vech-i muharrer Adana sancağında vâkı‘ kazālardan ihrâcı matlûb-ı mülûkânem olan mezkûrü’l-mikdâr katār şütürânı ma‘rifetiñ ve ma‘rifet-i şer‘le şimdiden mübâya‘a ve mübâşirine terfîken vakt-ı mezbûrdan evvelce Der-sa‘âdetim’e irsâl ve ıstabl-ı ‘âmireme teslîme mezîd-i sa‘y ü gayret eyleyesin ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı
(32/b) mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz sizler dahi mûcib-i emr-i şerifimle ‘amel ü hareket ve hilâf-ı emrim vaz‘ı tecvîzden gâyetü’l-gâye tehâşî ü mücânebet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin me’mûr-ı mübâya‘ası olduğun şütürânı mütesellim-i mûmâ ileyhiñ ma‘rifeti ve ma‘rifet-i şer‘ ve mübâşeretiñle mükemmel hâvut ve pusat-ı sâ’iresiyle serî‘an mübâya‘a ve sârbânlarıyla bi’l-istishâb nevrûz-ı fîrûzdan evvelce Der-‘aliyyeme îsāl ve ıstabl-ı ‘âmireme teslîme müsâra‘at ve hilâf-ı emr-i şerîfim vaz‘ ü hareket vukû‘undan hazer ü mücanebet eylemeñ bâbında hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr eden işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olub hilâfından be-gâyet tehâşî ü mücânebet eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fî’l-yevmi’r-râbî ‘aşer şehri Şevvâl sene ihdâ ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l mahrûse.
Defter-i tertîb-i mübâya‘a-i şütürân ma‘a nafaka bahâ an cânib-i mezkûre berây-ı lâzıme-i kışlakhâ-i ıstabl-ı âmire be-mübâşeret-i mübâya‘a ve mevcûd şode fermûde el-vâkı‘ der sene 1221. Kayd şode ve? sûret dâde fermûde bâ-fermân-ı şerîf fî 13 M sene 1221.
An cânib-i kazāhâ der vilâyet-i Adana
Sıra No : 33
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 64, sayfa 120, belge 207
Tarih : Evâil ZA 1221 / 10-19 Ocak 1807
Konu : Küçükalioğlu Halil Paşa’nın oğlu Dede Bey’in yakalanarak idam edilmesine dair ferman.
(33/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana mütesellimi olub bu def‘a Üzeyir sancağı kendüye tevcîh olunan Mîr Ahmed dâme mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Sen ki mütesellim-i mîr-i mûmâ ileyhsin bundan akdem şeref-rîz-i sudûr olan emr-i ‘âlîşânımda tafsīl ü beyân olduğu üzere Üzeyir sancağı mutasarrıfı Küçükalioğlu Halil Paşa’nıñ bundan akdem vefâtında oğlu Dede Bey derbâr-ı saltanat-ı seniyyeme bi’d-defa‘ât ma‘rûzât takdîmiyle ben babam meslekine gitmeyüb her hâlde tahsīl-i rızā-yı ‘aliyyeye dikkat ederim deyü ta‘ahhüd etmiş olduğuna binâen ta‘ahhüdü vechle hareket etmek şartıyla livâ-i mezbûr mîrlivâlık ile kendüye tevcîh olunmuş olub ancak şakī-i merkûm kendü hâlinde olmayub hilâf-ı şerî‘at-ı garrâ ve münâfî-i emr ü rızā hâreket-i nâ-bercâya ictisâr eylediğine binâen şakī-i merkûmuñ i‘dâm ve izâlesiyle havâlî-i merkûmeden def‘-i gâ’ilesi husûsuna ikdâm ve müsâra‘at eylemeñ tavsiye ve iş‘âr kılınmışdı. El hâletühü hâzihi tarafıñdan derbâr- ı ‘atûfet-karârıma vârid olan tahrîrâtda şakī-i merkûmuñ mütehassın olduğu Payas hısn-ı hasīn bir mahall olub ve mîrlivâlık ile Üzeyir sancağı dahi ‘uhdesinde olmak mülâbesesiyle ‘aşâyir ve kabâ’il kendüye tâbi‘ olduğundan şakī-i merkûmuñ umûrına fütûr gelmeyeceği beyânıyla livâ-i mezbûr ile hâss ağalığınıñ ‘uhdeñe ihâlesi ve Adana havâlisinde kâ’in ‘aşâyir beylerinden mefâhirü’lemâcid ve’l-a‘yân Kelzâde Ahmed ve Kirmekzâde Abdurrahman ve Tekelizâde Halil Bey ve Melemencizâde Habib Bey ve Karsandızâde İshak ve Kozanzâde Yusuf ve Sırkıntızâde Ömer Bey ve Kerimzâde Musa Bey zîde mecduhum süvârî ve piyâde beşer yüz yüz nefer ‘asâkir ile ma‘iyyetiñe me’mûr ve ta‘yîn kılınmaları ve maslahat-ı merkûmeniñ itmâmına kadar ma‘iyyetiñe tecemmü‘ idecek süvârî ve piyâde ‘asâkire iktizā eden şa‘îr ve dakīk misillü zehâyir Tarsus kazāsından tedârük ve tarafıña irsâl olunması husûsları derc ve istid‘â olunmuş sen meyâne-i emsâl ve akrânıñda yarâr ve kârgüzâr ve sıdk ü istikāmetle şöhret-şi‘âr olub senden her hâlde rızā-yı hümâyûnuma muvâfık hüsn-i hidmet ve asâr-ı merdümî ve gayret me‘mûl ve müntazır-ı pâdişâhânem olunduğuna binâen bu def‘a ‘avâtıf-ı ‘aliyye-i mülûkânemden Üzeyir sancağı saña tevcîh ve hâss ağalığı ‘uhdeñe ihâle ve tefvîz ve mûmâ ileyhim dahi mezkûrü’l-mikdâr süvârî ve piyâde ‘asâkir ile ma‘iyyetiñe me’mûr ve ta‘yîn kılınub ol bâbda me’mûriyetlerini hâvî bu def‘a mîr-i mûmâ ileyhim başka başka ve maslahat-ı mezkûreniñ itimâmına kadar ma‘iyyetine tecemmü‘ idecek süvârî ve piyâde ‘asâkire iktizā eden zahîreniñ i‘tâsı husûsuna Tarsus tarafından i‘ânet olunmasıçün Tarsus nâ’ibine ve Tarsus mütesellimine ve vücûh ve bi’l-cümle iş erlerine hitāben başka evâmir-i şerîfem ısdâr ve tesyâr kılınmış olmağla zâtıñda merkûz olan gayret ve sadâkat lâzımesince vusûl-ı emr-i şerîfimde ‘aşâ’ir-i merkûme beyleri mûmâ ileyhimi ma‘iyyetiñe celb ve cem‘ ve şakī-i merkûmuñ ancak ser-i maktû‘ı matlûb olub emvâl ü eşyâsı vakten mine’l-evkāt kimesneden su’âl olunmayacağını herkese i‘lân ve işâ‘at iderek şakī-i merkûmuñ üzerine varub ne vechile ne tarîkle olur ise olsun ‘alâ eyyi hâlin ele getürüb i‘dâm ve izâlesiyle havâlî-i merkûmeden def‘-i gâ’ilesi husûsuna ikdâm ve müsâra‘at eylemeñ fermânım olmağın tenbîhen ve ikdâmen ve te’kîden ve isti‘câlen mahsûsan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve memhûren ve mektûben ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi tahrîr ve iş‘âr üzere
(33/b) zikr olunan Üzeyir sancağı ve hâss ağalığı ‘uhdeñe tevcîh olunmuş olmağla göreyim seni ne vechile ve ne tarîkle olur ise olsun bi-eyyi vechin kâne şakī-i merkûmuñ i‘dâm ve izâlesiyle ol tarafdan külliyen def‘i-i gâ’ilesi ve tarîkin küşâdı emrîne bezl-i mechûd ve sa‘y-i nâ-ma‘dûd eylemeñ hasren ve hasren senden matlûb-ı hümâyûnum idüğü ve şakī-i merkûmuñ emvâl ü eşyâsından hiçbir vakitde su’âl ve cevâb olunmayacağı ve bu bâbda ednâ mertebe terâhî ü betâ’et misüllü vaz‘a bir vechile rızā-yı ‘aliyyem olmadığı ma’lûmuñ oldukda ber vech-i meşrûh ‘amel ü hareket ve senden me’mûl ve muntazır-ı şâhânem olan gayret ve dirâyet levâzımıñı ibrâz ve izhâra mezîd-i i‘tinâ ü dikkat ve zinhâr ve zinhâr hilâfı vaz‘ı tecvîzden begâyet tevakkî ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: ( ) vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’littibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından begâyet tehâşî ü mücânebet eyleyesin. Şöyle bilesin, ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fi evâ’ili şehri Zi’l-ka‘de sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 34
Belge No : Adana Ş.S. 58, img, 63, sayfa 118, belge 208
Tarih : 19 ZA 1221 / 28 Ocak 1807
Konu : Küçükalizâde Dede Bey’in uhdesinde olan hâss ağalığının ve Üzeyir sancağı mukataası malikanesinin Ahmet Bey’e tevcih edildiğine dair nişan.
(34/a) Nişân-ı şerîf-i âlişân-ı sâmî-i mekân-ı sultanî ve tuğra-yı garrâ-yı cihân-sitân-ı hâkānî hükmü oldur ki:
Memâlik-i mahrûsemde vâkı‘ Şam ve Haleb ve Diyârbekir ve Mardin ve Adana ve Ayıntab ve Malatya ve Tokad câniblerinde ve sâ’ir mahallerde kâ’in mîrî mukâta‘anıñ ekseri ricâl-i devlet ve a‘yân-ı vilâyetden ba‘zılarınıñ ‘uhdelerinde olub lakin üzerlerinde müstekarr olmayub her biri senede birkaç adama derûhde olduğundan re‘âyâsı gözedülmeyüb ve kuvvetleriçün vakt ü zamânıyla tohum ve sâ’ir malzemelerine i‘ânet olunmadığından mâ‘adâ cümle hâsılların almak içün cevr ü ezâ eylediklerinden ekseri perâkende ü perîşân ve bakiyyeleriniñ dahi hâlleri diğer-gûn olmak takrîbiyle beytü’l-mâl-ı müslimîne küllî gadr olmağın fî-mâ-ba‘d mukāta‘ât-ı merkûme Mısır karyeleri misüllü mâl ve kalemiyyesin virdikden sonra bir tarîkle âhere virilmeyüb ve mutasarrıfları dahi virilmeyeceğin bilüb ‘imârıyla takayyüd ve şen ve abâdân olunmasına bâ‘is olmağın bu nizām cem‘-i hazîne içün olmayub terfîh-i ibâd içün olunduğundan şürût-ı mezbûreye ri‘âyet olunub tebdîl ve tağyîr olunmamak sebebiyle virecekler(i) mu‘acceleniñ zāyi‘ olmayacağın peşîn yakīnen bilüb rağbet eylemeleriçün bi’lfi‘l Şeyhü’l-islâm ve Sadreyn ve Nakîbü’l-eşrâfım nâzır nasb ü ta‘yîn olunmalarıyla bu makûle kurâ ve mukāta‘âtıñ mukayyed olan mâlın beher sene Âsitâne-i sa‘âdetim hazînesine virenler kemâ fi’l-evvel hazîne-i ‘âmireme ve câmi‘ü’l-emvâl olanlara virenler dahi senesi dâhilinde dört taksît ile edâ ve kalemiyyesin virüb ve yedine sûret-ı muhâsebesin almak şartıyla min külli’l-vücûh serbestiyet üzere hayâtda olduklarınca te’bîden ber vech-i mâlikâne zabt u rabt eylemeleriçün yedlerine berât-ı celîlü’l-ünvânım virilüb ve mukāta‘asın âhere ferâğ ve kasr-ı yed murâd eyledikde ferâğını hüccet-i şer‘iyye olundukdan sonra yedlerine müceddeden berât-ı şerîfim virilmek ve sāhibi fevt olub mukāta‘ası cânib-i mîriye ‘â’id oldukda taraf-ı mîrîden müzâyede ve rağebâtı inkıtā‘ından soñra âheriñ virdiği mu‘acceleyi virir ise evlâdına virilüb olmadığı hâlde tâlib-i âhere furûht olunmak üzere bu sûret-i müstahsene mürûr-ı ezmine ile tebdîl ve tağyîr olunmayub ilâ mâşâ’e Allâhu ta‘alâ düstûrü’l-‘amel tutulmak içün mahalline kayd olunmağın binâ’en alâ zâlik Küçükalizâde Dede Bey’in ‘uhdesinde olan hâss ağalığı Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından hâlen Adana Mütesellimi işbu râfi‘-i tevkī‘-i refî‘ü’ş-şân-ı hâkānî ve nâkil-i yarlığ-beliğ-i mekremet-‘unvân-ı cihân-bâni iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim, câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’ddâ’im Ahmed Bey dâme mecduhuya tevcîh olunmak husûsuna irâde-i seniyyem ta‘alluk ve ol bâbda fermân-ı ‘âlîşânım sudûr itmekle li-ecli’t-tanzīm kuyûda mürâca‘at olundukda zamân-ı zabtı Mart ibtidâsından olub senevî yedi biñ beş yüz guruş ber vech-i ocaklık Payas ve Kurdkulağı menziline müretteb olan İfrâz-ı Zu’l-kadriye Mukāta‘ası fi’l-asl biñ iki yüz elli guruş mu‘accele ile mîr-i mûmâ ileyh Dede Bey’in ber vech-i mâlikâne ‘uhdesinde iken bundan akdem ve kasr-ı yedinden birâderi Seyyid Mustafa Bey’in ‘uhdesine kayd olunub biñ iki yüz on sekiz senesinde berât-ı şerîfim virilmiş olduğu ve hâsshâ-ı mîrlivâ-i Üzeyir sancağı Mukāta‘ası dahi ma‘a tefâvüt senevî biñ iki yüz seksen dokuz guruş on dört akça mâl ile mukayyed olub mîrlivâlık pâyesiyle mûmâ ileyh
(34/b) Küçükalizâde Dede Mehmed Bey’iñ ber vech-i arpalık ‘uhdesinde iken bu def‘a Adana mütesellimi mûmâ ileyh Ahmed Bey dâme mecduhu Adana kapusundan Antakiyye kapusuna varıncaya kadar yollarıñ tathîr ve te’mîn mürûr u ‘ubûr iden hüccâc-ı müslimîn ve sâ’ir sebîlin iyâb ve zehâbları emrîne ikdâm ve mukayyed olan mâl-ı mîrî kalemiyyesin vakt ü zâmanıyla bî-noksân edâ eylemek şartıyla işbu sene-i mübâreke Zî’l-ka‘desiniñ yedinci günü mîr-i mûmâ ileyhiñ üzerinden ref‘ ve mûmâ ileyh Ahmed Bey dâme mecduhunuñ ‘uhdesine kayd olunmuş olduğu ve senevî elli sekiz biñ akça mâl ile mukayyed olan mahsûl-ı beytü’l-mâl-ı ‘âmme ve rüsûmât-ı sâ’ire-i nâhiye-i Üzeyir ve Arsuz mukāta‘ası dahi fi’l-asl El-hâcc Yusuf ve Kudsî Muhammed ve Osman Bey’iñ yüz elli guruş mu‘accele ile ber vech-i mâlikâne ‘uhdelerinde iken yetmiş bir târîhinde mûmâ ileyhiñ ‘uhdelerinden ref‘ ve kadîmi üzere Üzeyir sancağı mutasarrıfları tarafından zabt olunmak üzere emr-i şerîfim virilmiş olduğu mukayyed olmağla bu sûretde hâs ağalığı ta‘bîr olunan mârrü’z-zikr İfrâz-ı Zu’l-kadriyye Mukāta‘ası biñ iki yüz elli guruş mu‘accele ile mukayyed olduğuna mebnî bu def‘a ne mikdâr mu‘accele takdîri irâde buyurulur ise ol vechile iktizā eden mu‘accele ve resm-i vâyesi ber vech-i peşîn kapu kethüdası tarafından hazîne-i ‘âmireme ba‘de’t-teslîm merkûmuñ Mustafa Bey’iñ ref‘inden mûmâ ileyh Ahmed Bey dâme mecduhunuñ ber vech-i mâlikâne ‘uhdesine kayd ile iki yüz yirmi iki senesi Martı ibtidâsından zabt eylemek şartıyla berâtı virilmek iktizā eylediği takrîr ile lede’l-‘arz mûcebince tanzīm olunmak bâbında sādır olan fermân-ı ‘âlîşânım mûcebince takdîr olunan biñ dört yüz guruş mu‘accele ile îcâb eden resm-i vâyesi teslîm-i hazîne-i ‘âmirem olduğunu müş‘ir sûret-i rûznâmçe-i hümâyûnum virilmeğin mukāta‘a-i mezbûr merkûm Mustafa Bey’iñ ref‘inden biñ iki yüz yirmi senesi Martı ibtidâsından i‘tibâr ile mûmâ ileyh Ahmed Bey’iñ ber vech-i mâlikâne ‘uhdesine kayd olunub şürûtuyla berât-ı celîlü’l-‘unvânım virilmek bâbında bi’t-telhîs fermân-ı ‘alîşânım sādır olmağın hakkında mezîd-i ‘inâyet-i pâdişâhânem zuhûra getürüb biñ iki yüz yirmi bir senesi Zî’l-ka‘desiniñ yirmi birinci günü bu berât-ı hümâyûnu virdim ve buyurdum ki mûmâ ileyh Ahmed Bey dâme mecduhu mukāta‘a-i mezbûru biñ iki yüz yirmi iki senesi Martı ibtidâsından mîr-i merkûmuñ ref‘inden virdiği mu‘accele mukābili hayâtda oldukca te’bîden ber vech-i mâlikâne zabt ü rabt ve vâkı‘ olan mahsûlât ve rüsûmât-ı kānûn-ı kadîm ve olıgeldüği üzere ahz u kabz ve senevî mâlı olan meblağ-ı mezbûru ber vech-i ocaklık Payas ve Kurdkulağı menzilleri masârıfına edâ ve kalemiyyesin virüb ve senesi âherinde hesâbın görüb yedine sûret-i muhâsebesin aldıkca zabt u rabtına mahsûlât ve rüsûmâtınıñ ahz u kabzına taraf-ı âherden ferd ta‘arruz ve ta‘addî eylemeyeler. Şöyle bileler ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılalar. Tahrîren fî’l-yevmi’t-tasi‘ ‘aşer şehr-i Zî‘l-ka‘de sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makām-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 35
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 93, sayfa 109-110-111, belge 132-133-134
Tarih : 27 ZA 1221 / 29 Ocak 1807
Konu : Adana sancağından yüz seksen altı nefer eşkinciden alınması gereken 27.900 guruşun tahsil edilerek İstanbul’a gönderilmesine dair ferman.
(35/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı muʻallâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm me‘adinü’l-fezâ’il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’lakrân bu husûsa Der-aliyyemden mübâşir ta‘yîn olunan Rikâb-ı hümâyûnum kethüdâsı kâtibi hulefâsından Mehmed Şemsi zîde kadruhu Adana eyâletinde vâkı‘ elviye alay beyileri ve muhtârları zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bu def‘a hasebü’ş-şer‘i’l-mutahhar virilen fetvâ-yı şerîfe mûcebince Moskoflu keferesi üzerine sefer-i hümâyûnum vukû‘u mukarrrer olmakdan nâşî mütevekkilen ‘ale’l-llâhi ve mütevessilen bi-rûhâniyyet-i Resûlu’l-llâhi livâ-i şerîf sâyesiyle ‘ıyd-ı adhâdan Ordu-yı hümâyûn-ı nusret-makrûnumuñ Der-sa‘âdetimden hareketi ve Davud Paşa Sahrâsına nasb-ı cenâh eylemesi musammem olduğundan elviye-i mezkûrede kâ’in ashâb-ı tîmâr ve ze‘âmet ‘ıyd-ı adhâda sahrâ-yı mezkûrede isbât-ı vücûd eylemeleri husûsu şeref-efzâ-yı sudûr olan fermân-ı hümâyûn-ı lâzımü’l-imtisalim muktezāsından ve sefer-i hümâyûnlarımda mevcûd ve hıdemât-ı me’mûrelerinde bezl-i vücûd eylemeleri mutasarrıf
(35/b) oldukları tîmâr[76] ve ze‘âmetleri şürût ve kânûnundan ise dahi henüz yerlerinden hareket itdiklerine dâ’ir bir haber ve eser vürûd itmeyüb bundan böyle edevât-ı harbiyye ve levâzımât-ı külliyye-i seferiyyelerini irâde-i kerâmet-ifâde-i hüsrevânem üzere tanzīmiyle ‘azîmete gayret ve ikdâm itseler bile bu‘d-ı mesâfe takrîbiyle Ordu-yı hümâyûnumuñ hurûc ve ‘azîmetine kadar yetişüb gelemeyecekleri vâzıh ve be-dîdâr ve mevsim-i sefer güzâr eyledikden soñra gelmeleri bî-hûde ve ba‘s olacağından fazla merkûmûna mûcib-i meşâkk-ı azīm ve mûcib-i masârıf-ı kesîre olacağı emr-i âşikâr olmakdan nâşî rahmen li-hâlihim kendülerini ibtilâ-yı hasârdan sıyânet ve bu emr-i ehemmi betā’etden vikāyet irâdesiyle bu def‘a ittifâk-ı ârâ ile virilen râbıta ve nizām muktezāsınca elviye-i merkûme tîmârlu neferâtınıñ yerlerine Rumili cânibinden tahrîr ve intihâb olunmakda olan ‘asâkiriñ masârıflarına tahsîsan beher kayd içün yüz ellişer guruşdan bedelleri tahsīli ve darbhâne-i ‘âmireme teslîm ile işbu biñ iki yüz yirmi bir senesine mahsûben seferden ‘afvlarına irâde-i ‘aliyyem ta‘alluk idüb bu vechile kaydları bâlâlarına şerh virilmekle sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin defterhâne-i ‘âmiremde mukayyed olduğu üzere vürûd-ı emr-i şerîfim vaz‘ olunan mümzā sûret-i defter mantûkunca elviye-i mezkûrede kâ’in yüz seksen altı nefer eşkinci zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârıñ beher birine yüz ellişer guruşdan îcâb iden yirmi yedi biñ dokuz yüz guruş bedellerini her kaydın mütefârık ve mahallerinde ma‘lûm olan hâsılâta göre nihâyet beş on gün zarfında icâleten ve müsâra‘aten tahsīl ve mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime tesyîr ve darbhâne-i ‘âmireme teslîmi husûsuna mübâderet eylemeñ fermânım olmağın hâssaten işbu emr-i ‘âlîşânım ısdâr ve mübâşir-i merkûm ile tisyâr olunmuşdur. Seferden ‘afvları ve beher kayda yüz ellişer guruşdan îcâb iden yirmi yedi biñ dokuz yüz guruş bedelleriniñ Rumili cânibinden tahrîr ü intihâb olmakda olan neferâtın masârıflarına tahsîsan darbhâne-i ‘âmireme teslîm olunmak husûsu karâr-dâde olan şürût nizâmından olduğu ve meblağ-ı mezbûr her kaydın mütefârık ve mahallerinde ma‘lûm olan hâsılâtına göre tevzî‘ ve çend rûz zarfında icâleten ve müsâra‘aten tahsīl ve tesyîli ehass-ı mülûkânem idüğü te’hîr ve terâhîsi câ’iz olmadığı ma‘lûmun oldukda fermûde-i seniyyem üzere icâleten ve müsâra‘aten ve tamâmen ve kâmilen tahsīl ve mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime tesyîri husûsuna ihtimâm ü dikkat eyleyesin. Şöyle ki işbu kayıdludan biri haklarında zuhûra gelen ‘inâyet-i ‘aliyyemiñ şükûrünü bilmeyüb bir gûne ‘özr ü ‘illet itmek ve yâhûd üzerine edâsı lâzım gelen bedelini virmekde ‘avk ü te’hîre cesâret eylemek lâzım gelür ise o makûleleriñ yalñız tîmâr ve ze‘âmetleri ref‘ ile kanâ‘at
(35/c) olunmayub böyle umûr-i dîniyyede habâset eylediği içün haklarında mu‘âmele-i âher dahi mukarrer ve muhakkak olunduğunu etrâfıyla cümlesine ifâde ve telkīn iderek bir gün evvel tekmîlen tahsīline ihtimâm ü dikkat ve eğer sen dahi tekâsül ü rehâvetiñ olur ise encâmı hakkıñda vahîm idüğünü muhakkak ve mukarrer bilesin ve sen ki mübâşir-i merkûmsun işbu emr-i şerîfimle bir gün evvel Der-aliyyemden hareket ve icâleten mahalline varub me’mûr-ı tahsīli olduğun meblağ-ı mezbûr ma‘rifet-i şer‘ ve mütesellim-i mûmâ ileyh ve alay beyleri ma‘rifetleri ve mübâşeretiñle icâleten ve müsâra‘aten tahsīl ve bir dakīka mukaddem getürüb darbhâne-i ‘âmireme teslîme müsâra‘at ve içlerinden tekâsül ü rehâvet idenleri olur ise isim ve şöhretleriyle Der-sa‘âdetime tahrîr ü inhâya mübâderet ve emr-i mübâşeretiñi icrâya dikkat eyleyesin ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve sâ’ir-i mûmâ ileyhimsiz siz dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve hilâfından gâyetü’l-gâye hazer ü mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’l-ışrîn şehri Zi’l-ka‘de sene ihdâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makāmı mahrûse-i Konstantiyye
Sıra No : 36
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 76, sayfa 279, belge 172
Tarih : 23 Z 1222 /21 Şubat 1807
Konu : Adana’dan 250 devenin toplanarak Edirne’ye gönderilmesine dair ferman.
(36/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdini’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan hâssam hasekilerinden Osman ve a‘yân ve zābıtān ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
El-hâletü hâzihi Devlet-i ‘Aliyye-i ebediyyü’l-ibtidârım ile Rusyalu beyninde[77] her ne kadar mütâreke derkâr ise de seferî hükmünde olub dâʻimen ve müsemmiren edevât-ı harbiye ve mühimmât-ı cihâdiyeniñ hâzır ve âmâde olması merâsim-i harbî ve ihtiyâtdan olduğuna binâen Ordu-yı hümâyûnumda mevcûd bulunmayub hıdemât-ı mühimmede istihdâm olunmak içün nevrûz-ı fürûzdan evvelce Edirne sahrâsına irsâl olunmak üzere sâbıkları mûcebince müceddeden şütürân tertîb ve sahrâ-yı mezkûra irsâl olunması muktezā-yı irâde-i seniyyemden olmakdan nâşî mevkûfâtdan ihrâcı ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan bir kıt‘a mahmûr ve mümzā sûret-i defter nâtık olduğu üzere Adana[78] sancağında vâkı‘ kazalardan iki yüz elli mehâr şütürân tertîb olmağla siz ki kuzāt ve nüvvâb ve mütesellim ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz livâ-i mezbûrdan müretteb ol mikdâr mehâr şütürân cümlesi tüvâna ve sağ ve sâlim ve müstahdem olarak bi-mennihi ta‘âlâ nevrûz-ı firûzda Edirne Sahrâsında mevcûd bulunub ‘asâkir-i mevcûdumuñ zehâyir ve mühimmât nakli hizmetinde ve sâyir hıdemât-ı mühimmede istihdâm olunmak içün yüke girdikleri günden i‘tibâr ile hizmetinde olduklarınca ber-vech-i mu‘tâd lâzım gelen ücretleri Ordu-yı hümâyûnum sârbânbaşı yedinden olmak şartıyla ma‘rifetiñiz ve mübâşir-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle der‘akab yerlü yerinden mükemmel hâvut ve pusatlarıyla cümlesi tüvânâ olarak yola ihrâc ve karîben sahrâ-yı mezbûra irsâl ve Ordu-yı hümâyûnum sârbânbaşına teslîm olunması emrine cümleñiz bi’l-ittifâk mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñiz fermânım olmağın[79] hasseten işbu emr-i ‘âlîşân ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda bast ü beyân olunduğu üzere Ordu-yı hümâyûnumda bulunub hıdemât-ı mu‘tâdede istihdâm olunmak içün yüke girdikleri günden iktizā eden ücretleri Ordu-yı hümâyûnum sârbânbaşısı yedinden tamâmen virilmek şartıyla livâ-i mezbûruñ hâvî olduğu kazā ve nevâhîsinden mükemmel takımlarıyla
(36/b) cümlesi güçlü ve kuvvetli ve yüke yarar tüvânâ olarak ol mikdâr şütürân tertîb ve nevrûz-ı fîrûzda Edirne Sahrâsında Ordu-yı hümâyûn ma‘iyyetinde mevcûd olunmaları muktezā-yı irâde-i seniyyemden ve te‘hîr ve tesvîf gûne hareket olunduğu ihsâs olunur ise mes’ûl ve mu‘âteb olacağıñız emr-i mukarrer idiği ma‘lûmuñuz oldukda hemân bu husûsuna ‘âdet ü ikdâmı der-pîş iderek yerlü yerinden ve îcâb ü iktizā idenlerden bir kadem akdem ol mikdâr şütürânı gâyet güzîde ve tüvânâ olarak cem‘ ü tedârik ve tarafıñızdan mu‘temed sârbân ta‘yîn bilâ-tevkīf sahrâ-yı mezbûra erişdirilmesi emrine sa‘y ü dikkat ve bu bahâne ile ahâlî-i fukarâyı tecrîm ve tekdîrden mübâ‘adet ve sen ki mübâşir-i merkûmsun muktezā-yı me’mûriyetiñ üzere şütürân-ı mezkûreyi bir kadem akdem cem‘ ü tedârük ve bir sâ‘at mukaddem yola ihrâc ve nevrûzdan mukaddem Edirne Sahrâsına sevk ü tesyîr olunması mübâderet ve hilâf ve mugâyiri gûne hareketi tecvîzden ve tehâvün ve kusûrdan ziyâde ittikā‘[80] ve mübâ‘adet eylemeniz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki hükm-i şerîfimle vârdıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî’l-yevmi’s-sâlis ve’l-‘ışrîn min şehr-i Zî’l-hicce sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Mûcebince Rikâb-ı hümâyûn kā‘immakāmı tatarlarından Ahmed ile isti‘câli hâvî bir kıt‘a dahi emr-i şerîf vürûd itdiği işbu mahalle şerh virildi.
Hurrire fî 22 S sene 1223
Sıra No : 37
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 68, sayfa 128, belge 193
Tarih : 20-29 S 1222 / 28 Nisan-08 Mayıs 1807
Konu : Ahmet Bey’in vefat eden Debbağ Süleyman Beşe’nin mallarının bölüşülmesinde arabuluculuk etmesine dair.
Bâʻis-i tahrîr-i tahvîl-i hurûf oldur ki
Biñ iki yüz yirmi iki senesinde mâh-ı Saferü’l-hayrıñ evâhirinde bundan akdem fevt olan ammizâdem Debbâğ Süleyman Beşe bi-emri’l-llâhi ta‘alâ vefât eyledikde şerʻan kendime metrûkâtı ırsen intikāl eyleyüb zāhir olan metrûkâtı devletlü Hasan Paşazâde Ahmed Bey Efendi maʻrifet(iy)le mütevefâ-yı mezkûruñ ehli Ayşe Hatun ile hisselerimize isābet eden mâl-ı metrûkâtı taksîm ve her birerlerimiz hisselerimizi ahz u kabz eyledikden soñra işbu hâfızü’ttemessük ve’t-tahvîl müteveffâ-yı merkûmuñ zevcesi Ayşe Hatun ile ve ortağı Abdal Zimmîde olan zimmetden ve eşyasından şuhûd-ı müslîmin beyninde dört yüz elli guruş mukābelesinde ibrâ-yı ‘âmm olub ba‘de’l-yevm da‘vâm ve matlûbâtım kalmayub cemî‘ da‘vâdan zimmetimi ibrâ-yı ‘âmm eyledim. Merkûm Ayşe Hatun ve ortağı Abdal Zimmî yedlerine işbu ibrâ-yı ‘âmm tahvîli tahrîr ve yedlerine i‘tâ olundu gerekdür ki müteveffâ ammizâdem Süleyman Beşe’niñ mâl-ı metrûkâtından hisseme isâbet eden ırsî-i şer‘îden bir para ve bir habbe matlûbâtım kalmayub hîn-i iktizāda ibrâz oluna ve’s-selâm.
Bende Mustafa Debbâğ Altıbaşoğlu
Debbâğ Halil
Ve Debbâğ Seyyid Yusuf
Ve Debbâğ Şerif Ali
Ve Debbâğ Abdullah Beşe
Ve Debbâğ Hacı Efendi
Ve Debbâğ Sakallı Ali
Ve Debbâ(ğ) Kara Fakıoğlu
Usta Abdurrahman
Ve Debbâğ Usta İbrahim
Ve Debbâğ Çemenoğlu Mehmed
Ve Debbâğ Kara Hüseyin
Ve Debbâğ Göazatanoğlu Ahmed
Ve Şişlizâde Dede Efendi
Ve karındaşı Emin ve Ali
Ve Solakoğlu Hafız ve gayruhum mine’l-hâzırîn
Sıra No : 38
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 86, sayfa 259, belge 150
Tarih : 04 R 1222 /11 Haziran 1807
Konu : Halep, Rakka, Diyârbekir, Adana ve Maraş eyaletinin sefer-i hümayuna uzak olmaları sebebiyle gelemediklerinden buradan askerlik hizmeti yerine bedeliyye toplanmasına dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve kıdvetü’l-a‘yân zikr-i âtî bedeliyyeniñ tahsīline mübâşir ta‘yîn olub el-yevm ol cânibde olan kethüdâ kalemi hulefâsından Mehmed Şemseddin zîde mecduhu ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân alaybeyi ve çeribaşıları ve bu def‘a mübâşir ta‘yîn olunan Dergâh-ı mu‘allâm gedüklülerinden Karakulakzâde Mehmed zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Anadoludan Ordu-yı hümâyûnuma me’mûr olan eyâletlerden Haleb ve Rakka ve Diyârbekir ve Adana ve Maraş eyâletleri ‘askeriniñ bu‘d-ı mesâfe cihetiyle sefer-i hümâyûnuma gelmeleri meşâkk-ı ‘azīmeyi müstelzim olacağı ve gelseler dahi kesret-i masârıfa giriftâr olacakları ecilden esliha ve alât-ı seferiyyeleri müstevfâ ve muntazam olmayacağı âşikâr olmakdan nâşî elviye-i mezkûre neferâtı tüvânâ olarak her kaç kayda bâliğ olur ise beher kayd içün cebelü misillü işbu biñ iki yüz yirmi iki senesi vukû‘ bulan sefer-i hümâyûnumdan ‘afvları mukābili yüz ellişer guruş bedel virmek üzere kat‘ ve tanzīmi husûsuna irâde-i seniyyem ta‘alluk eylediğine binâen eyâlet-i merkûmelerden sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin Adana sancağından otuz iki kayd ze‘âmet ve tîmârların beherinden yüz ellişer guruşdan lâzım gelen dört biñ sekiz yüz guruş bedelleri yerlerine yazılacak ‘asâkiriñ masârıfına tahsīsan yerlü yerinden cem‘ ü tahsīl olunmak ve işbu bedeliyye akçası olan meblağ-ı mezbûr livâ-i mezbûrun zu‘âmâ ve erbâb-ı timârı beynlerinde hâsılâtlarına göre ta‘dîl ve tesviye şürûtuna ri‘âyet olunarak beher kayda tevzî‘ ve taksîm olunmak üzere cem‘ ü tahsīl ve bir ucdan Der-sa‘âdetime irsâl ile hazîne-i ‘âmireme teslîm olunmak bâbında bundan akdem emr-i şerîfim ısdâr ve mübâşir-i merkûm ile irsâl olunmuş olduğundan şimdiye kadar tahsīl ve hazîne-i ‘âmireme teslîm olunması lâzımeden iken bu âna değin bir guruşu teslîm olunmadığı hazîne-i ‘âmirem defâtiri kuyûdâtından müstebân olmakdan nâşî meblağ-ı mezbûr masârıf-ı seferiyyeye müretteb olub ‘avf ü te’hîri bir vechile câ’iz olmadığına binâ’en mübâşir-i evvel-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle ne mikdâr akça tahsīl olunmuş ise bir an tevkîf olunmaksızın ma‘rifetiñ ve ma‘rifet-i şer‘ ve cümle ma‘rifeti ve bu def‘a ta‘yîn olunan mübâşir-i lâhıkk-ı merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâl ve hazîne-i ‘âmireme teslîmi husûsuna mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ fermânım olmağın te’kîden ve isti‘câlen işbu emr-i ‘âlîşânım ısdâr ve mübâşir-i lâhıkk-ı merkûm ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda tahrîr ü beyân olunduğu üzere livâ-i mezbûrdan müretteb ve matlûb olan sâlifü’z-zikr bedeliyye akçası masârıf-ı seferiyyeye tahsīs olunmuş olduğundan bir akçasının ‘avf ü te’hîri câ’iz olmadığı ve der-dest olan akçanıñ ve bundan sonra tahsīl olunacaklarınıñ bir ucdan irsâli lâzımeden idüğü ma‘lûmuñ oldukda fermânım olduğu ve cümle mübâşir-i evvel-i merkûmuñ yedinden her ne mikdâr akça var ise mübâşir-i lâhık-ı merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâl ü tesyîr ve kusûrunuñ dahi bir an akdem ve bir sâ‘at mukaddem tahsīl ve hazîne-i ‘âmireme teslîmi husûsuna müsâra‘at eyleyesin. Ve sen ki mübâşir-i lâhık-i merkûmsun işbu emr-i ‘âlîşânımla mahalline lede’l-vusûl mübâşir-i evvel mûmâ ileyhiñ yedinde olan tahsīlâtını ahz birle getürüb hazîne-i ‘âmireme teslîme ikdâm ve müsâra‘at eyleyesin. Ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve mübâşir-i evvel ve alay beyi ve çeribaşı-i mûmâ ileyhimsiz, sizler dahi livâ-i mezbûr bedeliyyesiniñ serî‘an tahsīl ve kabzına me’mûr mübâşirine teslîmen irsâl ve tesbîli husûsuna sa‘y ü gayret ve hilâfından tehâşî ü mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı‘âlişânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki hükm-i şerîfle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i ‘âlîşânımıñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olub hilâfından begâyet hazer ü mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî’l-yevmi’r-râbi‘ şehri Rebî‘ü’l-ahir sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 39
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 85, sayfa 125, belge 151
Tarih : 11-20 B 1222 / 14-23 Eylül 1807
Konu : Küçükalioğlu Dede Bey üzerine gidecek olan Adana Mütesellimi Ahmet Bey’e Adana’daki aşiret beylerinden gelmesi gereken desteğin gelmemesi sebebinin araştırılarak İstanbul’a bildirilmesine dair ferman.
Mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ’il ve’l-kelâm Adana kādīsıyla Adana havâlisinde kâ’in zikr-i âtî me’mûrlarıñ sâkin oldukları kazālarıñ kuzāt ve nüvvâbı zîde fazluhum ve kıdvetü’l-emâsil ve’l-akrân bu def‘a Rikâb-ı hümâyûnumdan mahsûs mübâşir ta‘yîn olunan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûnumdan Mehmed Nazif zîde kadruhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Muzırr-ı ‘ibâd ve sâ’î bi’l-fesâd olan Küçükalioğlu Dede Bey didikleri şekāvet-pîşeniñ i‘dâm ve izâlesi mâddesine Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi ve Hâss ve Üzeyir sancağı mutasarrıfı iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Mîr Ahmed dâme mecduhu me’mûr ve ta‘yîn kılınub mûmâ ileyhiñ muktezā-yı me’mûriyeti üzere icrâ-yı irâde-i hümâyûnum ikdâm ve ihtimâmı derkâr ise dahi beşer yüz nefer süvârî ve piyâde ‘asâkir ile ma‘iyyetine me’mûr olan Adana havâlisinde kâ’in aşâyir beylerinden mefâhirü’l-emâcid ve’l-a‘yân Kelzâde Ahmed Bey ve Küçükzâde Abdurrahman Bey ve Tekelizâde Halil Bey ve Melemencizâde Habib Bey ve Karsandızâde İshak ve Sırkıntızâde Ömer Bey ve Kozanzâde Yusuf Bey ve Kerimzâde Musa Bey zîde mecduhum henüz hareket ve icrâ-yı me’mûriyete kıyâm ve mübâderet itmedikleri bu def‘a bi’l-ihbâr tahkīk-kerde-i pâdişâhânem olub şakī-i merkûmuñ ne vechile ve ne tarîkle olur ise olsun bir gün evvel izâle-i vücûd-ı habâset-âlûduyla def‘-i gâ’ilesi matlûb-ı kat‘î-i hümâyûnum iken me’mûrların bu vechile icrâ-yı me’mûriyetde bâtî’âne hareketleri bi’l-vücûh rızâ-yı ‘aliyyemin hilâfı ve bayağı şakī-i merkûma i‘ânet kabîlinden idüğü emr-i celî olub ol hakīkat-i hâlin garez ve nefsâniyetden ‘ârî olarak bi’l-isti‘lâm tahkīkiyle ba‘dehu muktezâsınıñ icrâsı lâzım gelmekle siz ki mevlânâ-yı mûmâ ileyhimsiz ma‘rifetiñiz ve mübâşir-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle tecessüs ve tahkīk-i mâdde birle garez ve nefsâniyetden ‘ârî ve gadr ü himâyeden berî olarak hakîkat-i hâli Der-aliyyeme i‘lâm ve ‘arz ü mahzar eylemeñiz fermânım olmağın isti‘lâmı hâvî Rikâb-ı hümâyûnumdan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve mübâşir-i mûmâ ileyh ile irsâl olunmuşdur. İmdi keyfiyet ma‘lûmuñuz oldukda ber vech-i meşrûh ma‘rifetiñiz ve mübâşir-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle husûs-ı mezbûru bî-garaz erbâb-ı vukûfdan sırren taharrî ü tecessüs ve tahkīk birle bu makûle ‘adem-i itâ‘at iden me’mûrlar her kimler ise garez ve nefsâniyetden ‘ârî ve gadr ü himâyeden berî olarak hakīkat-i hâli sıhhati üzere Der-aliyyeme ‘arz ü i‘lâma mübâderet ve hilâf-ı fermân ve mugâyir-i tenbîhât-ı vâkı‘anıñ hilâfını kaleme almakdan ittikā ü mübâ‘adet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin seni meyâne-i emsâliñden bi’lintihâb bu husûsa ta‘yînden maksûd havâlî-i merkûma varub o makûle icrâ-yı me’mûriyetde betā’et idenleri sırren taharrî ve tecessüs birle hakīkat-i hâli zâhire ihrâc ve hakīkati üzere Der-aliyyeme tahrîr eylemeñ kazıyyesi olmağla aña göre ‘amel ü harekete ihtimâm ü dikkat ve hilâfı vaz‘ı tecvîzden ittikā ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: ( ) vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî evâsıtı şehri Recebi’l-ferd sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makām-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 40
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 69, sayfa 129, belge 191
Tarih : 13 B 1222 / 16 Eylül 1807
Konu : Adana, Tarsus, Sis, Konya ve Karaman eyaletlerinden deve toplamanın güç olması ve sefer vaktinin geçmesi sebebiyle bunun yerine bedeliyyelerinin toplanarak Hazine-i Amire’ye teslim edilmesine dair ferman.
(40/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Sancağı Mütesellimi Mîr Ahmed dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm livâ-i mezbûrda vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân bu def‘a husûs-ı âtiyyü’z-zikre mübâşir ta‘yîn olunan Rikâb-ı hümâyûnum kā’immakāmı çukadârlarından İbrahim ve a‘yân ve zābıtān ve sâ’ir iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Avn-ı bâri ve tevfîk-i cenâb-ı müshilü’l-umûr ile tavâ’if-i hâricîniñ arâzī-i müşerrefe-i hicâziyyeden külliyen kat‘-ı eyâdi-i tasallut ü fesâdlarıyla Haremeyn-i muhteremeyniñ istihsāl-i emniyeti husûsuna irâde-i şâhânem masrûf olacağına binâen bundan akdem Medîne-i Münevvere Muhâfızı Vezîrim Osman Paşa edâme Allâhu ta‘âlâ iclâlehunuñ ma‘iyyetinde cebehâne ve ahmâl-i sâ’ire nakli hidmetinde istihdâm olunmak üzere biñ iki yüz yirmi bir senesine mahsûben Adana ma‘a Tarsus ve Sis eyâletlerinde vâkı‘ kazālardan on katār ve Konya sancağında vâkı‘ kazālardan kezâlik on katār ve Kayseriyye sancağında vâkı‘ kazālardan dahi beş katār şütürânıñ cem‘an yirmi beş katār şütürânıñ beher katārı üçer yüz guruşdan yedi biñ beş yüz guruş bahâ ve Şam-ı şerîfe varınca beş yüz yetmiş beş guruş nafaka bahâlarına min haysü’l-mecmû‘ sekiz biñ yetmiş beş guruş bahâ ve nafaka bahâlarınıñ bir nısfı i‘tā olunarak ol mikdâr katār şütürânın elviye-i mezkûrede vâkı‘ kazālardan ihrâc ve müşârun ileyh tarafına irsâli bâbında ısdâr olunan evâmir-i ‘aliyyem mahall-i mezkûreye lede’l-vusûl sâlifü’z-zikr Adana ve Tarsus ve Sis ve Konya ve Karaman sancaklarından müretteb ve ihrâcı fermânım olan mezkûrü’l-mikdâr şütürânıñ tahsīli emr-i ‘asîr ve tahsīl olsa dahi vakti mürûr eylediğinden bir nesne mukayyed olmamağla beheri ikişer yüz guruş ve Adana ve Tarsus sancaklarınıñ sehimlerine isābet iden şütürânıñ dahi beheri yüz ellişer guruşdan îcâb iden bedeliyyesi sancağın muhtevî olduğu kazālardan müretteb şütürânıñ sekiz yüz guruş fiyât-ı mîriyyeleri ki cem‘an yirmi üç biñ sekiz yüz guruşun poliçe temessükleri sadr-ı a‘zamım çukadârlarından me’mûriyetle havâlî-i merkûma gidüb ‘avdet iden El-hâcc Ahmed zîde kadruhunuñ yediyle bundan akdem vürûd ve Der-aliyyemde ashâbı kabûl itmekle poliçe-i mezkûre gerek vakti hulûlunde hazîne-i ‘âmireme teslîm olunmak üzere ise de mürettebât-ı mezkûreden sâlifü’z-zikr Sis sancağı kazālarınıñ sehimlerine isābet iden yirmi mehâr şütürân ile Adana sancağında vâkı‘ kazālardan dahi on mehâr şütürân pesmânde ‘ukde-i te’hîr olduğu çukadâr-ı merkûmun getürdüğü i‘lâmât hülâsasından müstebân olmağla sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin mezkûrü’l-mikdâr şütürân her kimlerin zimmetlerinde kalmış ise anların dahi yüz ellişer guruşdan iktizā iden dört biñ beş yüz guruşu tahsīl ve mukaddem ol mikdâr şütürânıñ nısf bahâ ve nafaka bâhası olarak ‘ale’l-hesâb hazîne-i ‘âmiremden i‘tā ve irsâl olunan sekiz yüz guruş ki cem‘an biñ üç yüz guruş ma‘rifet-i şer‘ ve ma‘rifetiñ ve cümle ma‘rifetiyle yerlü yerinden ve îcâb ü iktizā idenlerden cem‘ ü tahsīl ve hazîne-i ‘âmireme teslîm olunmak üzere sağ mahallerden poliçe olunur temessükleri mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâl ü tesyîli husûsuna dikkat ve müsâra‘at eylemeñ iktizā eylediği bâ-takrîr lede’l-arz mûcibince ‘amel ü hareket olunmak fermânım olmağın te’kîden ve isti‘câlen işbu emr-i celîlü’l-kadrım ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda zikr ü beyân olunduğu üzere mârrü’zzikr Adana ve Sis sancakları kazālarınıñ sehimlerine isâbet iden ol mikdâr mehâr şütürânıñ icâb iden bedeliyye fiyât-ı mîriyyeleri olan meblağ-ı mezbûr beş biñ üç yüz guruşun müddet-i kalîle zarfında gelüb hazîne-i ‘âmireme teslîm olunması matlûb-ı şâhânem olmağla fermânım olduğu vechile ol mikdâr meblağı ma‘rifet-i şer‘ ve ma‘rifetiñ ve mübâşir-i merkûm ma‘rifiyle yerlü yerinden ve îcâb ü iktizā idenlerden cem‘ ü tahsīl ve hazîne-i ‘âmireme teslîm olunmak üzere mübâşir-i merkûm ma‘rifetiyle sağ mahallerden poliçesi tanzīm olunub temessükleri mübâşir-i merkûma teslîmen Der-sa‘âdetime irsâle mübâderet ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve sâ’ir-i mûmâ ileyhimsiz sizler dahi mûcib-i emr-i şerîfimle ‘amel ü hareket ve sen ki mübâşir-i merkûmsun ber vech-i muharrer me’mûr-ı tahsīli olduğun meblağ-ı mezbûr beş biñ üç yüz guruşu ma‘rifet-i şer‘ ve mütesellim-i mûmâ ileyh ma‘rifetiyle yerlü yerinden ahz ve tahsīl ve poliçesini tanzîm ile getürüb hazîne-i ‘âmireme teslîme müsâra‘at
(41/b) ve hilâfından tevakkī ü mücânebet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i ‘âlîşânımıñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz: ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâlis ‘aşer min şehri Recebi’l-ferd sene ‘isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makâm-ı Konstantiniyyeti’l-mahrûse.
Sıra No : 41
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 84, sayfa 262, belge 154
Tarih : 04 N 1222 / 05 Kasım 1807
Konu : Küçükalioğlu meselesinin çözümüyle görevli olan Ahmed Bey’e Kilise Hisar’dan on kantar siyah barut gönderilmesine dair ferman.
Kıdvetü’l-emâsil ve’l-akrân Kilise Hisâr voyvodası ( ) zîde kadruhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Payas[81] Kalʻası muhâfazasına me’mûr askeriñ lâzımesiçün barut ve kurşunuñ eşedd lüzumu olduğu Küçükalioğlu’nuñ izâlesine me’mûr Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından hâlen Adana mütesellimi iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Mîr Ahmed dâme mecduhu bu def‘â inhâ ve iltimâs etmekden nâşî sen ki voyvoda-i mûmâ ileyhsin Kilise Hisâr kazāsından on kantār barut-ı siyâh cem‘ ü tedârük ve kabzına me’mûra edâ ve teslîm ve kapucıbaşı-ı mûmâ ileyh tarafına ba‘s ü tesyîre mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ husûsuna irâde-i kâtı‘a-i mülûkânem müte‘allık olmağla ol bâbda işbu emr-i celîlü’l-kadrim ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda zikr ü beyân olunduğu üzere mütesellim-i mûmâ ileyhiñ me’mûr olduğu husûs-ı mezbûr zımnında baruta ihtiyâc olduğu bu def‘a Der-sa‘âdetim’e vârid olan tahrîrâtı mefhûmundan müstebân olmağla imdi fermûde-i seniyyem üzere kazā-i mezbûrdan on kantār barut-ı siyâhı cem‘ ü tedârük ve kabzına me’mûr mübâşirine teslîmen serî‘an ve ‘âcilen kapucıbaşı-i mûmâ ileyh tarafına irsâl ve îsâle mezîd-i sa‘y ü gayret ve ‘avk ü te’hîr gûne hareket ile ta‘tîl-i maslahatı mûcib hareketden tehâşî ve mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki hükm-i şerîfimle vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yafte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i ‘âlîşânımıñ mazmûn-ı münîfi üzere ‘âmil olub hilâfından be-gâyet tehâşî ü mücânebet eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fî‘l-yevmi’r-râbi‘ şehri Ramazân sene isneyn ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makâm-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 42
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 84, sayfa 128, belge 155
Tarih : 4 R 1222 / 5 Kasım 1807
Konu : Küçükalioğlu meselesinin çözümüyle görevli olan Ahmed Bey’e Bozkır Madeni’nden on beş kantar kurşunun ulaştırılmasını emreden ferman.
Kıdvetü’l-emâcid ve’l-a‘yân Bozkır Ma‘deni Emîni ( ) zîde mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Bayat Kal‘ası muhâfazasına me’mûr askeriñ lâzîmesi çün barut ve kurşunuñ eşedd lüzûmu olduğu Küçükalioğlu’nuñ izâlesine me’mûr ve Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından hâlen Adana mütesellimi iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim Mîr Ahmed dâme mecduhu bu def‘a inhâ ve iltimâs itmekden nâşî sen ki emîn-i mûmâ ileyhsin Bozkır Ma‘deni’nden on beş kantār kurşun cem‘ ü tedârük ve kabzına me’mûra edâ ü teslîm ve kapucıbaşı-i mûmâ ileyh tarafına ba‘s ü tesyîre mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ husûsuna irâde-i kâtı‘a-i mülûkânem müte‘allık olmağla ol bâbda işbu emr-i şerîf-i ‘âlîşânım ısdâr ve ( ) ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlünde bâlâda zikr ü beyân olunduğu üzere mütesellim-i mûmâ ileyhiñ me’mûr olduğu husûs-ı mezbûr zımnında kurşuna ihtiyâcı olduğu bu def‘a Der-sa‘âdetime vârid olan tahrîrâtı mefhûmundan müstebân olmağla imdi fermûde-i seniyyem üzere ma‘den-i mezkûrdan on beş kantār kurşunu cem‘ ü tedârük ve kabzına me’mûr mübâşirine teslîmen serî‘an ve ‘âcilen kapucıbaşı-ı mûmâ ileyh tarafına îsâl ve irsâle mezîd-i sa‘y ü gayret ve ‘avk ü te’hîr gûne hareket ile ta‘tîl-i maslahatı mûcib hareketden tehâşî ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasın. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fi’l-yevmi’r-râbi‘ şehri Ramazan sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makâm-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Esnâ-yı râhda mürde mehâr şütürân yalñız üçdür. Sahh.
Sıra No : 43
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 78, sayfa 139, belge 167
Tarih : 8 L 1222 / 9 Aralık 1807
Konu : 1220 ve 1221 seneleri için Adana’dan istenen 1500 koyun (ağnâm) verginin sefer dolayısıyla hiçbir suretle affedilmeyip derhal toplanarak merkeze gönderilmesini emreden ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ’il ve’l-kelâm Adana sancağınıñ hâvî olduğu kazālarıñ kādīları zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân husûs-ı mezbûra mübâşir ta‘yîn olunan hâssam hasekilerinden Yusuf zîde kadruhu ve a‘yân ve zābıtān ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Adana kazāsı nâ’ibi Abdurrezzak zîde ‘ilmuhunuñ Rikâb-ı müstetâbıma vârid olan bir kıt‘a i‘lâmı mefhûmunda Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından hâssam kassâbbaşısı Osman dâme mecduhunuñ me’mûr-ı idâresi olduğu ta‘yînât-ı mîriyye lâzımesiçün biñ iki yüz yirmi ve yirmi bir senelerine mahsûben Adana sancağından müretteb olan ağnâmı meşakkat ile edâ eylediklerini ve işbu hengâmda mütesellimleri dahi eşkiyâ def‘ine me’mûriyeti hasebiyle memleketler perîşân ve şâyeste-i merhamet olduklarından iki yüz yirmi üç senesi olan ağnâm tertîbiniñ ‘afvı niyâzında oldukları eğerçi tahrîr ve inhâ olunmuş ancak hazîne-i ‘âmirem kuyûdâtına mürâca‘at olundukda biñ iki yüz yirmi iki senesine kassâbbaşı-ı mûmâ ileyhiñ me’mûr-ı idâresi olduğu ta‘yînât-ı mîriyye içün Adana sancağı kazālarından biñ beş yüz re’s ağnâm tertîb ve tahsīli içün işbu sene-i mübâreke Cemâdiyye’l-evvelinde emr-i şerîfim virilmiş olub ve Ordu-yı hümâyûnum seferber olmak hasebiyle işbu Anadolu havâlîsinden tertîb olunan ağnâmıñ kesreti ikmâl zımnında bi’lcümle ocakları ve mu‘ayyenât-ı sâ’ire lâzımesiçün irâde-i kâtı‘a-i mülûkânemle müretteb olduğu kuyûddan nümâyân olduğundan bir re’siniñ ‘afv ü tenzîli kābil olmadığı zâhir ve âşikâr ve işbu ağnâmıñ bu aña kadar giriftâr-ı ‘ukde-i te’hîr olması sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin mutlakâ senin iğmâz ve tekâsülünden neş’et eylemiş idüğü bedîdâr olmağla ba‘d-ez-în dahi tertîbât-ı mezkûre ‘ukde-i te’hîre giriftâr olmak lâzım gelür ise ibtidâ sen mes’ûl ve mu‘âteb olacağını cezmen bilüb aña göre ‘amel ü hareket ve mukaddem sādır olan emr-i şerîfim mûcibince ‘aynen ve yâhûd bedelen tahsīl ve mübâşir-i merkûma teslîmen kassâbbaşı-i mûmâ ileyh tarafına irsâl ü tesbîli emrine mübâderet eylemeñ fermânım olmağın isti‘câlen işbu emr-i celîlü’l-kadrım ısdâr ( ) ve ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde bâlâda beyân olduğu üzere ağnâm-ı matlûbe-i mezkûreniñ beher hâl iki sûretin birisiyle tahsīli matlûb-ı dâverânem olmağla ba‘d ez în bir gûne ‘özr ü ‘illet irâdıyla imrâr-ı vakit olunmayarak ne vechile ve tarîkle olur ise olsun serî‘an ve ‘âcilen tahsīl ve mübâşiri merkûma teslîmen irsâle zîyâde ihtimâm ü dikkat eyleyesin. Sen ki mübâşir-i merkûmsun iki yüz yirmi iki senesine mahsûben Adana sancağınıñ hâvî olduğu kazālardan me’mûr-ı tahsīli olduğun mârrü’z-zikr biñ beş yüz re’s ağnâmı ‘aynen ve yâhûd bedelen tahsīl eylemedikce bir hatve ol tarafdan hareket itmeyüb tamâmen tahsīl ve getürüb kassâbbaşı-i mûmâ ileyhe teslîme sen dahi ihtimâm ü dikkat eyleyesin ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz sizler dahi muktezā-yı emr-i şerîfime imtisâl ve mütâbe‘at eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i ‘âlîşânımıñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olub hilâfından be-gâyet tehâşî ü mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâmin ‘ışrîn Şevvâl li-sene isnâ ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makâm-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Sıra No : 44
Belge No : Adana Ş.S. 58, img. 74, sayfa 148, belge 179-180
Tarih : 20 Z 1222 / 18 Şubat 1808
Konu : Istabl-ı Amire için Adana’dan kırk katar devenin satın alınarak gönderilmesine dair ferman.
(44/a) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm me‘adinü’l-fezâ’il ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum kıdvetü’l-emâsil ve’l-a‘yân bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan hâssam silahşörlerinden Mehmed Naim zîde mecduhu ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân a‘yân ve zābıtān ve sâ’ir iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
El-hâletü hâzihi Devlet-i ‘Aliyye-i ebediyyü’d-devâmım ile Rusyalu beyninde her ne kadar mütâreke derkâr ise de seferber hükmünde olub dâ’imen ve müstemirren edevât-ı harbiye ve mühimmât-ı cihâdiyeniñ hâzır ü âmâde olunması merâsim-i cezm ve ihtiyâtdan olduğuna binâen Ordu-yı hümâyûnumda olub hıdemât-ı mühimmede istihdâm olunmak içün ıstâbl-ı ‘âmirem lâzımesiçün mevkûfâtdan ihrâc ve derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan memhûr ve mümzā sûret-i defter nâtık olduğu üzere sen ki mütesellim-i mûmâ ileyhsin Adana vilâyetinde vâkı‘ kazālardan mübâya‘ası tertîb olunan kırk katār şütürânıñ her katârı altışar re’s olarak her katārına üçer yüz guruşdan ve Âsitâne-i sa‘âdetime gelince beher katārına nafaka bahâsı olarak on dokuzar guruşdan îcâb iden on iki biñ yedi yüz altmış guruşdan nısfı hîn-i vürûdunda edâ olunmak şartıyla diğer nısfları olub ber vech-i peşîn hazîne-i ‘âmiremden ifrâz ve mübâşir-i mûmâ ileyhe teslîmen irsâl olunan altı biñ üç yüz seksen guruş kazālara tevdî‘ ve taksîm ve teslîm iderek ve bir mehârı hâvutsuz ve katārsız olmayub cümlesi tüvânâ ve yüke el verir ve genç ve ‘ilel ü emrâzdan sâlim olarak mükemmel tākım ve sârbânlarıyla şimdiden[82] mübâya‘a ve mübâşiriyle ma‘an nevrûz-ı firûzdan evvelce Der-sa‘âdetime irsâl ve ıstabl-ı ‘âmireme teslîmi husûsuna mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ fermânım olmağın işbu emr-i ‘âlîşânım ısdar ve mübâşir-i mûmâ ileyh ile irsâl olunmuşdur. İmdi vusûlunde ber vech-i muharrer Adana sancağında vâkı‘ kazālardan ihrâcı tertîb ve fermânım olan ol mikdâr katār şütürânı güçlü ve kuvvetlü olmak üzere ma‘rifetiñ ve ma‘rifet-i şer‘le yerlü yerinden mübâya‘a
(44/b) ve mübâşirine terfîkan vakt-i mezbûrdan evvelce Der-aliyyeme irsâl ve ıstabl-ı âmireme teslîme mezîd-i ihtimâm ü dikkat ve hilâfından gâyetü’l-gâye tehâşî ü mücânebet eyleyesin ve siz ki kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhimsiz mürettebât-ı mezkûre levâzımât-ı seferiyyeden olduğuna binâen tedârük ve ihrâcları emrinde te’hîr ü tesvîf gûne hareket olunduğu ihsâs olunur ise mes’ûl ve mu‘âteb olacağıñız emr-i mukarrer olduğu ma‘lûmuñuz oldukda ol mikdâr şütürânı gâyet güzîde ve tüvânâ olarak cem‘ ü tedârük ve bilâ-tevakkuf Âsitâne-i sa‘âdetime erişdirilmesi emrine sa‘y ü dikkat ve tama‘-ı hâmma teba‘iyyet ile ‘amelmânde şütürân mübâya‘a itmekden mübâ‘aded eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin me’mûr-ı mübâya‘ası olduğun şütürânı mütesellim-i mûmâ ileyhiñ ma‘rifeti ve ma‘rifet-i şer‘ ve cümle ittifâkıyla ve mübâşeretiñle mükemmel hâvut ve pusat-ı sâ’iresiyle tüvânâ olarak mübâya‘a ve sârbânlarıyla bi’l-istishâb nevrûz-ı firûzdan evvelce Der-aliyyeme îsāl ve ıstabl-ı ‘âmireme teslîme müsâra‘at ve hilâf-ı emr-i şerîfim vaz‘ ü hâlât vukû‘undan be-gâyet tehâşî ü mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i celîlü’ş-şân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fi’l-yevmi’l-‘ışrîn min şehri Zi’lhicce sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Tubika asluhu’l-hatīr
Mahmud el-müvellâ hilâfetühu bi-kazā-i Bozok ma‘a Süleyman Bey nemekahu el-fakīr ileyhi azze şâ’nühü ve ta‘âlâ.
Sıra No : 45
Belge No : Adana Ş.S. 53, img. 29, belge 28
Tarih : Evâil CA 1223 /25 Haziran-04 Temmuz 1808
Konu : II. Mahmud’un tahta çıktıktan sonra tüm memurların aynı görevlerine devam etmesine dair gönderdiği mukarrernâme.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ’im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kuzāt ve nüvvâbı zîde fazluhum ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân a‘yân ve zābıtān ve vücûh-ı memleket zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
İşbu biñ iki yüz yirmi üç senesi şehr-i Cumadiye’l-uhrâsınıñ dördüncü mübârek hâmis günü bi’l-ırs ve’l-intikāl ve’l-istihkāk taht-ı âlî-baht-ı Osmânî üzere cülûs-ı hümâyûn-ı meyâmin-makrûn-ı şâhânem vâkı‘ olub mühr-i sadâret-i uzmâ ve hatem-i vekâlet-i kübrâ Ordu-yı hümâyûnum ser askeri olan düstûrü’l-ekrem müşîr-i efham nizâmü’l-âlem nâzımu menâzımü’l-ümem Mustafa Paşa edâme Allâhu ta‘âlâ iclâlehu ve za’afe bi’t-te’yid iktidârehu ve ikbâlehu istiklâl-i tâmm ve ruhsat-ı kâmile-i mâlâ-kelâm ile i‘tā ve tefvîz olunmuşdur ve hutbe-i menâbir nâm-ı nâmî-i hümâyûnuma kırâ’at olunmak ve sefer me’mûrlarından her bir me’mûr me’mûriyetini bi-tıbkıhi icrâ eylemek ve sâ’ir me’mûrîn ve hademe dahi yerlü yerinde me’mûriyet-i lâzıme ve hıdmet-i mukteziyyelerini ibkā etmek içün cülûs-ı hümâyûn-ı hayriyyet-makrûnumu işâ‘at ve i‘lân siyâkında işbu emr-i celîlü’l-kadrim ısdâr ve alâ cenâhi’listi‘câl hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûnumdan ve mektûbî defteri hulefâsından kıdvetü’l-emâcid ve’l-a’yân Râ’if zîde mecduhu ile itâre ve tisyâr olunmuşdur. İmdi sagîr ü kebîr ve vazî‘ ü şerîfden din ü devletime hıdmet me’mûlüm olub hilâf-ı hareket iden hakkında nedâmet mukarrer idüğü ve kimesne bildim bilmedüm demeyüb rızâ-yı İlâhî ve rızâ-yı şâhânemi tahsīle müsâra‘atdan gayr-ı vaz‘ ü hareket ile necât bulamayacağı zāhir olmağla aña göre amel ü hareket ve cülûs-ı hümâyûnumu i‘lân-ı işâ‘at ve her hâlde tahsīl-i rızâ-yı padişâhânem dikkat ve vedi‘a-i cenab-ı Rabb-i izzet olan fukarâ-yı ra‘iyyet ve sükkân-ı memleketi kemâliyle himâyet ve sıyânetleriyle taraf-ı hümâyûnum içün isticlâb-ı du‘avât-ı gayriyyeye sarf-ı vüs‘ ü kudret eylemeñiz bâbında fermân-ı âlişânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki: Vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i südûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’limtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla amel ü hareket ve hilâfından hazer ü mücânebet eyleyesiz şöyle bilesiz alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren fî evâ’ili şehri Cumadiye’l-uhrâ li-sene selâse ve ‘ışrin ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 46
Belge No : Adana Ş.S. 58, img 66, sayfa 124, belge 201
Tarih : Evâsıt Ş 1222 /14-23 Ekim 1808
Konu : Adana eyaletinin sefere gönderilmesi gereken altı yüz neferinin Ahmet Bey’in Küçükalioğlu Dede Bey üzerine gidecek olması sebebiyle affolunduğuna ve Dede Bey’in yakalanarak idam edilmesine dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana mütesellimi ve Üzeyir mutasarrıfı Mîr Es-seyyid Ahmed dâme mecduhu tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Sen ki mütesellim-i mîr-i mûmâ ileyhsin bu defʻa tarafından Der-saʻâdetime tevârüd eden tahrîrâtında Küçükalioğlu Dede Bey dedikleri hâ‘iniñ iʻdâm ve izâle-i vücûd-ı habâset-âlûduyla tathîr-i bilâd ve te‘mîn birle câddeniñ dahi küşâdı husûsuna me’mûr kılındığına binâen muktezāyı me’mûriyet ve sadâkatiñ üzere Payas’ıñ etrâfını muhâsara ve ba‘zı kal‘a ve metrîsleri zabt eylediğiñ ve Üzeyir sancağında dahi kā‘immakāmıñ külliyetlü ‘ulûfelü hayta ‘asâkir çend mâhden berü leyl ü nehâr şakī-i merkûmu hasr ve tazyîk ederek mukarreblerinden ba‘zılarına re’y ve ba‘zılarına dahi külliyetlü mebâliğ i‘tāsıyla işbu mâh-ı Recebü’l-ferdiñ on beşinci Cum‘a gicesi Payas’a hücûm ve dühûl ve şakī-i merkûm dahi bir mikdâr ademiyle Karbeyâz nâm mahalle firâr ve tahassun ve karâr itmiş idüği ve şakī-i merkûmuñ yed-i habâsetinde olan ba‘zı mahaller ve Payas ve bedestân ve kalʻa[83] ve etrâfında vâkı‘ Karbeyâz’da bir sâ‘at mesâfesi olan Kürtler nâm karye el-hâletü hazihi zabtıñda olduğu ve iktizā eden mahallere dahi tarafıñdan ‘asâkir-i külliye ile başbuğ ta‘yînine şimdilik tarîkiñ küşâdı ve ma‘iyyetiñe me’mûr ‘asâkirin dahi dâ’imâ kuvvet ve tezâyüd ve istihkâmâtlarıyla ‘ahd-ı karîbde şakī-i merkûmuñ dahi ahz u girifti esbâbınıñ istihsāline ikdâm ü dikkat etmekde olduğuñ ve Adana eyâletiyle Tarsus sancağında kâ’in kazā ahâlîleri ma‘iyyetinde hidemât-ı lâzımede istihdâm olunduklarından meştâ-yı Ordu-yı hümâyûnuma müretteb matlûb olan altı yüz nefer süvârîniñ ‘afvı husûsu dahi derc ve iş‘âr olunmuş sen ki kapucıbaşı-i mûmâ ileyhsin şakî-i merkûmu bieyyi hâlin hayyen ve meyyiten ahz ve ele getürüb i‘dâm ve izâlesiyle gâ’ilesini bir gün evvel ber-taraf etmek şartıyla vech-i meşrûh üzere meştâ-yı hümâyûnum içün matlûb altı yüz nefer süvârî ‘afv olunmağla i‘lâmen ve tenbîhen ve te’kîden Rikâb-ı hümâyûnumdan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve ile irsâl olunmuşdur. İmdi sen ki kapucıbaşı-i mûmâ ileyhsin livâ-i mezbûrdan meştâ-yı Ordu-yı hümâyûnum içün müretteb ve matlûb olan ‘asâkir-i mezkûreniñ ‘afvından maksûd ancak me’mûriyet-i sâ’ire ile ittifâk ve ittihâd levâzımına ri‘âyet ederek ve giceyi gündüze katarak hâ‘in-i merkûm bir gün evvel ve bir dakīka mukaddem bi-eyyi hâlin hayyen ve meyyiten ahz u girift ve i‘dâm ve izâlesiyle havâlî-i merkûmeden küliyyen def‘-i gâ’ilesi emrine ikdâm ü sa‘y-ı mâlâ-kelâm eylemeñ irâdesine mebnâ idüği ma‘lûmuñ oldukda ber vech-i meşrûh ‘amel ü hareket ve icrâ-yı kâr-güzârî ve sadâkate ve tekmîl-i emr-i me’mûriyete ikdâm ü dikkat ve iğmaz ve tesâmüh misüllü vaz‘ı tecvîzden gâyetü’l-gâye ittikā ve mübâ‘adet eylemeñ bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından be-gâyet ittikā ve mübâ‘det eyleyesin. Şöyle bilesin ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fî evâsıtı şehri Şa‘bâni’lmu‘azzam sene isnâ ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makâm-ı mahrûse-i Konstantiniyye
Mûcebince kā‘immakām-ı ‘âlî-makām mektûbu dahi sudûr ve vürûd eylediği işbu mahalle kayd olundu. Sahh.
Sıra No : 47
Belge No : C. AS. 938/40698
Tarih : Evâsıt-ı CA 1224 /22-30 Haziran 1809
Konu : Rusya’ya karşı savaşmak üzere Ahmed Bey’in kardeşi Mehmed Bey başbuğluğunda 500 nefer askerin gönderilmesine dair emir.
Sahh.
Buyuruldu. Kayd şod.
Dergâh-ı muʿallâm kapucıbaşılarından hâlen Adana Mütesellimi Hâcı Beyzâde[84] Ahmed Bey dâme mecduhuya hüküm:
Cümleye ma‘lûm olduğu üzere hâ’in-i dîn ü devlet ve mühîn-i mülk ü millet olan Moskov keferesi mecbûl olduğu envâʿ hıyel ve mekberet muktezāsınca saltanat-ı seniyyeme yeñiden i‘lân-ı harb ve izhâr-ı husûmet ve hattâ İbrail ve Yergöğü ve Zeniçe [85]ve sâ’ir Tuna boyunda vâkı‘ kılâʿ ve serhadât-ı hâkāniyeme hücûma mücâseret etmiş ise de hamden li’l-llâhi ta‘âlâ her cânibden münhezim ve perîşân olmuşdur. Binâ-ber-în bu sefer, esfâr-ı şerîfeye bir vechile mukayyes olmayub a‘dâdan bi-avni Bârî gereği gibi intikâm alınacak mevsimler idüği bedîhî ve bu fırsatı kaçırmak bir vechile câ’iz olmayub şöyle ki Müslimûn olan ve dîn-i mübîn gayretini çekenler ve husûsuyla seniñ gibi Devlet-i ‘Aliyyem bendeliği iddi‘âsını edenler bu uğurda can ve baş fedâsıyla hıdmet eylemek mütehattim-i ‘uhde-i diyânet olub bi’l-fiʿl sadr-ı a‘zam-ı sütûde-şiyem ve serdâr-ı ekrem-i nusretalemim dahi ordu-yı zafer-bûyımı bi’l-istishâb Der-sa‘âdetimden hareket ve semt-i gazâ ü cihâda müteveccihen azîmet etmek üzere idüği ta‘rîfden müstağnî ve sen akrân ve emsâliniñ beyninde gayûr ve dindâr ve sāhib-i kudret ve iktidâr idüğin ma‘lûm ve celî olmakdan nâşî bedeninden iki yüz ve Adana’dan üç yüz cem‘an beş yüz nefer asker tertîb ve karındaşın Mehmed Bey zîde mecduhu başbuğluğuyla ihrâc birle serîʿan Ordu-yı hümâyûnuma sevk ve tebdîl eylemeñ husûsuna irâde-i mülûkânem ta‘alluk itmekle vusûl-i emr-i celîlü’l-kadrimde kat‘an ifâte-i vakti tecvîz etmeyerek gerek bedeninden ve gerek Adana’dan matlûb olan ol-mikdâr askeri der-hâl yarâr ve bahâdır ve cenk ü peykâre kādir olarak tertîb ve karındaşın başbuğluğuyla ihrâc ve icâleten ve müsâra‘aten Ordu-yı hümâyûnuma sevk ve irsâle mezîd-i sa‘y ü gayret eylemeñ fermânım olmağın me’mûriyetiñi şâmil işbu emr-i şerîfim ısdâr ve ber-vech-i ta‘cîl ( ) ile itâre ve tisyâr olunmuşdur. İmdi vusûl-ı emr-i şerîfimde kat‘an imrâr-ı vakti tecvîz etmeyerek derhâl ol-mikdâr güzîde asker ile karındaşın mîr-i mûmâ ileyhi ihrâc ve seyr-i serî‘ Ordu-yı hümâyûnuma erişdirmeğe ihtimâm ve müsâra‘at eylemeñ matlûb-ı kat‘î-i mülûkânem ve ağrâz ü tesâmüh ve batî’âne hareketle imrâr-ı vakt bir vechile câ’iz olmadığı ve böyle bir emr-i dînde tevakkuf ve ârâma cesâret edenler dünyâ ve ukbâda mes’ûl ve muʿâteb olacakları bî-iştibâh olduğu ma’lûmuñ oldukda ber-vech-i meşrûh amel ü harekete ve icrâ-yı lâzime-i me’mûriyet ve sadâkate ve ihrâz-ı mes’ûbât-ı gazâ ü cihâda bezl ü sa‘y u kudret ve zinhâr tevakkuf ve te’hîr misüllü vaz‘ı tecvîzden ziyâde hazer ü mücânebet ve serîʿan ihrâc olunduğunu tahrîr ve işâret eylemen bâbında.
Fî Evâsıtı CA sene 24
Sıra No : 48
Belge No : Adana Ş.S. 51, img 6, sayfa 19, belge 22
Tarih : Evâhir L 1224 /18-28 Kasım 1809
Konu : Ordu’ya altı yüz nefer piyade ve süvari asker gönderilmesine dair ferman.
İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim, câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim, el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana mütesellimi ( ) dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana eyâletinde vâkı‘ kazālarıñ kuzāt ve nüvvâbı zîde fazluhum ve kıdvetü’l-emâcid ve’l-a‘yân zikr-i âtî askeri ihrâca bundan akdemce mübâşir ta‘yîniyle el-yevm ol cânibde olan ( ) zîde mecduhu ve mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân a‘yân ve sâ’ir zābıtān zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Siz ki mütesellim ve mevlânâ ve sâ’ir-i mûmâ ileyhimsiz sefer-i hümâyûnuma müretteb ‘askere halel gelmemek şartıyla eyâlet-i merkûmeniñ hâvî olduğu kazālardan güzîde ü tüvânâ ve piyâde ü süvâri altı yüz nefer asker tertîb ve başbuğ ma‘iyyetiyle meştâ-yı Ordu-yı hümâyûnuma sevk ve tesyîr eylemeñiz husûsu bundan akdemce sādır olan emr-i şerîfimle size tenbîh ve iş‘ar olunmuşdu. El-hâletü hâzihi mevsîm-i şitâ gün-be-gün duhûl ü hulûl etmekde olduğuna binâen müretteb ve matlûb olan ‘asâkiriñ serî‘an ihrâcı ve vaktiyle savb-ı maksûda irişdirilmesi mesâlik istikmâline sa‘y ü gayret olunmak cümleye farîza-i zimmet oldukdan nâşî ‘asâkir-i mezkûre henüz ihrâc olunmamış ise işbu hükm-i hümâyûnumun vusûlu anda ol mikdâr piyâde ve süvâri ‘askeri bir gün akdem ve bir sâ‘at mukaddem tertîb ve başbuğu ma‘iyyetiyle ihrâc ve meştâ-yı Ordu-yı hümâyûnuma irsâl ve îsāle bi’l-ittihâd ve ikdâm ve gayret eylemeñiz fermânım olmağın tenbîhen ve te’kîden ve isti‘câlen mahsûsan Rikâb-ı hümâyûnumdan işbu emr-i şerîfim ısdâr ve Rikâb-ı hümâyûnum kā‘immakāmı tatarlarından İbrahim zîde kadruhum ile irsâl olunmuşdur. İmdi ‘asâkir-i mezkûre husûs-ı kātı‘a ile farz olan gazâ ve cihâd içün müretteb olub evâmir-i ehemm-i dînde iğmâz ve rehâveti irtikâb ile imrâr-ı vakte cesâret-dârenîde müntec-i vehâmet ve nedâmet olacağı ma‘lûmuñuz oldukda aña göre ‘amel ü harekete dikkat ve hilâf-ı fermân te’hîr ve tevakkuf misüllü vaz‘ı tecvîz ile ve müntecü’l-‘âkıbe olmakdan nefsiñizi sıyânet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin mefhûm-ı fermân-ı hümâyûnum sen dahi meczûmuñ oldukda ‘asâkir-i merkûmeniñ başbuğ ma‘iyyetiyle bi-eyyi vechin kâne ‘âcilen ve müsâ(ra)‘aten ihrâc ve savb-ı maksûda irsâl ve îsāli ile infâz-ı emr ve irâde-i hümâyûnuma ve itmâm-ı emr-i mübâşeretine be-gâyet i‘tinâ ü dikkat ve hilâf-ı rızā-yı ‘aliyyem vehâmet ve beta’yete hareketi ictisâr ile sen dahi mübtelâyı ‘ikāb ü i‘tāb olmakdan hazer ü mücânebet eylemeñ (bâbında) fermân-ı ‘âlişânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Vusûl buldukda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı itā‘at-makrûnuyla ‘amel ü hareket ve hilâfından be-gâyet tehâşî ve mücânebet eyleyesiz. Şöyle bilesiz ‘alamet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren evâhir-i şehr-i Şevvalü’l-mükerrem li-sene erba‘ ve ‘îşrîn ve mi’eteyn ve elf.
Be-makâm-ı Konstantiniyyeti’l-mahrûse
Sıra No : 49
Belge No : Adana Ş.S.53. img. 5, belge 11
Tarih : 15 Ş 1223 / 6 Ekim 1808
Konu : Hasan Paşazâde Ahmed ve Mehmed Bey’in icaresinde olan Eğlemezoğlu Hânı’nın Ahmed Bey’in oğlu Ali Bey’e ferağ edilmesine dair.
Vech-i tahrîr-i hurûf budur ki:
Kā’immakāmı olduğumuz merhûm Ramazanoğlu Evkāfından Adana derûnunda vâkı‘ Eğlemezoğlu Hânı dimekle ma‘rûf hânı bundan akdem Hasan Paşazâde inâyetlü Seyyid Ahmed Beyefendi ve karındaşı Seyyid Mehmed Beyefendi hâzerâtınıñ bâ-temessük taht-ı îcârelerinde iken huzûrlarımızda kendiler hüsn-i rızā ve ihtiyârlarıyla işbu bâ’isü’t-temessük mûmâ ileyh Seyyid Ahmed Beyefendi hazretleriniñ mahdûm-ı mükerremleri sa‘âdetlü Ali Beyefendi hazretlerine feragât ve kasr-ı yed eyleyüb ve yedlerinde olan atîk temessük-i evkāfı mûmâ ileyhe teslîm eyledikde hân-ı mezbûru fârigan-ı mûmâ ileyhümânıñ kasr-ı yedinden biñ iki yüz yirmi üç senesi Şa’bân-ı şerîfiniñ nısfından senesi hitâmına değin defter-i evkāfı mukayyedi vech üzere mûmâ ileyh Ali Beyefendi hazretlerine îcâr olunub ve mûmâ ileyh dahi vech-i meşrûh üzere isti‘câr ve ba‘de’l-kabûl hân-ı mezbûru zabt içün işbu ma‘mûlün bih memhûr temessük tahrîr ve yed-i mûmâ ileyh hazretlerine i‘tā olundu. Gerekdir ki keyfe mâ yeşâ ve yahtaru (mûmâ) ileyh hân-ı mezbûru mûmâ ileyhiñ zabt ve tasarrufuna tarafımızdan ve âherden ferd kimesne mâni‘ ve müzâhim olmayub hîn-i hâcetde ibrâz ve ihticâc oluna. Ve’s-selâm.
El-Hakīr el-fakīr Mehmed, Kara Ali Efendizâde, kā’immakām-ı vakf-ı mezbûr, hâlen.
El-Hakīr el-fakīr Abdürrezzak, Müderriszâde, kā’immakām-ı vakf-ı mezbûr, hâlen.
Sıra No : 50
Belge No : Adana Ş.S. 51, img 14, sayfa 51-52, belge 58
Tarih : 3 C 1225 /26 Temmuz 1810
Konu : Rusya ile savaş başlayacağından dolayı Adana’dan 200 mehar devesinin gönderilmesi.
(s. 51) İftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-muhtassu bi-mezîdi ‘inâyeti’l-meliki’d-dâ‘im Dergâh-ı mu‘allâm kapucıbaşılarından Adana Mütesellimi Ahmed Bey dâme mecduhu ve mefâhirü’l-kuzāt ve’l-hükkâm ma‘âdinü’l-fezâ‘il ve’l-kelâm Adana sancağında vâkı‘ kazālarıñ kādīları ve nâ’ibleri zîde fazluhum mefâhirü’l-emâsil ve’l-akrân bu husûsa mübâşir ta‘yîn olunan Dergâh-ı mu‘allâm gediklülerinden Seyyid Süleyman ve a‘yân ve zābıtān vücûh-ı memleket ve iş erleri zîde kadruhum tevkī‘-i refî‘i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki:
Dinimiziñ düşmanı olan Moskov keferesiniñ hâl ü hareketi beher tarafdan memâlik-i mahrûseme be-hücûm-ı küffârıñ mütevâlî-i zamîri külliyen şikeste-i beyzâ-i beyzā-yı İslâmiye olduğu evvelen ve âhiren neşr olunan evâmir-i aliyyem tafsīlâtından ve Ordu-yı hümâyûnumdan birbirini mütevakkıyen vürûd eden telhîsāt ve takrîrât mefhûmunda a‘dâ-yı dîn Pazarcığa hücûm ve istilâ eyledikden soñra bir kolu Varna üzerine gelüb derû(n)-ı kal‘ada dîn karındaşlarımızı muhâsara etmekde ve başka kolu dahi Tutrakan’da Hezargrad’a gelüb ilerülere tecâvüz ile Ordu-yı hümâyûnumu muhâsara idüb ma‘âza’l-lâhu ta‘âlâ müslümânlığa yakışmaz ve gayret-i diniyeye tahammül etmez gûn-â-gûn teklîfât ile zamîrinde olan hıyânetini icrâya ictisâr ideceği ve dîn yolunda kılınç çeküb şehîd vererek ecdâd-ı ‘izâmım bu memâliki te’mîr eylemiş eser-i hâsılâtını nefs-i hümâyûnlarına hasr etmeyüb a‘şâr ve rüsûmunu ve cizye-i şer‘iyye ve hâsılât-ı sâ’iresini fukarâ ve cihâd edenlere ve vüzerâsına lâyığı vechile ‘inâyet ve ihsân buyurub fakat menâbir ve mahâfilde nâm-ı Muhammed ‘aleyhi’s-selâm ve nâm-ı sâmîleriniñ tezkîrine kāni‘ ve sâ’ir İslâmiyyeniñ nakdiyyesine bezl-i makdûr[86] eylemişlerdir. İşbu memâlik-i İslâmiye’den ezân-ı Muhammedî münkatı‘ olub yerine sadâ-yı nâkûs ikāme etdirmek, gayret-i dîniyyesi olanlara elvirir mi? Bir kerre mülâhaza oluna ve memâlik eyâdî-i küffârda olduğu hâlde ze‘âmet ve tîmâr ve mukāta‘a ve kuluñ mevâcibi nereden alınur verilür? Cem‘-i ehl-i İslâmdan maʿdûduz iddiʿâsını ider iken ezân-ı Muhammedî’niñ inkıtâ‘ına nice râzı olunur? Bunun encâmı külli yevm hakāretle vakit geçürmekden ise şimdi dîn yoluna cân fedâ eylemek dahi aʿlâ değil mi? Bunca sıbyân ü nisvân dîn karındaşlarımız olanlarından dûr olub berilere nakl ve sergerdân ah ü enîn iderler iken bizler ne günümüze dururuz? Elhâmdülillahi ta‘âlâ yedi krala cevâb vermeğe muktedir askerimiz mevcûd. Eli kılıç tutan dîn karındaşlarım dîn-i mübîn uğrunda çalışırım, cem‘imize farz-i ‘ayn olan gazâ niyetiyle bi’n-nefs harekete hâzırım, rûhâniyet-i hazret-i Resûl-i ekrem sallallahu ta‘âlâ ve sellem efendime tevessül ve cenâb-ı hayrü’n-nâsırîn innâ fetehnâ leke fethen mübînen sırrına mazhar idüb sâyesine ilticâ eylediğimiz livâ-i sa‘âdet hürmetine inşâ’e Allâhu ta‘âlâ Me(v) lâm mu‘înimizdir. Ümmet-i merhûme-i mü’minîn cihâd ile ve emr-i ulü’l-emre itā‘at ile me’mûr olub sell-i seyf-i nebevî ile hareket-i hümâyûnum musammemdir. ‘Ulemâ-yı a‘lâm ve yedi ocağım ricâli ve ricâl-i devletim, ceddim Sultān Mehmed Hân Câmiʿ-i şerîfinde ʿakd-ı meclis-i meşveret olunarak mehâmm-ı seferiyye ve akça ve zahîre husûsları dahi mütāla‘a olunub huzûr-ı hümâyûnuma ‘arz olunması mazmûnundan beyāz üzerine hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnum şeref-rîz-i sudûr olduğuna binâ’en bi’l-cümle ‘ulemâ-yı a‘lam ve ricâl-i Devlet-i ‘Aliyyem ve yedi ocağım ricâl ve ihtiyârları Câmi‘-i mezkûrda tecemmu‘ birle mukaddem meclis-i meşveret olundukda küffârın derece-i hücûm ve ehl-i İslâm hakkında olan ihâneti ‘âmme-i ʿâlemiyâna ma‘lûm olduğundan cihâd ve gazâ cümle mü‘minîne farz-ı ayndır ve bunda şudur budur diyecek yokdur ve husûs dîn gavgası olmak hasebiyle cem‘-i ehl-i imân yeksân olarak farziyyet-i gazâ ve cihâd-ı ‘umûmîdir deyü bi’l-cümle ‘ûlemâ-yı a‘lâm tarafından şer‘an cevâb verildiğinden mâ‘adâ bi’n-nefs sefer-i nusret e‘azze teveccüh ve ʿazîmet-i şâhânem mukarrer olarak müsta‘înen hareket-i hümâyûnumu dahi cümlesi tasvîb ve re’y-i hasen buyurduklarından ʿavn-i ʿinâyet-i hazret-i nâsıra vüfûr-ı i‘timâd ve ruhâniyet-i
(s. 52) cenâb-ı seyyidi’l-mürselîne istinâden olunarak i‘lâ-yı kelimetu’l-lâhi’l-ulya niyet-i hâlisasıyla şefîʿimiz olan hazret-i Seyyidü’l-kevneyniñ livâ-i sa‘âdet-ihtivâsı sâyesiyle bi’nnefs sefer-i nusret-esere teveccüh ve azîmet-i şâhânem mukarrer olarak müsta‘înen billâhi ta‘âlâ hemân Davutpaşa Sahrâsı’na (nasb-ı) hıyâm olunmak üzere olmağın siz ki mütesellim ve kuzāt ve nüvvâb ve a‘yân ve zābıtān-ı mûmâ ileyhim ve sâ’irlerisiz mâ‘iyyet-i şâhânemde mevcûd ‘asâkir-i muvahhidiniñ zahîresi ve mühimmât ve cebehâne nakli hizmetinde ve hıdemât-ı sâ’irede istihdâm olunmak üzere me’mûr kılınacakları mülhak oldukları günden hizmetde olduklarınca iktizā eden mâhiyyeleri sarbânbaşı yedinden verilmek şartıyla derûn-ı emr-i şerîfime mevzû‘an irsâl olunan sûret-i defter mûcebince Adana sancağında vâkı‘ kazālardan iki yüz mehâr şütürânıñ serî‘ân ve ‘âcilen tevzî‘ ve ʿalâ eyyi hâlin Davud Paşa sahrâsına irsâl husûsuna bi’l-ittifâk sa‘y ü gayret eylemeñiz fermânım olmağın hâsseten işbu emr-i ʿâlîşânım ısdâr ve mübâşir-i merkûm ile irsâl olunmuştur. İmdi vusûlünde ber vech-i muharrer livâ-i mezkûr kazālarından müretteb olan ol mikdâr mehâr şütûranı serî‘an ve ‘âcilen tevzî‘ ve ‘alâ eyyi hâlin Davud Paşa sahrâsına irsâl husûsuna müsâra‘at ve hilâf-ı emr-i şerîfim e(d)nâ derece kusûr ve tekâsül vukû‘u tecvîz ile mübtelâ-yı vehâmetden mübâ‘adet eyleyesiz ve sen ki mübâşir-i mûmâ ileyhsin me’mûr-ı ihrâcı olduğun mârrü’z-zikr ol mikdâr mehâr şütûranı fermânım olduğu vechile bir an akdem cümle ma‘rifetiyle tevzî‘ ve taksim ve Davud Paşa sahrâsına irsâline mübâderet ve ifâte-i vaktden mücânebet eylemeñiz bâbında fermân-ı ‘âlîşânım sādır olmuşdur. Buyurdum ki:
Hükm-i şerîfimle ( ) vardıkda bu bâbda vech-i meşrûh üzere şeref-yâfte-i sudûr olan fermân-ı ‘âlîşânım vâcibü’l-ittibâ‘ ve lâzımü’l-imtisâlimiñ mazmûn-ı münîfi birle ‘âmil olasız. Şöyle bilesiz, ‘alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız. Tahrîren el-yevmü’s-sâlis Cemâziye’l-ahir sene hamse ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Bi-makāmı Konstantiniyyeti’l-mahrûse.
Sıra No : 51
Belge No : Adana Ş.S. 51, img. 15, sayfa 56, belge 61
Tarih : 20 Ş 1225 /20 Eylül 1810
Konu : Ahmet Bey’in Serrâcan Mahallesinde inşa eylediği cami için vakf eylediği Debbâğân Mahallesindeki menzil vakfiyesidir.
Hasan Paşazâde devletlü ʿinâyetlü mürüvvetlü Ahmed Bey Efendi’niñ Debbâğân mahallesinde (menzili)nin vakfiyesidir.
Elhâmdü li’l-llâhi’l-llezi erşede ‘ibâduhü’l-mü’minîn ve’l-mü’minât ilâ a‘mâli’s-sālihât ve işâ ile’l-müslimîn ve’l-müslimât bi-ef‘âli’l-hayrât ve’l-hasenât haysü kāle inne’l-hasenâti yüzhibne’s-seyyi’âti ‘aleyhi ve’s-selâm ‘alâ resûlihi Muhammed eşrefi’l-mahlûkāt ‘alâ âlihi ve ashâbihi ellezînehüm hidâyeti’l-hayr ilâ sebîli’l-hasenât emmâ ba‘d.
İşbu vakfiyye-i sahîhatü’ş-şer‘iyyeniñ tālibi ve hayrât ve hasenât dâ‘iyyesi olan medine-i Adana mahallâtından Serracân mahallesi sâkinlerinden Hasanpaşazâde dev(letlü) ‘inâyetlü mürevvetlü Ahmed Bey hazretleri vaktâ ki bu dâr-ı dünyânıñ bî-sebât ve bî-karâr ve fenâsını (fehm) idüb dâr-ı ahirete lâzım olacak tohm-ı hayr ü hasenâtı mezrû‘ ve sadakāt-ı câriyye(y) i vafk (-ı âtiyyü’z-zikr) Beyefendi hazretleri meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-erkân ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-bünyânda vakf-ı câ’i’l-beyâna li-ecli’t-tescîl ve’l-emri’l-itmâm ve’tteşkîl mütevellî nasb ü ta‘yîn kıldığı Mahmud Efendi huzûrunda bi’l-muvâcehe ıkrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î idüb vakf-ı âtî sudûruna değin müvekillim vâkıf-ı müşârun ileyhiñ silk-i milk-i sırf-ı sahîhasında münselik ve münsecim olan Debbâğân mahallesinde vâkı‘ taraf-ı beytü’l-mâlden ırsen intikāl eden Meshcikızı Ayşe Hatun menzili dimekle ma‘rûf olan mutasarrıf olduğum mahdûd bir bâb fevkânî ve tahtânî ve bir bâb tahtânî beyt ve bir sofa ve eşcâr-ı müsmire ve gayr-i müsmire ve kenîf ve bir mikdâr havlûyu müştemil ve bir bâb dükkân bi-cümleti’t-tevâbi‘ ve’l-levâhık ve kâffetü’l-menâfi‘ ve’l-murâfık hasbeten li’lllâhi’s-samed ve taleben Rabbihi’l-ehad vakf-ı sahîh-i mü’ebbed ve habs idüb şu vechile şart ve ta‘yîn ve tasrîh eyledi ki:
Ser(râcân) mahallesinde kendim binâ eylediğim câmi‘-i şerîfiñ her kim mütevellî olur ise yevmî bir akça vazîfe alub ka(lan ) gallesini câmi‘-i şerîfiñ ta‘mîr ve termîmine sarf ede deyü fârigan ‘ani’ş-şevâgil menzil-i mahdûd u mezkûra vakfiyet üzere mütevelli-i mûmâ ileyhe teslim ol dahi sâ’ir evkāf mütevellîleri gibi kabz ve tesellüm eylediğinde vâkıf-ı mûşârun ileyh hazretleri i‘âde-i kelâm idüb:
“Vakf-ı ‘akār İmâm-ı a‘zam ve hümâm-ı (akdem) hazretleri indinde ‘adem-i lüzûmu olur ise İmâm-ı sânî Ebu Yusuf Yakub bin İbrahim es-Samedâni ve imâmu’s-sâlis Muhammed bin Hasan eş-Şeybânî hâzerâtı re’y-i resîd ve kavl-ı şerîfleri üzere sâhîh ve lâzım (… ) kavl-i şerîfleri üzere vakfiyetine hükm taleb iderim” deyü i‘lâ-yı kitâb hat ve hükmü ile (… ) eden hâkim-i hâsim-i muvakki‘-i sadr-ı kitâb tûbâ lehu ve hüsn-i me’âb efendi huzûrunda mu‘teber ef‘âlini ve fasl ü hasma tālibân ve râ‘iyân olduklarında hâkim-i mûmâ ileyh dahi tarafeyniñ delîllerine nazar ve mennâ‘un li’l-hayr olmakdan hazer idüb ‘âlimen bi’l-hilâfeti ve mürâ’iyen li-mâ yucibbu mürâ‘atihi fi’t-tescîli’l-ikāmetihi cânib-i vakfa ûlâ ve uhrâ görüb hükm-i mahkeme-i şer‘î kazā-i mübrem-i mer‘î etmeğin fî-mâ ba‘d vakf ve lâzım olub nakzı ve tenakkuzuna mecâl muhâl oldu. Femen beddelehu ba‘demâ semi‘ahu fe-innemâ ismuhu ale’l-llezine yübeddilûnehu inna’l-llâhe semî‘un alîm ve icrâyü’l-vakf ale’l-hayyi’l-kerîm cerâ zâlik. Ve hurrire fî’l-yevmi’l-‘ışrîn min şehri Şa‘bân sene hamse ve ‘ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
Şuhûdü’l-hâl
Fazīletli Molla Efendi
Sa‘âdetlü Paşa Bey
Sa‘âdetlü Hazînedâr Ali Ağa
Vekîl-i fukarâ Hacı Ali Ağa
Karahüseyinzâde Abdurrahman Efendi
Yeğenzâde Ali Efendi
İmâm Hafız Efendi
Muhzır Mehmed ve gayruhum.
Sıra No : 52
Belge No : HAT, 973/41423
Târîh : 9 CA 1226 / 01.06.1811
Konu : İdama mahkûm olan Bayburdlu Deli Hasan’ın Adana Mütesellimi Ahmet Bey ve kardeşi Mehmet Bey’in yardımları ile idamdan kurtulmasından dolayı Hasanpaşazâde Ahmet Bey ve Mehmet Bey’in kapıcılık görevlerinin iptali ve mukataalarının elinden alınması hakkında.
Benim Sa‘âdetlü mekremetlü meveddetlü karındaş-ı a‘zamım hazretleri
Mukaddemen hakkında fermân-ı kazā cereyân-ı pâdişâhî sudûr eden Bayburdlu Deli Hasan’ıñ Adana Mütesellimi Ahmed Bey ve karındaşı Mehmed Bey’iñ ve Konya mütesellimi Müftüoğlu’nuñ i‘âneti ile i‘dâm ve izâlesi mümkin ol(ma)dığından Konya ve Niğde ve sâ’ir ba‘zı sancaklarıñ ‘askeri ve Larende ve Beybazarı ve Esbkeşân aʻyân ve voyvodaları ve Bozkır ve Bereketlü Ma‘den emînleri baʻde’l-emr-i ‘aliyye me’mûr kılınarak merkûm Deli Hasan’ıñ tertîb-i cezâsı ve Adana mütesellimi ve karındaşınıñ kapucıbaşılıklarınıñ ve mukāta‘alarınıñ ref‘i ve Adana ve Konya eyâletlerinin vüzerâ-yı ʻizâmdan birer zâta tevcîhi husûsları Çabarzâde Süleyman Bey tarafından iş‘âr olunmuş olmak hasebiyle husûs-ı merkûm Meclis-i Şûrâda müzâkere ve hâk-i pây-ı kimyâ-sây-ı hazret-i tâc-dârîye ‘arz ü ifâde olunarak ol bâbda şeref-yâfte-i sahîfe-i sudûr olan hatt-ı hümâyûn-ı mülûkâne mantûk-ı münîfiniñ beyânıyla tebeddül-i eyâlâta dâ’ir hâtır-güzâr-ı müşîrîleri olan keyfiyâtın îfâsı vârid olan kâ’ime-i düstûrîlerinde muharrer ve mezkûr olmağın mefhûm iş‘âr-ı müşîrîleri ve safha-pîrâ-yı sudûr olan hatt-ı şerîf-i şevket-redîf-i cenâb-ı pâdişâhî me’âl-i münîfi ve kā’ime-i müşîrîleriyle gelen Çapanzâde-i mûmâ ileyhiñ maʻrûzâtı müzâyâsı rehîn-i ıttılâ‘-i hâlisânemiz olmuşdur. Beyândan müstağnî olduğu üzere el-hâletü hâzihi hengâm-ı sefer olub ve livâ güzerân mahallde olan gâ’ile-i tahaddüsünü şu mevsimde tecvîz nice mahâzîri müstelzim olduğundan başka merkûm Deli Hasan içün bu misillü teklîfâtıñ icrâsı dahî vakt ü hâle nazaran bî-hûde ve müte‘assir ve Adana mütesellimi merkûmuñ mesmû‘muz olan hâl ve mişvârına göre Adana eyâleti her kime tevcîh olunsa Adana’ya duhûlüne mümânaʻat ideceği zâhir olmak hasebiyle husûs-ı merkûmuñ münâsibi bi’t-te’emmül merkûm Deli Hasan’ıñ mukaddemen hakkında sudûr eden emr-i ‘âlî geçen sene sefere gelmemesine ve me’mûriyet vesîlesiyle ba‘zı ta‘addiyâta ibtidârına mebnî olduğundan ‘afvıyla bu def‘a sefer-i hümâyûna me’mûrîyeti bâbında emr-i ‘âlî gönderildiği hâlde bizim tarafımıza gelmesi melhûz olduğundan sefer-i hümâyûna gelür ise gâ’ilesi şimdilik tabî‘atıyla def‘ olunmuş olacağı ve mütesellîm-i mûmâ ileyh ve karındaşınıñ te’dîbi murâd olunduğu takdîrce Adana eyâletiniñ âhare tevcîhine hâcet olmayub kapucıbaşılık ve mukāta‘alarınıñ ref‘i ile matlûb hâsıl olacağı hâtıra gelmiş olduğundan merkûm Deli Hasan’ıñ ‘afvıyla sefer-i hümâyûna me’mûriyeti bâbında bir kıt‘a emr-i ‘alî takrîr ve savb-ı sa‘âdetlerine tesyîr olunmağın nezd-i müşîrîlerinde dahî bu vechile tasvîb kılınur ise emr-i şerîf-i mezkûruñ merkûma irsâliyle bu tarafa gelmesi esbâbınıñ istihsāli ve münâsib görülmediği hâlde emr-i mezkûruñ bu tarafa i‘âdesiyle muktezā-yı vakt ü maslahata göre bu bâbda lâzım gelen tedâbîriñ icrâsı şıkklarınıñ hak-i pây-ı hümâyûndan bi’l-istîzân tanzīmi muhavvel-i ‘uhde-i kâr-âşinâyîleri idüği beyânıyla kā’ime-i meveddet tahrîr ve irsâl olunmuşdur. İnşâ’e Allâhu ta‘âlâ lede’l-vusûl bervech-i muharrer himmet buyurmaları me’mûldür.
Fî 9 CA sene 26.
(mühür: Abdühu Ahmed …)
Sıra No : 53
Belge No : C.TZ. 12-568.A
Tarih : 7 Şevvâl 1226/ 25 Ekim 1811
Konu : Ahmet Bey’in vefatı hasebiyle yerine kardeşi Mehmet Bey’in atanmasına dair.
Der-i devlet-mekîne arz-ı dâʻi-i kemîne budur ki:
Medîne-i Adana’da kâ’in bi’l-cümle ʻulemâ ve sulehâ, e’imme ve hutebâ, aʻyân ve eşrâf ve meşâyih-i esnâf ve sâ’ir vazîʻ ü refîʻ kulları bi-ecma‘ihim meclis-i şerʻa gelüb şu vechile niyâz ü istirhâm ederler ki:
Bundan akdem beldemiz mütesellimi olan Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı âlî Hasan Paşazâde Ahmed Bey kullarınıñ ecel-i müsemmâsı iş bu sene-i mübâreke Şevvâl-i şerîfi altıncı günü yevm-i çehârşenbe tamâmıyla vefât edüb medîne-i mezbûre etrâfı eşkıyâ makarrı olub derûn ü bîrûnu muhtell olmamak içün cümle-i ahâlî ve vücûh-ı kavmi iltimâsıyla müteveffâ-yı mûmâileyhiñ birâderleri hâlen Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı âlî Mehmed Bey kullarına Der-aliyyeden mütesellimlik emri zuhûruna kadar mütesellim nasb olunması iktizā etmekle bâ-mürāsele-i şerʻiyye mütesellim nasb olunmağla müteveffâ-yı mûmâ-ileyh iki seneye karîb emrâz-ı şettâ istîʻâbıyla bî-mecâl, sāhib-firâş olduğundan Devlet-i ʻAliyyeniñ nice husûsât-ı mühimmeleri taʻtîl ü te’hîr olunduğuna bir ferdiñ çendân rızāsı olmayarak vefâtına değin metrûk kalmağla el-hâletü hâzihi mûmâ ileyh Mehmed Bey kulları ez-kadîm belde-i mezbûreniñ hânedânı ve cümleniñ hayr-hâhı olub reşîd ve kâr-güzâr ve derûn-ı bîrûnuñ te’mîn-i eşirrâ ve eşkıyânıñ zabt-ı rabtı ve fukarâ-i vedîʻatu’l-llâhın asâyiş ve râhatı mîr-i mûmâ ileyhiñ mütesellimliğine mevkûf olub Devlet-i ʻAliyyeniñ şerʻî ve kânûnî evâmiri zuhûrunda bi-hasebi’l-vüsʻ ve’ttâka infâzına dahi müteʻahhid olmağla medîne-i mezbûre reʻâyâları bi-hikmeti’l-llâhi taʻâla çend seneden berü mezrûʻâtları be-gâyet ekall-i kalîl olub bâ-husûs bu sâl-i vahşet-encâmda neçeleriniñ bezrleri[87] kesret-i bârân ile gayrı hâsıl olub bu günlerde belde-i mezbûrda galâ dahi zāhir olmağla maʻâza’l-llâhu taʻâla hâricden ve ecnebîden vüzerâ ve ümerâ hazerâtından birine tevcîhle zuhûr ve ikāmeti münfehim olmak lâzım gelür ise etrâf ü eknâfa müteferrik ve perîşân olacakları nümâyân olmağla li’l-llâhi ta‘âlâ ve li-resûlihi rahmen li’l-fukarâ şürût-ı sâbıka misillü beş seneye kadar serhadd-i mansûrede muhâfız vülât-ı ʻizâmdan birine tevcîhiyle umûr-ı mütesellimliği mûmâ ileyh Mehmed Bey kullarına ihâle ve tefvîz buyurulması cümle fukarâ ve zuʻafâ ve ʻulemâ ve sulehâ ve refîʻ ü vazî‘ kullarınıñ meclis-i şerʻde niyâz ü istirhâmları olmağla fi’l-hakîka medîne-i mezbûrede galânıñ zuhûruyla fukarâları hâricden ve ecnebîden bir vâliye tākatleri olmayub mûmâ ileyh Mehmed Bey kullarınıñ evzâʻ ü etvârından bi’l-cümle ahâlî hoşnûd ve râzı olub eşirrâ ve eşkıyânın zabt u rabtı ve belde-i mezbûrenin râhatı ve taraf-ı saltanat-ı ʻaliyyeden zuhûr eden evâmir-i ʻaliyyenin infâzı[88] mîr-i mûmâ ileyhin bâ-emr-i ʻâlî mütesellimliğine mevkûf idüği bu dâʻîlerinin dahi ʻilmi muhît ü şâmil olub şürût-ı sâbıka misillü serhadd-i mansûrede vülât-ı ʻizâmdan birine tevcîhle beş seneye kadar mütesellimliği emri Mehmed Bey kullarına ihâle ve tefvîziyle cümlenin duʻavât-ı hayriyyelerine mazhar buyurulmak niyâzıyla ol ki vâkiʻü’l-hâldir hasbeten li’l-llâhi ta‘âlâ ve taleben li-duʻavâti’l- fukarâ pâye-i serîr-i a‘lâya ʻarz ü iʻlâm olundu. Bâkī emr ü fermân hazret-i men lehü’lemriñdir. Hurrire fi’l-yevmi’s-sâbiʻ min şehri Şevvâli’l-mükerrem li-sene sitte ve ʻışrîn ve mi’teyen ve elf.
El-ʻAbdü’d-dâ‘i li’d-devleti’l-ʻaliyyeti’l-Osmaniyye es-Seyyid Hasan el-müvellâ hilâfetuhu bi-medîne-i Adana.
Sıra No : 54
Belge No : Adana Ş.S. 54, img 4, sayfa 71, Belge 95
Tarih : 6 L 1226 /24 Ekim 1811
Konu : Ahmed Bey’in vefâtı üzerine kardeş Mehmed Bey’in Adana mütesellimi olarak tayin edilmesine dair.
İşbu biñ iki yüz yirmi altı senesi mâh-ı Şevvali’l-mükerremiñ altıncı günü yevm-i Çârşenbe sâbıkan Adana mütesellimi Ser-bevvâbin-i dergâh-ı ‘âlî Hasanpaşazâde Ahmed Bey vedâʻ-i âlem-i fânî idüb yevm-i mezbûrda maʻrifetimiz ve cümle vücûh-ı ahâlî maʻrifet ve iltimâsıyla birâderi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ‘âlî Mehmed Bey Adana eyâletine mütesellim nasb ü taʻyîn olunub Âsitâne-i ‘aliyye’den fermân-ı şerîf-i ‘âlişân zuhûruna kadar bâ-mürāsele zabt ve umûr-ı mütesellimliği idâreye taʻahhüd etdiklerinde yedine verilen mürāsele-i şerʻiyye işbu mahalle kayd ve şerh verildi.
Hurrire fî 6 L sene 1226 yevm-i Çarşenbe.
Sıra No : 55
Belge No : C.TZ. 12-568.B
Tarih : 08 Şevvâl 1226 /26 Ekim 1811
Konu : Ahmed Bey’in vefatı hasebiyle yerine kardeşi Mehmed Bey’in atanmasına dair arz.
Der-i devlet-mekîne arz-ı dâʻi-i kemîne budur ki:
Akreb-i civârımızda vâkıʻ medîne-i Adana’da kâ’in bi’l-cümle ʻulemâ ve sulehâ, e’imme ve hutebâ, aʻyân ve eşrâf ve meşâyih-i esnâf ve sâ’ir vazîʻ (ü) refîʻ kulları bi-ecma‘ihim meclis-i şerʻa gelüb şu vechile niyaz ü istirhâm ederler ki:
Bundan akdem beldemiz mütesellimi olan Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı âlî Hasan Paşazâde Ahmed Bey kullarınıñ ecel-i müsemmâsı (ile) iş bu sene-i mübâreke Şevvâl-i şerîfi altıncı günü yevm-i çehârşenbe tamâmıyla vefât edüb medîne-i mezbûr etrâfı eşkıyâ makarrı olub derûn (ü) bîrûnu muhtell olmamak içün cümle-i ahâlî ve vücûh-ı kavmi iltimâslarıyla müteveffâyı mûmâ ileyhiñ birâderleri hâlen Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ʻâlî Mehmed Bey kullarını Derʻaliyyeden mütesellimlik emri zuhûruna kadar mütesellim nasb olunması iktizā etmekle bâ-mürāsele-i şerʻî mütesellim nasb olmağla müteveffâ-yı mûmâ ileyh iki seneye karîb emrâz-ı şettâ istiʻâbıyla bî-mecâl sāhib-firâş olduğundan Devlet-i ʻAliyyeniñ niçe husûsât-ı mühimmeleri taʻtîl ü te’hîr olunduğuna bir ferdin çendân rızāsı olmayarak vefâtına değin metrûk kalmağla el-hâletü hâzihi mûmâ ileyh Mehmed Bey kulları ez-kadîm belde-i mezbûrun hânedânı ve cümleniñ hayr-hâhı olub reşîd ve kâr-güzâr ve derûn (ü) bîrûnuñ te’mîni ve eşirrâ ve eşkıyânın zabt u rabtı ve fukarâ-i vedîʻatu’l-llâhın asâyiş-i râhatı mîr-i mûmâ ileyhin mütesellimliğine mevkûf olub Devlet-i ʻAliyyenin şerʻî ve kānûnî evâmiri zuhûrunda bihasebi’l-vusʻ ve’t-tâka infâzına dahi müteʻahhid olmağla medîne-i mezbûr reʻâyâları bihikmeti’l-llâhi taʻâla çend seneden berü mezruʻâtları be-gâyet ekall-i kalîl olub bâ-husûs bu sâl-i vahşet-encâmda niceleriniñ bezrleri kesret-i bârân ile gayr-i hâsıl olub bu günlerde keyli kırk guruşdan ziyâdeye yedlerine girmeyüb belde-i mezbûrda galâ zâhir olmağla maʻâza’lllâhu taʻâla hâricden ve ecnebîden vüzerâ ve ümerâdan birine tevcîhle zuhûr-ı ikāmeti münfehim olur ise etrâfa müteferrik ve perîşân olacakları nümâyân olmağla li’l-llâhi taʻâla li-resûlihi rahîmen li’l-fukarâ şürût-ı sâbıka misillü beş seneye kadar serhadd-i mansûrede muhâfaz vülât-ı ʻizâmdan birine tevcîhiyle umûr-ı mütesellimliği mûmâ ileyh Mehmed Bey kullarına ihâle ve tefvîz buyurulmasını cümle fukarâ ve zuʻafâ, ʻulemâ ve sulehâ ve refîʻ ü vazîʻ kullarının meclis-i şerʻde niyâz ve istirhâmları olmağla fi’l-hakîka medîne-i mezbûrede galânın zuhûruyla fukarâları hâricden ve ecnebîden bir vâliye tākatleri olmayub mûmâ ileyh Mehmed Bey kullarınıñ evzâʻ ü etvârından bi’l-cümle ahâlî hoşnûd ve râzı olub eşirrâ ve eşkıyânıñ zabt u rabtı ve belde-i mezbûreniñ râhatı ve taraf-ı saltanat-ı ʻaliyyeden zuhûr eden evâmir-i ʻaliyyeniñ infâzı[89] mîr-i mûmâ ileyhiñ bâ-emr-i ʻâlî mütesellimliğine mevkûf idüği bu dâʻîleriniñ ʻilmi muhît ü şâmil olub şürût-ı sâbıka misillü serhadd-i mansûrede olan vülât-ı ʻizâm efendilerimizden birine tevcîhle beş seneye kadar mütesellimliği emri Mehmed Bey kullarına ihâle ve tefvîziyle cümleniñ duʻavât-ı hayriyyelerine mazhar buyurulmak niyâz ol ki vâkıʻü’l-hâldir hasbeten li’l-llâhi taleben li-duʻavâti’l-fukarâ pâye-i serîr-i a‘lâya ʻarz ü iʻlâm olundu. Hurrire fi’l-yevmi’s-sâmin min şehri Şevvâl li-sene sitte ve ʻışrîn ve mi’teyen ve elf (08 Şevvâl 1226/ 26 Ekim 1811).
El-ʻAbdü’d-dâ‘i li’d-devleti’l-ʻaliyyeti’l-Osmaniyye Müftizâde es-Seyyid Ahmed el-müvellâ hilâfetuhu bi-medîne-i Tarsus.
Sıra No : 56
Belge No : C.TZ. 12-568.C
Tarih : 9 ZA1226 / 25 Kasım 1811
Konu : Dündarlı Mukataasının 1213 senesinden 1226 senesine değin teslim edilmeyen cebeli akçelerinden Ahmet Bey’in zimmetinde biriken 41.788 guruşun tedarik ederek İstanbul’a gönderilmesine dair.
Der-i devlet-mekîne arz-ı dâʻi-i kemîne budur ki:
Uhdeñde olan ʻÂdet-i Ağnâm-ı Dündarlı Mukātaʻasınıñ iki yüz on üç senesinden yirmi altı senesine değin gayrı ez teslîmât mâl-ı mîrî ve cebelü akçalarından zimmetinde müterâkim olan mebâliği muktezā-yı gayret ü sadâkatin üzere bu günlerde ʻicâleten tedârük hazîne-i ʻâmireye irsâl eylemeñ husûsuna irâde-i seniyye taʻalluk eylediğine binâ’en hazîne-i ʻâmire defterlerinden ihrâc ve iş bu emr-i ʻâlîşâna mevzûʻan irsâl olunan mümzâ sûret-i defter nâtık olduğu üzere mukātaʻa-i merkûmeniñ sinîn-i merkûma mahsûben iktizā iden mâl-ı mîrî ve cebelüsünden zimmetin olan kırk bir biñ yedi yüz seksen sekiz guruş on dört akçayı ʻalâ eyyi hâlin tedârük ve bu günlerde Der-saʻâdete irsâl ve tesyîr müsâraʻat etmek bâbında Adana mütesellimi kullarına hitâben bir kıtʻa fermân-ı şerîf-i âlîşâna mübâşir taʻyîn buyurulan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan keyli mukātaʻacısı Mehmed Raif Efendi dâʻîleri yediyle medîne-i Adana mahkemesine lede’l-vurûd bi’l-cümle vücûh-ı ahâlî muvâcehelerinde feth ve kırâ’at olundukda semʻan ve tāʻaten merâsimini ba‘de’l-edâ cevâblarında mütesellim-i mûmâ ileyh Ahmed Bey kullarınıñ akdemce vefâtında muhallefâtını ve bi’l-cümle düyûnu vücûh-ı ahâlî maʻrifeti ve maʻrifetimiz ile tahrîr ve mümzā defteri Der-aliyyeye irsâl ve tesyîr olunmağla lâkin mukāta‘a-i mezbûreniñ hazîne tertîbi üzere mîrîsini edâ etmek şartıyla kuyûda mürâcaʻat ve teslîmi ihrâc olunduğu hâlde düyûn-ı cüz’îsi kalmak iktizā eylediği maʻlûm-ı rahîmâneleri buyuruldukda mukātaʻa-i mezbûrenin tevcîhi târîhinden yirmi altı senesi gâyetine kadar gayrı ez teslîmât hazîne tertîbi üzere hesâb buyurulub bākī düyûn-ı cüz’îsi kalmış ise beyân buyurulmaları niyâzında oldukları ol ki vâkıʻü’l-hâldir bi’l-iltimâs pâye-i serîr-i aʻlâ-yı ʻadâlet-masîre ʻarz ve iʻlâm olundu. Bākī emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emriñdir. Hurrire fi’l-yevmi’t-tâsi‘ min şehri Zi’l-ka‘deti’ş-şerîfe sene sitte ve ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
El-ʻAbdü’d-dâ‘î li’d-devleti’l-ʻaliyyeti’l-Osmaniyye es-Seyyid Hasan el-müvellâ hilâfetuhu bi-medîne-i Adana.
Sıra No : 57
Belge No : C.TZ. 12.568.D
Tarih : 1 Aralık 1811/ 15 ZA 1226.
Konu : Adana, Tarsus ve Sis mukāta‘ası mutasarrıfları Ahmed, Mehmed ve Mustafa Beylerin malikâne süresince ödemeleri gereken meblağdan bir kısmının kaldığı, Ahmed Bey’in vefat etmiş olması nedeniyle bir kısmının Mehmed Bey tarafından ödendiği, bir kısmının ise Mehmed Bey’in mütesellimlik emriyle birlikte toplanıp Hazine-i Âmire’ye gönderileceği.
Der-i devlet-mekîne arz-ı dâʻî-i kemîne budur ki:
Mukātaʻat-ı mîriyyeden Adana ve Tarsus ve Sis mukātaʻası mutasarrıfları Ahmed Bey ve birâderi Mehmed Bey ve ammizâdeleri Mustafa Bey’in iştirâken ber-vech-i mâlikâne uhdelerinde olan mukātaʻa-i mezbûreniñ tevcîhi târîhi olan iki yüz bir senesinden yirmi beş senesi gāyetine değin mâldan gayrı ez havâlât ve teslîmât-ı zimmet-i mîriyyeleri olan yirmi iki biñ sekiz yüz on altı buçuk guruşun tahsīli bâbında sādır olan emr-i şerîf mantûku üzere mâl-ı mukātaʻa-i mezbûreden fakat beş biñ guruş tahsīl ve poliçe temessükü irsâliyle mâʻadâsı mukātaʻanın reʻâyâları yaylakdan ʻavdet ve Eylül hulûlünde tahsīl olunacağı bâ-iʻlâm müteʻahhid olunmuş ise de ile’l-ân bir akçası etmediği vürûd etmediği kuyûddan müstebân olmağla baş muhâsebeden muhrec sûret-i defter nâtık olduğu üzere gayrı ez havâlat ve teslîmât ve poliçe ümerâ-i mûmâ ileyhin bākī zimmetleri olan on yedi biñ sekiz yüz on altı buçuk guruşun te’hîri bir vech ile mümkin olmayub bi-eyyi vechin tahsīl ve tesbîl eylemek bâbında bir kıtʻa fermân-ı şerîf-i ʻâlîşân mübâşir taʻyîn buyurulan hâcegân-ı Dîvân-ı hümâyûndan keyli mukātaʻacısı Mehmed Raif Efendi dâʻîleri yediyle medîne-i Adana mahkemesine lede’l-vurûd bi’l-cümle vücûh-ı ahâlî ve emîrân-ı mûmâ ileyhümâ muvâcehelerinde feth ü kırâ’et olundukda semʻan ve tâʻaten merâsimini baʻde’l-edâ cevâblarında gayrı ez teslîm bākī matlûb buyurulan on yedi biñ sekiz yüz on altı buçuk guruşdan bu defʻa imtisâlen li-emr-i ʻâlî dört biñ beş yüz guruş mübâşir-i mûmâ ileyh Mehmed Raif Efendi dâʻîlerine bâ-poliçe teslîm ve yedinden makbûz-ı tahvîl ahz olunmuş olmağla imdi bākī kalan on üç biñ üç yüz on altı buçuk guruşun tahsīli müteveffâ Ahmed Bey kullarının birâderi Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı ʻâlî Mehmed Bey kullarının bâ-emr-i ʻâlî mütesellimlik emri zuhûruna mevkûf olub inşâ’e’r-rahman mütesellimlik emri zuhûrunda bākī iktizā eden ol mikdâr yerlü yerinden cemʻ ü tahsīl ve hazîne-i ʻâmireye irsâl ve teslîm olunacağı niyâzına mîr-i mûmâ ileyh Mehmed Bey kullarının istirhâmı ol ki vâkıʻü’lhâldir bi’l-iltimâs pâye-i serîr aʻlâya ʻarz ü iʻlâm olundu. Bākī emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emriñdir. Hurrire fi’l-yevmi’l-hâmis ve’l-aşer min şehr-i Zi’l-kadeti’ş-şerîfe sene sitte ve ışrîn ve mi’eteyn ve elf.
El-ʻAbdü’d-dâ‘i li’d-devleti’l-‘aliyyeti’l-Osmaniyye es-Seyyid Hasan el-müvellâ hilâfetuhu bi-medîne-i Adana.
Sıra No : 58
Belge No : C. ML 357/14606-1
Tarih : 19 S 1235 / 07 Aralık 1819
Konu : Adana mütesellimi esbâk merhûm Ahmed Bey’in mukātaasından terâküm eden 146.916 guruş borcunu Ahmed Bey’in vereselerinden alınmasına dair.
Devletlü ʿinâyetlü atûfetlü merhametlü veliyyü’n-niʻam efendim Sultānım hazretleri devlet ü ikbâl ile sağ olsun.
Arzuhâl-i kullarıdır ki:
Teke cânibi nüzl emânetimiz hengâmında Adana mütesellimi esbâk merhûm Ahmed Bey’iñ mukātaʻa-i mezkûrdan terâküm eden mâl-ı mîrîsi olan yüz kırk altı biñ dokuz yüz on altı guruş zuhûr eden düyûnundan masârıfımız olan kırk beş biñ guruşu mîr-i mûmâ ileyhiñ vereselerinden tahsīl olunmak üzere otuz üç senesine iʻtibâren tekâsıtıyla bâ-irâde-i cihân-dârî şeref-bahş-ı sudûr eden emr-i âlî ve bâ-iʻlâm-ı şerʻî havâle olunub meblağ-ı mezkûrun otuz üç ve otuz dört senelerin iki taksît yirmi biñ guruş tahsīl ve ahz olunmağla işbu duhûl eden otuz beş senesi taksîti olan on biñ guruşun vakti hulûl etmiş olduğu merâhim-i aliyyelerine mercû buyuruldukda mârrü’z-zikr meblağ-ı merkûmun tahsīli bâbında sâbık Adana vâlîsine hitāben bir kıtʻa emr-i âlî ısdâr buyurulmuş ise de vâlî-i müşârün ileyhin azli îcâb etmekle husûs-ı mezkûr ol-vechile pes-mânde kaldığı maʻlûm-ı veliyyü’n-niʻamâneleri buyuruldukda meblağ-ı mezkûrun tahsīli hâvî hâlen mutasarrıfı vâlî-i müşarün ileyhe hitâben bir kıtʻa mücedded emr-i âlî ısdâr buyurulması bâbında emr ü fermân devletlü ʿinâyetlü merhametlü veliyyü’n-niʻam efendim sultânım hazretleriniñdir.
Bende Es-seyyid Halil Ser-bevvâbîn-i dergâh-ı âlî voyvoda-i Pirlepe hâlen.
Mûcebince te’kîdi hâvî emri tahrîr oluna.
İzzetlü Defterdâr Efendi iktizāsını tanzîm eyleyesin deyu buyuruldu. Fî 18 C sene 35.
Verilen fermân kaydı.
Dergâh-ı ‘Âlî kapucıbaşılarından Pirlepe (?) voyvodası Halil dâme mecduhunun takdîm eylediği bir kıtʻa takrîri mefhûmundan Adana Mütesellimi esbâk müteveffâ Ahmed Bey’in Adana eyâleti mukātaʻasından terâküm eden maʻlûmü’l-mikdâr duyûnundan kırk beş biñ guruşu kapucıbaşı mûmâ ileyhin Teke nüzl emâneti masârifinden düyûnu matlûbuna mahsûben mütekassıtan edâ olunmak üzere havâle olunub otuz üç ve otuz dört seneleri taksîtleri olan yirmi biñ guruş tahsīl ve ahz olunmuş ve işbu otuz beş senesi taksîti olan on biñ guruş vakti hulûl etmiş olmağla meblağ-ı mezbûrun tahsīliçün sen ki vezîr-i müşârün ileyhsin saña hitâben bir kıtʻa emr-i şerîf sudûrunu tahrîr ve istidʻâ eylediği ecilden kabûlü lede’l-harâciye eyâlet-i Adana Mukātaʻasının iki yüz on bir senesi mâlı iştirâsından yirmi beş senesi gâyetine değin terâküm eden mâl-ı mîrîsinden Adana mütesellimi esbâk müteveffâ Ahmed Bey’iñ gayr-i ez-teslîmât yüz kırk altı biñ bu kadar zimmet-i mîrîsi îcâb etmiş ve kırk beş biñ guruşu bârûznâmçe-i hümâyûn kapucıbaşı mûmâ ileyhin emânet-i mezkûre mesârifinden olanı matlûbu alınan meblağ-ı mezbûre havâle olunmuş ve kusûr yüz bir biñ dokuz yüz on altı guruşu cânib-i mîrîye â’id olunarak Hazîne-i Âmireye teslîmi lâzim gelmiş ise de verese-i müteveffâ-yı mîr-i mûmâ ileyhin defʻaten edâsına kudreti olmayacağından taksîte rabtı husûsunu mukaddemen lede’l-istidʻâ emîn-i mûmâ ileyhin havâlesi olan meblağ-ı mezbûr sene-be-sene verese tarafından tahsīl olunacak akçadan te’diye olunmak üzere senede on biñ guruş taksîte rabt olunmuş ise de meblağ-ı mezbûr yüz bir biñ bu kadar guruşun bu vechile te’diyesi on seneye muhtâc olub lâkin meblağ-ı mezbûr emvâl-i mîriyeden olduğundan der-kenâr olan mesârif-i mühimmeniñ idâresi bu makûle emvâl-i mîriye bir sâʻat evvel tahsīli ve teslîmine mütevakkıf olduğuna binâ’en emîn-i mûmâ ileyhin havâlesi olan meblağ-ı mezbûr mukaddemen nizâm verildiği üzere edâ olunmak vechile verese-i merkûmeniñ hâlleri tahkīk ve hadd-i taʻrîfine iblâğ olunarak sâlifü’z-zikr cânib-i mîrîye â’id yüz bir biñ bu kadar guruşun münâsibi vechile taksîte rabtı mâbeynde işbu sene-i mübâreke Muharremü’l-harâmınıñ saña hitâben emr-i şerîf verilmiş olduğu kuyûddan müstebân olmağla kusûrunda kapucıbaşı mûmâ ileyhin nüzl emânetinden duyûn-ı matlûbeye mahsûben havâle olunmuş kırk beş biñ guruş otuz üç ve otuz dört seneleri taksîti olan meblağ-ı mezbûrun ahz olunmak ve kusûr iktizā eden mebâliğden otuz beş senesi taksîti olan biñ guruşun tahsīli içün emr-i şerîf iʻtâsı istidʻâ kılınmış ve gayr-i ezhavâle cânib-i mîrîye otuz bir biñ bu kadar guruş münâsibi vechile taksîte rabtıçün ber-vech-i muharrer emr-i şerîf verilmiş olduğuna binâ’en havâle olunmasınıñ hulûlü vürûduna kadar terkîni ve yâhud inhâ olduğu üzere emr-i şerîf ısdârı husûsuna berât-ı âlî-şânım menût idüği Başmuhâsebeden der-kenâr olunmağla istidʻâ olunduğu vechile emr-i şerîf ısdârı husûsuna irâde-i ‘aliyye taʻalluk etmekle ol vechile amel ü hareket olunmak fermân olmağın fî 12 S sene 1235 tarihinde hâlen Adana vâlîsi Vezîr Mehmed Celâleddin Paşa’ya ve Adana kādīsına ve zikri âtî husûsa me’mûriyetle ol tarafda olan Defterdâr-ı Şıkk-ı Evvelim mektûbcusu hulefâsından Derviş Abdullah zîde mecduhuya hitâben emr-i şerîf verildiği mukayyeddir. Fermân devletlü ʿinâyetlü sultânım hazretleriniñdir. Fî 19 S sene 1235.
(pençe)
Belgelerin Tıpkıbasımı

